29 Kasım 2011 Salı

Seni çay içerken izlemek



Seni çay içerken izlemek,
Seni çay doldururken,
Seni demlerken çayı,
Kimseler inanmasa da düpedüz sevap

Alper Gencer

Anıların kalır


Gitmekle gidilmiyor ki...
Gitmekle gitmiş olmazsın;
gönlün kalır,
aklın kalır,
anıların kalır.

Cemal Süreya

26 Kasım 2011 Cumartesi

Ey Hamza Kalk!



Vahşi'nin mızrağı ıslık çalarak devam ediyor yoluna.Yoluna devam eden biri daha var: Hz. Hamza.Sonunda iki yol kesişiyor. Allah'ım ne manzara! Mızrak göğsünü deliyor Hamza'nın.  Kendisine özgürlük vaat edilen köle ciğerini söküyor arslanın ve Hind'e veriyor çiğnemesi için. Hind doymuyor. Arslan kulağından bir kolye takmak istiyor boynuna, arslan burnundan bir bilezik, arslan gözlerinden halhal. Ah! Manzarayı gördüğünde yüreği dayanmıyor Rasulullah'ın! Gözyaşları süzülürken: " Hiç kimse senin kadar musibete uğramamıştır ve uğramayacaktır. Benim için bundan daha büyük bir musibet olamaz. Ey Rasululllah'ın amcası Hamza! Ey Allah ve Rasûlü'nün arslanı Hamza! Ey Hayırlar işleyen Hamza! Ey Rasulullah'ın koruyucusu Hamza! Allah sana rahmet etsin! Eğer yas tutmak gerekseydi, sana yas tutardım!"diyor. O sırada uzaktan bir kadının tozu dumana katarak yaklaştığını görüyor Nebî. Hz. Hamza'nın kızkardeşi Safiyye bu! "Annene söyle geri dönsün. Kardeşinin cesedini görmesin!" diyor, Zübeyr b. Avvam'a.  Zübeyr yolunu kesiyor annesinin. Safiyye, razı olmuyor. "Onun başına gelenler Allah yolunda başına gelmiştir. Biz Allah yolunda bundan daha beterine de razıyız. Sevabını Allah'tan bekleyeceğiz. İnşallah sabredip katlanacağız." Safiyye, Hz. Hamza'nın başına geldi. Ağabeyini gözyaşlarının arkasından seyretti son kez.
"İnna lillah ve inna ileyhi râciûn" sözleri döküldü dudağından. Sonra sessizce ağlamaya devam etti.
Onu gören Hz. Peygamber ve Hz. Fâtıma da gözyaşlarıyla katıldılar hıçkırıklara. Bu öyle bir tabloydu ki çok geçmeden bir melek dahil oldu içine: Cebrail Aleyhisselam. Bir haber getirdi o büyük melek. Göklerde, " ALLAH VE RESÛLÜ'NÜN ARSLANI HAMZA!" yazdığını bildirdi Hz. Peygamber'e.
Vahşi'nin mızrağı ıslık çalarak devam ediyor yoluna.
Hz. Peygamber sesleniyor Medine'den: " EY HAMZA KALK!

Ali Ural
(sonpeygamber)


25 Kasım 2011 Cuma

Ertan,alsana şu tüfeği duvardan


Öfkemi devletle bir toprağa gömüyorum
Aklımsa çamura saplandı saplanacak
Şems çeker çıkarır kitabı havuzdan; kuru
Ertan, alsana şu tüfeği duvardan benim ellerim ıslak.

Ah Muhsin Ünlü

19 Kasım 2011 Cumartesi

Çocuk sevindirin



“Cennette büyük bir köşk vardır.İsmi ferah evidir.
Buraya ancak çocukları sevindirenler girer.”

 Hz.Muhammed (asm)

18 Kasım 2011 Cuma

SubhanAllah

SübhanAllah!

SübhanAllah” sözü, dudağına değer değmez, kendi varlığının titrekliğini hissettirir sana.
Rabbini, kusurdan, noksandan, zulümden uzak görürken, kendi kusurlarını, kendi noksanlarını, kendi karanlık yanlarını görmeye başlarsın.
Bütün hatlarınla varlık iddiasından geri çeker seni “SübhanAllah!"
Hatırlatır ki, varlığın senin elinde değil; asla senin elinde olmadı.
Yokken varlığına dair bir fikrin yoktu.
Var olma isteğin de yoktu.
Rabbine uzaklığının nişanesidir “SübhanAllah!” Uzaklıkların en uzağı ise yokluktur; hiçliktir.
Yok olan uzaktır; öylesine uzaktır ki, uzak sözcüğü bile yetmez uzaklığını ölçmeye…
Şimdi bir düşün.
Olsan da olmasan da birdi dünya; senin yokluğun bir şeyi eksik etmeyecekti yeryüzünden.
Sen olmadığında kimse yokluğunu farketmeyecekti.
Ama şimdi varsın; yokluğun dipsiz kuyusundan çıkarıldın.
Rabbinin dilemesiyle var edildin.
Rabbin seni var etmeyi diledi; ellerin yokken elinden tuttu, yüzün yokken yüzüne baktı.
İyi bil ki, en büyük sürprizdir varlığın; seni var-yok arası bir titreklikten çıkaran Rabbine minnettarlığının en doğru ifadesidir "SübhanAllah" 

Senai Demirci


11 Kasım 2011 Cuma

herşey düzelir



Çok yükseklerde bir dağ evinde,
Sabah namazında kapını çalan bulutlara dokununca.
"Ulan bu dünyada herşey düzelir." diyor insan.

 Tarık Tufan
 

5 Kasım 2011 Cumartesi

Benim gördüğümü sen de görüyor musun?


Hani insan bazen gökte yabancı bir cisim görür de gözlerine inanamaz ya, yanındakine "Benim gördüğümü sen de görüyor musun?" diye sorar. Ben de seninleyken gözlerime inanamıyordum. Kulaklarıma inanamıyordum. Vücudumdaki hiçbir hücreye inanamıyordum. Kimseye soramıyordum da "Benim gördüğümü sen de görüyor musun?" diye...

Murat Menteş

3 Kasım 2011 Perşembe