27 Kasım 2008 Perşembe

Ben geldim geleli açmıyor gökler...




Ben geldim geleli açmıyor gökler.
Ya ben bulutları anlamıyorum.
Ya bulutlar benden birşeyler bekler.
...
Sezai Karakoç 

13 Ekim 2008 Pazartesi

Dünyadakiler...



"Mezardakilerin pişman oldukları şeyler için dünyadakiler birbirlerini kırıp geçirmektedir."İmam-ı Gazali

18 Eylül 2008 Perşembe

Üç Sual Bir Cevap




Mevlana C.Rumî'ye felsefecilerden bir grup geldi.Sual sormak istediklerini bildirdiler.Mevlana hazretleri bunları Şems-i Tebrizi'ye havale etti.Şems-i Tebrizi mescid de talebelere bir kerpiçle teyemmüm nasıl yapılacağını gösteriyordu.Gelen felsefeciler üç sual sormak istediklerini belirttiler,Şems-i Tebrizi; "Sorun !" buyurdu.İçlerinden birini başkan seçtiler.Hepsinin adına o soracaktı.
Sormaya başladı:
"Allah var dersiniz,ama görünmez,gösterde inanalım."
Şems-i Tebrizi hazretleri;
"Öbür sorunu da sor!" buyurdu.
Felsefeci;
"Şeytanın ateşten yaratıldığını söylersiniz,sonra da ateşle ona azâb edilecek dersiniz hiç ateş ateşe azâb eder mi?"dedi.
Şems-i Tebrizi;
"Peki öbürünü de sor ! "buyurdu.
Felsefeci;
"Ahirette herkes hakkını alacak,yaptıklarınız cezasını çekecek diyorsunuz.Bırakın insanları canları ne istiyorsa yapsınlar,karışmayın !" dedi.
Bunun üzerine Şems-i Tebrizi,elindeki kuru kerpici adamın başına vurdu.Soru sormaya gelen felsefeci,derhal zamanın kadısına gidip,davacı oldu.Ve;
"Ben soru sordum,o başıma kerpiç vurdu." dedi.
Şems-i Tebrizi;"Ben de sadece cevap verdim." buyurdu.
Kadı bu işin açıklamasını istedi.Şems-i Tebrizi şöyle anlattı:
"Efendim bana Allahü Teâlayı göster de inanayım, dedi.Şimdi bu felsefeci başının ağrısını göstersin de görelim."
Felsefeci şaşırarak;
"Ağrıyor ama gösteremem."dedi.
Şems-i Tebrizi;
"İşte Allahü Teâla da vardır,fakat görünmez.Yine bana,şeytana ateşle nasıl azâb edileceğini sordu.Ben ona toprakla vurdum.Toprak onun başını acıttı.Halbuki kendi bedeni de topraktan yaratıldı.Yine bana;
"Bırakın herkesin canı ne istese onu yapsın.Bundan dolayı bir hak olmaz." dedi.
"Benim canım onun başına kerpici vurmak istedi ve vurdum.Niçin hakkını arıyor ? Aramasa ya ! Bu dünya da küçük bir mesele için hak aranırsa,o sonsuz olan ahiret hayatında niçin hak aranmasın ? " buyurdu.
Felsefeci,bu güzel cevaplar karşısında mahcub olup,söz söyleyemez hale düştü. 

17 Eylül 2008 Çarşamba

Cam



Altınları cam karşılığı dağıtan kızılderiliyi hiçbir zaman gülünç bulmadım.
Cam altından çok daha asil.
İsrail peygamberlerinden beri lanetlenmiş bir maden,altın.
Adı,tarihin bütün cinayetlerine karışmış pıhtılaşmış kan,insan kanı.
Cam güzel çünkü kirli bir mazisi yok.
Cam güzel,çünkü kalbi var, kırılıverir.

Cemil Meriç


10 Eylül 2008 Çarşamba

Zahmet vakti...




Çünkü benden bir kahramanlık kalacak
Çünkü besmeleyle başladı.
Çünkü desturla tuttuk ne tuttuksa
Çünkü imanla çok şeylere çağrıldık.
Gözümüz dağlarda kaldı...
Eşya geride kaldı..
Dünya arkada bırakıldı...

Yalvarılmadı
Hiç
Kim
Se
Ye..
Ağlanmadı...
Razı olundu kabul edildi öpüp başa kondu.
Ve çünkü tövbe edildi.
Bir tövbe sancağı açıldı.
Bir zevek süreci devrildi.
Bir isyan kazanı devrilmedi.
İtiraz isyan akmadı.
Bir tövbe sancağı açıldı...
Çünkü bütün zamanlar toptan kullanıldı.
İçinde zalimlerin asılma sahneleri
İçinde kan akıtılanların kanlarının seli
İçinde mahzun edenlerin gözyaşı nehirleri
Çünkü tövbe edildi..!
Tövbe edildi...!

Ağıt güzel vakitlerindedir.
Estağfirullaaaaaallah ve işte böyle uzatarak.
Kalbim aç..
Etim yanık..
Dünya diz çöktüğüm yer kadardır,
Dizimin yanına da bir diz.
Dizimin yanına da bir diz.
Sağdan bir iki üç dört beş altı yedi..
Soldan bir iki üç dört beş altı yedi..
Bir sana bir sana...
Avucunu aç avucunu kapa dilini tut !
Aklını kravatın gibi çözat !
Şimdi bir damla gözyaşı bir iri yakut...

Cahit Zarifoğlu


4 Eylül 2008 Perşembe

Merhametli insan kaldı mı ?


Hz.Ömer arkadaşlarıyla sohbet ederken,huzura üç genç girer.Derler ki;"Ey halife,bu arkadaş bizim babamızı öldürdü.Ne gerekiyorsa lütfen yerine getirin."
Bu söz üzerine Hz. Ömer suçlanan gence dönerek;"Söyledikleri doğru mu ?"diye sorar,suçlanan genç der ki;"Evet doğru."
Bu söz üzerine Hz. Ömer;"Anlat bakalım nasıl oldu ?" diye sorar.Bunun üzerine genç anlatmaya başlar,der ki;"Ben bu kasabada hali vakti yerinde olan bir insanım ailamle birlikte gezmeye çıktık,kader bizi arkadaşların bulunduğu yere getirdi.Afedersiniz hayvanlarımın arasında bir güzel atım var ki dönen bir defa daha bakıyor,hayvana ne yaptıysam bu arkadaşların bahçesinden meyve koparmasına engel olamadım,arkadaşların babası içeriden hışımla çıktı,atıma bir taş attı atım oracıkta öldü.Kaçmak istedim fakat arkadaşlar beni yakaladı,durum bundan ibaret"dedi.
Bu söz üzerine Hz.Ömer;"Söyleyecek bir şey yok,bu suçun cezası idam.Madem suçunu da kabul ettin"dedi.
Bu sözden sonra delikanlı söz alarak "Efendim bir özürüm var"diyerek konuşmaya başladı:"Ben memleketinde zengin bir insanım,babam rahmetli olmadan bana epey bir altın bıraktı.Gelirken kardeşim küçük olduğu için saklamak zorunda kaldım.Şimdi siz bu cezayı infaz ederseniz yetimin hakkını zayi ettiğiniz için Allah (cc) indinde sorumlu olursunuz,bana üç gün izin verirseniz ben emaneti kardeşime teslim eder gelirim,bu üç gün içinde yerime birini bulurum"der.
Hz.Ömer dayanamaz der ki;"Bu topluluğa yabancı birisin,senin yerine kim kalır ki?"
Sözün burasında genç adam ortama göz atar,der ki;"Bu zat benim yerime kalır." O zat Hz.Peygamber Efendimiz'in (a.s.m) en iyi arkadaşlarından daha yaşarken cennetle müjdelenen Amr Ibni As'tan başkası değildir.
Hz.Ömer "Ey Amr,delikanlıyı duydun"der."Evet,ben kefilim" der ve genç adam serbest bırakılır.
Üçüncü günün sonunda gençten bir haber yoktur.Medine'nin ileri gelenleri Hz.Ömer'e çıkarak gencin gelmeyeceği,dolayısıyla Amr Ibni As'a verilecek idam yerine maktulün diyetini vermeyi teklif ederler,fakat gençler razı olmaz ve "Babamızın kanı yerde kalsın istemiyoruz"derler.
Hz.Ömer der ki;"Bu kefil babam olsa fark etmez cezayı infaz ederim."
Hz.Amr Ibni As ise tam bir teslimiyet içerisinde der ki;"Biz de sözümüzün arkasındayız."
Bu arada kalabalıkta bir dalgalanma olur ve insanların arasından genç görünür.
Hz.Ömer gence dönerek der ki;"Evladım gelmeme gibi önemli bir nedenin vardı neden geldin?"
Genç vakurla başını kaldırır ve (günümüz insanı için pek de önemli olmayan)"AHDE VEFASIZLIK ETTİ demeyesiniz diye geldim"der.
Hz.Ömer başını bu defa çevirir ve Amr Ibni As'a der ki;"Sen bu delikanlıyı tanımıyorsun nasıl oldu onun yerine kefil oldun."
Cevap anlamlıdır;"Bu kadar insanın içerisinden beni seçti.İNSANLIK ÖLDÜ dedirtmemek için kabul ettim"der.
Sıra gençlere gelir,derler ki;"Biz bu davadan vazgeçiyoruz."
Bu sözün üzerine Hz.Ömer;"Ne oldu,biraz evvel babamızın kanı yerde kalmasın diyordunuz ne oldu da vazgeçiyorsunuz?"der.
Gençlerin cevabı da dehşetlidir;"MERHAMETLİ İNSAN KALMADI DEMEYESİNİZ DİYE."   


 

29 Ağustos 2008 Cuma

Günah yaşı...




"Yavrucuğum,bundan sonra günah olur."
Deyince ninesi,
Namaza başlamış arkadaşım.
Sahi anne benim de
Geldi mi günah yaşım?

Bestami Yazgan

31 Temmuz 2008 Perşembe

Dua tebessümdür...



Hep zor zamanlarda elimizi açacağımızı sanarak büyüdük.
Ama öğrendik ki öyle değilmiş bu.
Kuşlar zor zamanda kaldığı için dua ediyor değil.
Çiçekler her an duada.
Bir tebessümdür papatya ve bir çocuk gibi hep zikirli,şükürlüdür:"Bu güzellik Senden ey sonsuz süsleyici"der.Dilimiz unutsada duayı,yanaşmasak da acizliğimizi görmeye,biz duadayızdır yine.
İyi ki bu su varmış der ihtiyaç ateşiyle yanan hücrelerimiz.
Dua tebessümdür bu yüzden.
Şöyle derin bir nefes alırken/verirken gözlerimizin içi güler.
Güler ve gökyüzünü dolduran bir tefekkürü iletiriz o adrese.
Her yaprak yeşil kaldığı için...Her çiçek rengarenk tebessüm ettiği için...Her kuş her taneyi gagaladıkça...
Bütün acizler ihtiyaçlarını gördükçe...bin bir dua bin bir kabul vardır gözlerimizin önünde.
Farkına varsak da varmasak da sonsuz fukaraların bir Sultanı vardır.
Bu böyledir ve başka türlüsü düşünülemez.
Okul kitapları çocuklarımızı "tabiat ana"nın kucağına atsa da...
Yapılmışı yapan gibi gösterirken...
Hiç olacak şey mi sanatla sanatkârın karıştırılması?
Elma bir tebessümdür,portakal,üzüm,kayısı...
Gül ayrı bir tebessüm.
Der ki ağaçlar!"Acizsiniz aciz'"Ne ben de elma yapacak güç var ne siz de.
Uzatın ellerinizi.
Bir zikriniz olsun koparıp ısırırken,bir fikriniz bir de şükrünüz işte!
Zaten zikir,fikir,şükür velvelesine gark olmuş âlemde senin de sesin olsun.
Bu koroda yerini al.
Yoksa bütün meyvelerin,çiçeklerin nefreti yağacak üstüne.
Bu tebessümleri acılaştırma.

25 Temmuz 2008 Cuma

Buraya razı değiliz...



Biz buralı değiliz,buraya razı değiliz,babamızın doğduğu yer cennettir."Cennetli" olanlar "cennettlik" olmak için çalışmalı değil mi?
Senai Demirci





17 Temmuz 2008 Perşembe

Yusuf olmak...


Yusuf olmaya talip oluruz;ama kuyularımızı kendimiz kazarız derunumuza..inen kovaların aydınlığa vesile olduğunu düşünmeyiz,Yakub'un sesini duyarız sessizlikte de,sesin sözüne kulak asmayız,korkarız yüreğimizin sesinden,kulaklarımızı tıkarız,/içimizde yankılanan sesin müjdesini duyamayız/sonra da karanlıktan şikayet ederiz...kara kara düşünürüz,gün ağarırken biz kuyumuzda güneş'ten bi haber ağlarız,ağlarız...
Sare Nokta