29 Mart 2012 Perşembe

gibi çocuk


 
 
gözlerin yağmurdan yeni ayrılmış
gibi çocuk, gibi büyük, gibi sımsıcak

sen bir şehir olmalısın ya da nar
belki Granada, belki eylül, belki kırmızı

gövden ruhunun yaz gecesi mi ne
çok idil, çok deniz, çok rüzgâr

çocukluğun tutmuş da yine âşık olmuşsun
sanki bana, sanki ah, sanki olur a

aşk bile dolduramaz bazı âşıkların yerini
diye övgü, diye sana, diye haziran

heves uykudaysa ruh çıplak gezer
gazel bundan, keder bundan, sır bundan

gözlerin şehirden yeni ayrılmış
gibi dolu, gibi ürkek, gibi konuşkan

hadi git yeni şehirler yık kalbimize bu aşktan
 
Haydar Ergülen
 
 

21 Mart 2012 Çarşamba

Hadi çay hazır!

 
 
Sonra bir ses duymalı kocaman bir şefkâtle,
"Hadi çay hazır...'

arar mıydı/n/?

 
 
“Cevap vermediğine göre onun gözünde benim gibi biri yoktu. Eğer onun gözünde yoksam ne kadar yokum diye düşünmeye başladım. Bunun derecesini tayin etmeye çalıştım. Bütünüyle mi yoktum acaba yoksa kısmi bir yokluk muydu benimki? Dünyada iki kişi kalsak mesela arar mıydı? Aramazsa herhalde kati surette yok sayılırdım onun gözünde”.

Emrah Serbes
 
 

gelsem Sana




Sensin bana sanki kendimden bana içimden tüten.



Cahit Zarifoğlu






Üzülme!



Üzülme!
Yüzün yerde geziyorsan, ellerin boynuna sarılı ise, içini ısıtacak haberlerin mürekkebi damlıyor olmalı ömrünün defterine. Kar yağıyorsa güvendiğin dağlara, yarının ovalarında rengârenk çiçeklerin olacak demektir. Hırçın fırtınalar sarsıyorsa sevinçlerinin zirvesini, rüzgârlar dövüyorsa umudunun yamaçlarını, bir yüce dağsın sen demek ki, az bekle, eteğinden serin pınarlar akmaya başlayacak demek ki... 
SENAİ DEMİRCİ


Hadi...




Gülümse.

Tozu gitsin yalnızlığımın.

Atila İlhan



Ya Sabır!



Allah sevdiği kula azap etmez,ona sıkıntı verir ve sabrettirir.

Tarık Tufan

15 Mart 2012 Perşembe

beşer esad Veda Hutbeni Çocuklar Yazsın!



Sen ne kadar ürürsen ürü Allah mazlumların kervanını yürütecek!

Rabbim sen istersen Humus’un ruhunu alır fatihasını kurşun diye sıkarsın , tasma yağdırırsın kalbi köpeklerin ağzında gezen zalimlere! Sen istersen vicdanı sapan tutan başlar karşısında ekmeğin kefeni olmuş mazlum ağızlara kevserini damlatırsın!

Sen istersen mermiden çatalına, çocukların etini dolayan keyifperestlerin sofrasına kan çanaklarını dizer kursaklarına devirdikleri sokakları indirirsin! Sen istersen Muhammed’(asm)in sırtına biner secdeye yine zafer eker Hüseyinler! Sen istersen okşanacak çocuk başlarını kurşunla tarayanların saçlarını ellerine verirsin! Bu savaşın gözyaşı hakemi Muhammed(asm) olsun en çok kim ağladı kadınlar kan yumaklarından en çok hangi evlatları için kefen ördü, kimin yalın ayağı meleklerin yanağında çelme, kimin salyalı rüyası hangi kızın uykusunda namlu!

Ümmete bak!
İçinde Allahuekber yazılı cesetler Müslüman ayakların asfaltı olmuş. Bükülemeyen köpek başları tabutların dibinde öpülmüş! Peygambere gözün arkada kalmasın Ya Muhammed(asm) diyen ümmet arkada kalanların celladı olmuş! Biri plazmasında gözü serçe oyuğu çocukları görmüş, ekranı kan tutunca zoom mücahidi olmuş, diğeri kahvesine şeker dilenen keyfin maşası olmuş da ah vah edip Humus’u Azrail Stadı diye izler olmuş!

Biri dizisi kaçmasın diye rahatının mesaisine mıhlanmış ki Humusta bir dizi mazlum ölmüş!
Ümmete bak ümmete! Azrail köşe yazarı olsaydı ölümüne okunurdu Humus! İsrafil ölüm üfleyen ağızların altında yatan çocukları gamzelerinden tutup şaha kaldırırdı ki görmezsiniz! Ne zaman ki sizin çocuklarınız da saçlarından tutula tutula kapı önlerine yığılacak, eteklerinin yırtığını Allah yamayacak işte o zaman anlayacaksınız komşunuz  kalbinizin külüne muhtaçmış!

Eşikler de dizlerini yerin yüzüne geçirerek yüreklerine düşmüş ateşle cansız oğullarının ayaklarını ısıtan annelerin dudaklarındaki toprak lekesi jönlerinizin gömleğindeki ruj lekesi değil! İşte o zaman anlayacaksınız!

Ey Beşar!
Veda Hutbeni !
Sana hoş ÇAKAL!
Diyecek çocuklar yazsın!
Sana veda etmek bir mazlumun kemiğini ocağında sızlatmaktır ki seni o topraklardan def edecek Allah’ın adaleti yakındır!
Sana öpülecek başa dayadığın silah ne kadar yakınsa Allah’ın adaleti mazluma da o kadar yakındır!

Esra Elönü

12 Mart 2012 Pazartesi

Kıyamet koptu!



"İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar," diyor Hz. Peygamber...
Ne hazin mâcerası insanın...
Uyanabilmesi için ölmesi lazım
Fakat ölüyor her gece,
diriliyor her sabah... 
En güzel uykuyu geçiyor uyanışın atı...
Uyumanın en güzel tarafı uyanmak.
Kıyâmet koptu...!....

Âh insan..

Hâlâ kıyâmet alâmetleri arıyor kitaplarda..!

A.Ali Ural


Zamansız...



Yavaşca dokun yaralarıma.
Yavaşca..
Annesi dün ölmüş çocuklara dokunurcasına, şefkatle...

Bin yıllık mushâfın sayfalarına nasıl dokunursa insan, öyle dokun..
Ben kolayca incinirim bilirsin.
Kolayca hasta olur,
kolayca vazgeçerim zor olan ne varsa.
Kolayca doğmuşum annem öyle söylüyor...

Bir nefeste doğmuşum gece yarısı.
Bir nefeste ölürüm biliyorum. Zamansız ölürüm.
Seni zamansız gördüm meselâ.
Zamansız kör oldu gözlerim. Zamansız yaşlandım.

Tarık Tufan


11 Mart 2012 Pazar






























Ben, ruhu, psikozla nevroz arasında çarmıha gerilmiş.
Ben, daha çok psikoz!

Daha çok nevroz!
Ben, beyni yıkanmış bir hain!
Ben, bir vebalı!
Ben bir salyalı
Ben bir terbiyesiz!
Ben bir hain!
Ben, kaderi kedere yazılmış ürkek bir nâra!
Ben, boşa çıkmış bir kehanetim cemiyetin rahminde.
Bütün belalar bana yazılsın.
Bütün zindanlar benim üstüme kapansın.
Bütün köpekler bana saldırsınlar dar sokaklarda.

Ben, yaşamak kavgasında yenik düşmüş havari.
Gençliğim, şizofren bir çıldırı halinde seyirtti durdu.
Ağırbaşlı bir duruşum olmadı.

Ben nihilizmin kapılarında alaya alınmış, algı sapmaları yaşayan, belleği silinmiş bir yerliyim.
Ben, bir cenin.
Erken yaşta şizofreniye tutulmuş yarı depresif bir köylü.
Ben, a’rafta kalmış bir yurtsuz.

Ben, beyni yıllarca acı sularla yıkanan çocuğum.
Yıllarca beynim yıkandı.
Çocuktum yıllarca, kirli bir çocuk!
Yıkanası bir çocuk.
Ben bir sakıncalıyım.
Ben bir lanetliyim.
Nevrotik bir yüzdür taşıdığım.
Ben, bu ülkenin, ben bu yığınların, ben bu toplumun nesi oluyorum?
Ben nesi oluyorum bu dünyanın?


Ben kimim soru soruyorum!
Bu ülke neresi? Burası neresi? Bu insanlar kim oluyor? Ben kimim?
Bu ülke belki de Babil!
Ben, Babil kulelerinde mi konuşuyorum yoksa?
Hayır, ben sadece kulak kesildim bu ülkeye.
Ben, gözleri kör, kulakları sağır, idrâkı bozuk bir sakıncalıyım.
Ben bir şizofrenim.
Ruhum elimden alınmıştır benim.
Ben kendi bedenine yük bir ölüyüm.


Kişiliği bozuk paranoid bir narsist diye konuşma hakkı elinden alınmış bir yerliyim ben.


Ben, aristokrat tiksintisi, ben, soylu Ortodoks bulantısı, ben bir mürted, ben bir yalnızlık şarkısıyım.
Ben, sâralı bir yüzüm.
Bulaşıcı müzmin bir vebânın boktan bir artığıyım ben!
Ben, feministlerce kaba bir bedevi maskülen, aydınlanmacı çağdaşlarca karanlık suratlı bir gerici, dindarlarca azgın, bozgun bir modernist, uysal ineklerce bir radikal, dinazorlarca bir geri kafalı, ya da sakıncalı, ya da anarşist, ya da, ya da, ya da!…


Ben bir yalancıyım.
Ben bir kaçağım.
Ben bir korkağım.
Ben bir küfürbazım.
Ben, ruhsuz bir salyangozum.
Ben bir kokarcayım.
Ben bir lağım faresiyim.
Ben, sessiz bir çığlık!
Ben, soysuz bir parya!


Hayır! Hayır! Hayır!
Ey sanrılarım!
Ey yüreğimde büyüyen azık!
Ey gözlerimde demlenen hüzün!
Ben bir aşkıyayım!
Ben bir doğum sancısıyım!
Ben, yeşil gözlü bir kan pıhtısıyım!
Ben, ben, ben!
Evet, yani ben!
Ruhu çarmıha gerilmiş kanlı bir idrak!
Miyop bakışlarıyla soylu bir merak!


Cahit Zarifoğlu

benim sensiz sevinecek bir şeyim yok



dünya soğur, akşam serinlerken,
benim sensiz sevinecek bir şeyim yok.
kılı kırk yardım, altını üstüne getirdim,
ve işte en gümüş cümlem:
içimi açtım sana.
içini açmak için.

Birhan Keskin


8 Mart 2012 Perşembe

ürperiyorum



Dostum
Üşüyorum dedin.
Üşüme.
Korkuyorum. 
 Korkma.
Kaçıyorum. 
Kaçma
  Ürperiyorum düşünceden.
Ürper

Cahit Zarifoğlu






Sarp yokuşun ne olduğunu sen ne bileceksin?




Niye olsun?



Osmanlı’da roman yoktu, niye olsun? Romanın ortaya çıkması için toplumsal çatışma gerekli. Toplumsal çatışma yoksa roman yok, destan var. İbret alınacak öyküler, efsaneler, meseller var."

Cemil Meriç


dostum,dossstuuum




Ne bir müjde al,ne gökyüzünde bir soluk.
Anla,
Bitmiş bir çek koçanı gibidir dostluk.



İbrahim Tenekeci


4 Mart 2012 Pazar

Bir Ayrılık (A Separatıon)




Film izlemeyi seven, hele  sonunu tahmin ettiğim filmlere tahamül edemeyip izlemekten vazgeçen ben amma ve lakin İran filmlerini ilgiyle ve severek izlerim.
Oskarlı ve Altın Ayılı filmimizin adı Bir Ayrılık -A Separatıon  (ya da bin ayrılık anne baba boşanmalarında bir değil bendenizde dahil ömrümün sonuna kadar yara değil deriiin yaralar içinde olan filmdeki  Termeh kardeşimi anlıyorum.Onunla ağladım inanın.)

filmin konusu Simin,Nader'den boşanmak ve kızını daha iyi şartlarda başak bir ülkede büyütmek istemektedir.Nader ise Alzheimer olan babasını yalnız başına bırakıp gitmek istemez. Kızlarının velayeti konusunda anlaşamayan çiftin boşanma davaları askıda kalır.Bununüzerine Simin annesinin evine taşınır.Simin'in eveden ayrılmasıyla aile düzeni alt üst olur.





3 Mart 2012 Cumartesi

Kalbini karartma!


Bir kimse, günah işlediği zaman kalbinde siyah bir nokta hâsıl olur. Eğer tevbe ederse, o leke silinir. Tevbe etmeyip tekrar günah işlerse, o leke büyür ve kalbin tamamını kaplar. Kalb, kapkara olur.

Hz.Muhammed (asm)



dünyaaa kadar

 
 
Özlediğim veya heves ettiğim dünya ile içinde bulunduğum dünya arasında,
kabul etmek gerekir ki dünya kadar fark var.
İbrahim Tenekeci
 
 

bir bardak demli çay

 
‎''Göz göze gelsek, kör olacaktık. Konuşsak, sözler bitecekti. Ve söylenecek bir çift söz kalsın diye konuşmuyorduk.
Gözlerimizi birbirine değdirmeden öylece oturalım.
Ve bir bardak demli çayın, insanın yüreğini ısıtan şefkatine sığınıp susalım.
Masada çay bardakları ve senin elin olsun..''
 
Tarık Tufan