30 Kasım 2014 Pazar

Şehit Furkan Doğan Yetimhanesi ve Hafızlık Merkezi'nin temeli atıldı.



Patani'de yaptırılan Şehit Furkan Doğan Yetimhanesi ve Hafızlık Merkezi'nin temeli atıldı. 

Hayırlı Olsun.

Furkan Doğan Patani yazıp 3072'ye göndererek 5 TL bağışlayıp siz de bir tuğla koyabilirsiniz.


 





26 Kasım 2014 Çarşamba

Kazanma ihtimalimiz var!





Suyunu içerken kulaklarını diken ve panik gözleriyle etrafı tarayan ceylan tedirginliğinde yaşıyoruz hayatı. Acaba şimdi ne olacak? Kapıyı kim çalacak? Telefonla kötü bir haber gelirse?
Nefeslerimizi tutmuş, iyi haber bekliyoruz.
Fakat ölüm, etrafımızda kol geziyor.
Gözlerinizi kapatıp, ömür kumaşınızı kesen Azrail’in makas seslerini duymaya çalışın…
 Ölümün sıcak nefesi dolanıyor ensenizde… Bunu dikkatlice baktığınız zaman incecik tüylerinizin havalanışından anlayacaksınız.
Bakın! Ayağınızın sol baş parmağı buz kesiyor azar azar… Birazdan soğukluk kulaklarınıza kadar ilerleyip filminizi ortada bitirebilir…
İşte siz o zaman kime ne diyebilirsiniz ki? Hiç! Hiç kimseye…
Dik tuttuğumuz başımız, ayaklarımızın altına düşmeden… Evet, Temmuzun kışkırtıcı güneşi bizi günahlara sevk ederken bunları düşünmeliyiz…
Kikirdeme, fingirdeme sesleri yükselirken sokaklardan, o sesi işitmeliyiz kardeşlerim: Kırt kırt kırt…
Ölümün sıcak nefesi geziniyor ensemizde ve biz su içen ceylan tedirginliğinde beklemeliyiz ezanları…
Madem oyun ve eğlenceden ibaret bu dünya, gelin seccadelerimizde oynayalım öyleyse, ufakta olsa kazanma ihtimalimiz var o zaman!

Bülent Akyürek

Ulu mabed, neye hicrana büründün böyle







Ulu mabed, neye hicrana büründün böyle,

Fatih’in devrini bir nebzecik olsun söyle!

Beş vakit loşluğunda saf saftık, 

Davetin vardı dün ezanlarda,

Seni ey mabedim utansınlar ,

Kapayanlar da, açmayanlar da!”


Arif Nihat Asya



ayrılık












Ayrılık ne biliyor musun? 

Ne araya yolların girmesi, 

ne kapanan kapılar,

 ne yıldız kayması gecede,

 ne güz,

 ne ceplerde tren tarifesi, 

ne de turna katarı gökte.

İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık.





Şükrü Erbaş




22 Kasım 2014 Cumartesi

kuyu





Cenâb-ı Hak buyuruyor: “(Yaptığı kötülüklerden) vazgeçip îmân ederek sâlih ameller işleyenler var ya, işte Allâh onların kötülüklerini iyiliklere (günahlarını sevaplara) çevirir. 
Allâh çok bağışlayıcı, engin merhamet sâhibidir.” (Furkân, 70) 

Rasûlullah (sav) buyurdular: “Mümin; insanları kötüleyen, lânetleyen, kötü söz ve çirkin davranış sergileyen kimse değildir.” (Tirmizî, Birr, 48) Ashâb-ı kiramdan Ebu’d-Derdâ Hazretleri Şam’da kadılık yapıyordu. Bir gün, halkın bir günahkâra sövüp saydıklarını işitti. Onlara:
“–Siz kuyuya düşmüş bir adam görseniz ne yaparsınız?” diye sordu.

Oradakiler:
“–İp sarkıtıp çıkarmaya çalışırız.” deyince, Ebu’d-Derdâ Hazretleri bu defa:
“–Öyleyse günah kuyusuna düşmüş bu adama da niçin bir ip sarkıtıp onu kurtarmayı düşünmüyorsunuz?” diye sordu. Şaşırdılar:
“–Sen bu günahkâra düşmanlık duymaz mısın?” dediler.
Ebu’d-Derdâ Hazretleri de şu hikmetli cevâbı verdi:
“–Ben, onun şahsına değil, günâhına düşmanım.”




öyle...




















seni sevmem neyi kırar





oralardan bir geyik çıkar gider ormanı
ve tam olarak burada sen kadraja girersin
o kadar güzelsin ki nasıl demesem
yani işte susunca çıkmayan her şey sensin

dönüyorum… gece çapkın,
almış yine yıldızları koynuna.
ay kendini güneşle aldatıyor ben kendime senle aldanıyorum
bankalar bozmuyor boynunu ki ne iyi
oralardan bir geyik öldürür sermayeyi
oralardan bir orman bu şehre yanıyorum
yırtıp attım karşılıksız çıkıyor ‘seviyorum’

bir kez bunu rüyamda ellerimle tutmuştum
kaç sene önceydi mayısı ortasından gözlerinle yarmıştın
uyanmıştım oralardan bir geyik sana durmuş
öğlen okunuyordu alnından aşağıya
ben sadece vuruldum yoksa hayat fanidir
ne kadar kavuşsak bir gün öleceğiz
tenin turab
ve realite aşka fevkalade manidir

oralardan bir geyik çıkar gider ormanı
ve tam olarak burada sen kadraja girersin
çünkü sen
o geyik gitmeden önce gördüğüm en son şeysin.


  
Alper Gencer 



az evvel kırdığın şey kalbimdi







gözümde çocuk kalacaksın sen hep, bu güzel
ben çok adam tanıdım, çok kötülerdi
…..
isterim ki her çocuk, biraz yaramaz olsun
misal, az evvel kırdığın şey kalbimdi
neyse canın sağ olsun.
kalacaksın hep sen gözümde çocuk, bu güzel
bir musibet gibi, bin nasihatten iyi
burada bazen acılar, geçmek bilmiyor
papatyadan öğrendiğim bir gerçek
kimse kimseyi gerçekten sevmiyor.
Abdullah Bulut




21 Kasım 2014 Cuma

Seni eksik seviyorsam tamamlarsın değil mi?





katilin dönmesi gibi olay mahalline

günahlar da dönüyor tövbe edildikleri yere
aynı delikten en az iki kez ısırıldım
Rabbim, Mümin ne büyük kelime!

ey kovmayan kapı! ey büyük mükerrer!

bu hicap kokuları hatalarımdan geliyor
işte yine aynı yol, yine aynı adres
yanıldığım yerin biraz ötesinde
ezbere bildiğim dua,
terk ettiğim mukaddes

Seni eksik seviyorsam tamamlarsın değil mi?

Senin affın yeniden başlamaya çilingir!
geceye az evvel dolunaydan inmişsin
korkmayayım değil mi, bu karanlık alengir!

bu kıyafet cümbüşünde ellerimi bırakma

aczimi aynama yapıştır, dursun
bu bana verdiğin kadarıyla sevda
aşk olup içimdeki zemheriyle kudursun



Alper Gencer




19 Kasım 2014 Çarşamba

sükût





Nehirler denize kavuşunca susar derler,insanlar anlayınca .

İbrahim Paşalı






“Hakka bağlanın, Hakkla beraber keşfedin gönlünüzü”




Oyy, oy
İçimden geldiği gibi… “Günahlarınızı bile aşkla işleyin” diyor, Fethi Gemuhluoğlu. “Hakka bağlanın, Hakkla beraber keşfedin gönlünüzü” diyor.
“Gönül” diyen adam güzeldir. Hatta şampiyondur.
Her kim ki kendi gönlünü keşfetmişse, Allah’ı keşfetmiştir.
“Ah kimselerin vakti yok, durup ince şeyleri anlamaya.” Acelesi var kişioğlunun ve bir yerlere yetişmesi gerekiyor. Modern insanın gözü, reklâmlarda. Camekânlarda.
Böyle bir “koşuşturma” ve “camekânlar” dünyasında, “aman bir kalbiniz var, dikkat edin!” diyen birisini görünce, bırakmak istemiyoruz. Bırakmamak ne? Bağrımıza basıyoruz.
İbadeti de dostluğu da aşkla yapmak lazım. Araya kimse girebilir mi o zaman?
Dostluk da bir ibadet. En güzelinden.
Kim, dostların -Allah’ın kalplerini yakınlaştırdığı insanların- arasına girebilir ki? Hiç kimse. Çünkü onları yüce Mevlâ arkadaş yapmıştır. Başka türlü zaten dost olamazlardı.
Büyük nasip, büyük bereket. Ne doyumsuz bir yolculuktur, dostla yapılan yolculuk. Tarifi imkânsız bir şükür.
“Dost mu, arkadaş mı?” sorusunu soruyor bazı arkadaşlar da. Aynı gibi. Ama biraz düşününce, arkadaşlık ve dostluk bir ağacın sanki iki dalı. Dost, biraz daha uzun gibi.
Dost, âşk! Arkadaş, aşkla arkanı dönmek isteyeceğin şarkı.
Bir de şu var, içimden geçen; kalbime inşirah veren şu: Allah’ı konuşamadığınız birisiyle, Allah hakkında konuşamadığınız birisiyle arkadaş olamazsınız. Ancak Hakkı konuşabildiği birisiyle dost olabilir insan.
Söz, gönülden gönüle yürüyecekse, kalpten kalbe işleyen bir sır olacaksa, orada bir tek Hakkın sevgisi vardır.
Mevzûyla doğrudan alâkası var; Türkiye’den, Türkiye sevgisinden -annenizden, annenizin duasından, arkadaşınızdan, sevgilinizden, Diyarbakır’dan- bahsettiğiniz vakit, hemencecik, “boşver canım, o ayrı o ayrı, hem ahirete mi götüreceğiz Türkiye’yi” diye konuşabiliyor insanlar. Bu sözleri Müslümanlardan bile duyabiliyoruz artık. Ben bu tür sözleri duyunca irkiliyorum, korkuyorum.
Söylemek istediğim şu; bal gibi de götüreceğiz dostlarımızı ahirete. Anamızın ak sütü gibi götüreceğiz Türkiye’yi cennete. Sadece dostumuzu, ülkemizi değil, sevdiğimiz her şeyi, biiznillah. Başka türlü zaten, mümin olamayız. “O ayrı, o ayrı” şeklinde laikler ve kâfirler düşünür. Sonsuzluğa, ebediyete götüremeyeceğimiz bir mevzunun peşine niye düşelim ki? Ebediyete kadar sürmeyecekse, niye arkadaşız ki? Nerede aşk? Yani arkadaş da, dost da, sevgili de annemiz de Türkiye de, cennettir; cennet yolculuğudur müminler için.
Duamız coşkulu, garipliğimiz daim olsun. Aşk olsun bize.

Ebubekir Kurban

17.11.2014
Milat Gazetesi



namaz..







Patani de Şehit Furkan Doğan Yetimhanesi ve Hafızlık Merkezi açılacak!



İHH nın öncülüğünde Patani de Şehit Furkan Doğan Yetimhanesi ve Hafızlık Merkezi 

açılacak inşaAllah.

Siz de bu iyiliğe ortak olmak isterseniz yapmanız gereken  

Ziraat Bankası,Albarakatürk,Vakıfbank,Türkiyefinanas ve Kuvettürk'e hiç hesap no olmadan İHH ya bağışta bulunacağız denildiğinde hesap numarasına ihtiyaç duymadan Furkan Doğan Yetimhanesi için bağışta bulunabilirsiniz.

Bağışta bulunurken açıklama kısmına Furkan Doğan Yetimhanesi - Patani  yazdırmanız gerekmektedir.Yurt dışından bağış yapmak isterseniz Ziraat Bankasına yapabilirsiniz.Cep telfonunuzdan SMS ile Furkan Doğan Patani yazarak 3072 ye 5 TL bağışlayabilirsiniz.












17 Kasım 2014 Pazartesi

yalvarırım bizi dünyada bulaştırma




başımda geçenlerle aklımdan geçenin karıştığı bu masal
aşk herşeyi daha yavaş yapmaktır diye yürüdüğüm bir sokak
kalbinde tef ve delik
kalbinde dünya lekesi taşıyan bir çocuk resmi demişti
madem günde beş vakit kalkıp sana baktım
madem dünyanın bu kadar sabahını ben uyandım
ben uyudum bu kadar uykusunu
diledim dünyaya fena inanmış bir yüzüm olsun
kendimi seninle öldüreceğim dediğim feci bir kalbim
bir elim
bir ayağım
ağzıma doldurduğum rüzgârla üfleyeceğim sözlerim
diyelim fena
diyelim feci
elim ayağım
artık nereye ne götürdüğümü bilmediğim bu sapakta
sesini burada bırakıp giden şeylere baharat diyen o aktar dedi
tamam olmak küfür
tamam etmek hâşâ
bir ömür ağrıma gitse de dünyadan oluşmuş harfler
yarım dalgın ve kusurla geldim ben buraya
günde beş defa hiçbir şey yapmamaktansa
kalıp sana baktım
kalıp sana bakmak oldu dünya
baharatları tek tek
zamanın bizi nasıl terlettiğini tane tane
dünyaya inanmış bir yüzü üzgün üzgün anlattım sana
dedim belki de bir yere üzgün üzgün bakmaktır dünya
dağlarına yedi
çarşılarına bir kez kar yağan doğu
durup beklemenin durup beklemekle devam ettiği günler
uyanınca da süren rüyalardan geldim ben buraya
diyelim fesleğen vardı
durup fesleğen çalışmış kadar yoruldum ben dünyada
bil dedim
ilk kez ekmek ve gül geçecek yanımızdan
ilk kez ekmek ve gül geçecek adımızda
yalvarırım bizi dünyada bulaştırma



Seyyidhan Kömürcü




MİRASIMIZ TEHLİKEDE! AKSA İÇİN HAREKETE GEÇ!




23 KASIM PAZAR SAAT 13:00’TE KÜÇÜKÇEKMECE / YAHYA KEMAL BEYATLI KÜLTÜR MERKEZİ’NDE (ARENA MEGA) BULUŞUYORUZ.
1948 İslami Hareket 2. Başkanı Şeyh Kemal Hatip, Kâbe İmamı , Mescid-i Aksa Müezzini, Sultanahmet Camii Müezzini, Grup Yürüyüş, Ürdünlü sanatçı Abdulfettah Uveyned ve Mehteran Konseri, kum sanatı gösterisi yer alacak.

Sürpriz etkinliklerin olacağı programda Kudüs Ziyareti Çekilişi de var.

ÖNEMLİ NOT: Ulaşım sıkıntısı yaşanma ihtimaline karşı Sefaköy / Metrobüs İstasyonundan program alanına karşılıklı olarak ücretsiz otobüs seferleri düzenlenecek. Mirasımız Derneği, programa toplu katılmak isteyenlere ise ücretsiz otobüs hizmeti verecek.



BİLGİ İÇİN TEL: 0 212 524 01 01





12 Kasım 2014 Çarşamba

Rabbin Selahaddinleri yollayacak elbet.



Haleb'te bir marangoz varmış..
Öyle sıradan biri değil ama, adam gibi adam
"Kudüs esir, Mescid-i Aksa tutsak" der, dertlenirmiş
hep..
Dertlenmekle kalmamış ama "Ben Kudüs için ne
yapabilirim?" in düşüncesi sarmış yüreğini..
Öyle ya basit bir marangozmuş O, ne asker ne de
komutan..
Düşünmüş..
Düşünmüş..
Sonra demiş ki: Madem ki marangozum, o zaman
kendimce, elimden gelenin en iyisini yapmalıyım Kudüs
için!
Hemen kolları sıvamış ve en güzel işçilikle harika bir
minber yapmış Mescid-i Aksa için..
Öyle ki dillere destan olmuş bu marangozun minberi..
Ünü taa Irak'a kadar ulaşmış..
Ve bazıları sormuşlar Marangoz'a:
-Yahu sen yaptın minberi ama kim götürüp koyacak
Mescid-i Aksa'ya?
Demiş ki Marangoz:
-Benim elimden gelen minber yapmaktı, en güzelinden
ve yaptım! Elbet bir komutan çıkacak ve onu yerine
koyacaktır inanıyorum!
Vee.. Tikrit sokaklarında koşturan 4-5 yaşlarında bir
çocuk o zaman Selahaddin Eyyubi..
Duyar bu minberin hikayesini ve der ki:
-Ya Rabbi vallahi de billahi de bu minberi ben
koyacağım Mescid-i Aksa'ya nasibeyle!
Bu kadar aşkla yola çıkılır da hiç Allah muvaffak
etmez mi?
Hem nasıl bir aşık hem nasıl bir delidir O ah!
Kudüs alınana kadar gülmez hiç..
Aksa esirken kendine ev tutmaz çadırda yatar fethe
kadar..
Ve.. Evet Selahaddin Eyyubi koyar minberi Aksa'ya
O meşhur minberin 67' lerde yandığı söylenir..
Ama kafa ve yüreklerimizde Selahaddince esintiler,
sevda türküleri canlı hala..
Hissemiz bu kıssadan:
Sen yeter ki minberini yap!
Rabbin Selahaddinleri yollayacak elbet.




9 Kasım 2014 Pazar

Büyük Kurban




sen varken ben günaha inanmadım hiç

olup biten şeyler var bir de feci pişmanım

kal yanımda çöl hala yağmur yağmasın

köprü koydum aşımız hep dinamit kokuyor

bu şehri ellerinle düzeltemezsin
kovan yasta kraliçe vefat etti az önce
çiçeklere bu durumu anlatamazsın
bir tren bir tünele girer sonra kaybolur
ellerin dert görmesin durma beni yağmala
durma beni yağmala çiçekler ümitlenir
sevgilim kaktüs kes çölün işi rast gitsin
ürkme akacak kandan hayat kılçığıyla yenir



sen varken billahi varamadım günaha

çok aradım çok aradım çok aradım çok

gökten Zülfikar yağsa yeryüzü temizlenir

beni nefsimden tutma susuzluğum geçiyor
sevgilim ağlamayı ben bu çölde öğrendim
çok ağladım çok ağladım çok ağladım çok



sevgilim bundan böyle günah falan yok

sen yoksun ben yokum onlar hele hiç yoklar

beni annem merhamete doğru doğurdu

Ali’yi gözlerine bakarak yenemezsin
çünkü Ali Zülfikar’ı düşmanın hep nefsine
hep nefsine doğru savurur ve saplardı
Hüseyn’e ağlamayan ağlamayı ne bilsin
keder büyür yokuş birden aşağıya dikleşir
merhamete dair ne varsa silikleşir
bir kervan çöle girer çöl birden derinleşir
ey gözümü göz yapanın dostu damadı
çok günah işledim belki seni göremem
seni görmek günahla ilişiksiz olmalı
ben Hüseyn’in başına kurban olurum
şahit kalır Zeynel olur güzel kardeşim
sonra senin alnın gider bin secdeyle kırılır
susuz kalan bir aslan fesheder bir ormanı
eli hançer tutan kendine sırt aranır
arkeolojik bir kuşkum bile yok;
dünyanın ilk gözyaşı Kerbela’ya akmıştır



Hüseyn’e ağlamayan henüz ağlamamıştır

Ali oğlu Hüseyn’in başını okşuyorken…

Ali güzel başını okşuyorken Hüseyn’in…

dedesi mütebessim öyle uzaktan…
Fatma’nne yaralı bir anne ceylan
Hasan tutmuş sıkıca kardeşinin elini
sevgilim… benimle birlikte ağlar mısın?




Alper Gencer







Öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna





Bir karga bir kediyi öldüresiye bir oyuna davet ediyordu. Hep böyle mi bu?
Bir şeyden kaçıyorum bir şeyden, kendimi bulamıyorum dönüp gelip kendime yerleşemiyorum, kendimi bir yer edinemiyorum, kendime bir yer...

Kafatasımın içini, bir küçük huzur adına aynalarla kaplattım, ölü ben’im kendini izlesin her yandan, o tuhaf sır içinden! Paniğini kukla yapmış hasta bir çocuğum ben. Oyuncağı panik olan sayın yalnızlık kendi kendine nasıl da eğlenir.

Niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına
niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına
niye kimseler izin vermez yollarıma kuş konmasına?

"Öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna" bir çocuk demiş.



Nilgün Marmara