28 Aralık 2014 Pazar

Kuba Mescidi



Medine güneyindeki Kuba Mescidi, Mescid-i Nebevi’den sonra şehrin ikinci büyük ve prestijli mescididir fakat İslam tarihinde Hicri takvimin ilk yılında inşa edilmiş olmasının önemi sebebiyle ilk sırada olduğu iddia edilmektedir. Kuba Mescidi yıl boyu ibadet için gelenlerin ve ziyaretçilerin akınına uğramakta fakat Ramazan ayında bu rakamlarda artış görülmekte, özellikle sabahın erken saatlerinde mescid çevresinde geniş kalabalıklar gözlenmektedir.

Yazar Sapphire Hamwi’nin kitabında belirttiği üzere Kuba Mescidi aslen Beni Amr bin Avf kabilesi tarafından etrafı aynı isimle çevrilen bir kuyuydu. Hicret sırasında Peygamberimiz (sav) Beni Amr bin Avf’ın evini ziyaret etti ve buraya bir mescid inşa ettirdi. Tarihi kaynaklar gösteriyor ki Peygamberimiz (sav) ve Sahabe (r.a) mescidi Mescid-i Nebevi ’den üç kilometre uzakta, Medine’nin güneybatısına, Hicri takvimin ilk yılında inşa ettiler.
Mescid, Ebu Eyyub el-Ensari’ye ait bir kuyu ihtiva ediyordu. Peygamberimizin devesi yolculuğun ardından ilk burada su içmek için diz çöktüğünden mescid, kutsanmış bir mekan haline geldi.
Kuba mescidi fecrKuba Mescidinin diğerleriyle kıyaslandığında prestijli ve eşsiz özellikleri Peygamberimiz(sav)’den aktarılan bu hadiste dile getirilmiştir; “Burada her kim abdest alır ve dua ederse, mükafatı Umre sevabına eş değer olacaktır”. Peygamberimiz her cumartesi devesi ile veya yürüyerek iki rekat namaz kılmaya Kuba Mescidi’ne gelmeyi alışkanlık haline getirmişti. İbn Ömer’den naklendilen bir hadis-i şerifte Peygamberimiz (sav) Kuba Camii’ne bazen yürüyerek bazen binekle gelirdi, daha sonrasında da iki rekât namaz kılardı, Abdullah İbn Ömer de aynısını yapardı.

Geçmiş yüzyıllarda Müslümanlar Kuba Mescidi ile daha fazla ilgiliydiler ve mescid, halife dönemleri boyunca yenilenmeyi sürdürdü. Üçüncü halife Osman ibn Affan ( Hazreti Osman) zamanında ilk yenileştirme çalışması yapıldı. Halife Ömer ibn Abdul Aziz (Hazreti Ömer) ise mescide ilk minareyi inşa etti. Hicretten sonra 435 yılında Ebu Yali El-Huseyni mescide mihrab inşa ettirdi. Hicretten sonra 55 yılında Kemaleddin-i İsfehani tarafından da pek çok eklemeler yapıldı. 671, 733, 840 ve 881 yıllarında da başarılı yenileştirme çalışmalarından geçen mescid, son halini Hicretten sonra 1245 yılında Osmanlı Devleti’nden Sultan Abdul Mecid’in zamanında gerçekleştirilen ıslah işlemleriyle aldı.

Kuba1Çağımızda Kuba Mescidi ile Hac Hizmetleri Başkanlığı dolayısıyla Suudi rejimi görevlendirilmiştir ve mescide yapılan yeniliklerle asıl tasarıma ek yapılar eklenmiştir. Zamanımızda Kuba Mescidi İslami kimliğini sürdürürken son olanaklarla ve mimari başarılarla donatılmış bugün 20 bin ziyaretçiyi ağırlayabilecek ölçüde genişletilmiştir. 1984 yılında son kral Fahd bin Abdülaziz, Kuba Mescidi’nin büyümesi için iç temel taşı koydurmuş ve çalışmalar iki yıl sonra bittiğinde mescidin açılışını yapmıştır.

Mescid, birkaç girişi olan bir iç avlu ile dizayn edilmiş ve kuzey tarafı kadın ziyaretçiler için ayrılmıştır. Mescidin bugün dört minaresi, elli altı kubbesi vardır ve bunun yanında imamların ve müezzinlerin mekanları, kütüphane, muhafızların konaklaması için ayrılmış 112 m2 alan ve 450 m2’de 12 dükkan barındıran bir ticari merkez bulunmaktadır. Mescidin yedi ana ve on iki yan girişi mevcuttur. Kadınlar için 32, erkekler için 64 tuvalet ve 42 abdesthane bulunmaktadır. Ayrıca Mescid, 1 milyon 80 bin kapasiteli üç merkezi birim tarafından soğutulmaktadır.
Ekran Resmi 2014-09-27 22.14.45
Son olarak, Kuba Mescidi, eşsiz beyaz inşası ile uzak bir mesafeden bile kolayca görülebilmektedir.


arabnews.com’dan alınarak tarafımızdan Türkçe’ye çevrilmiştir.
suffagah




Deme




Yediğini içtiğini ballandıra ballandıra anlattıktan sonra: 
"Helvadan putlara taparlardı ve sonra helva putları yerlerdi" deme!




Orta Dünya Bizimdir






Masamıza Leyla gelsin ta Ürdün'den ama istesek gelir
Bize ince parmaklarını şaklatarak Nizar Kabbani'den bahseder
İstesek olur böyle şeyler biz ona türkçe çaylar ısmarlarız
Kuranda peygamberin bile azarlandığı ayetler vardır, onu deriz
Başka şeyler de vardır
Doğuda her yüz kilometrede bir
Zalimle mazlumun değişmesi dengesi
Biz ey dünya yorgunları diyelim çay içmeye başlayalım

Çay içeriz bir halk dengelenir yumruğumuzdaki kuvvetle
Babaların bıyıklarına ilişen siyaset dersi
Annelerin ideolojileri yoktur merhametleri vardır
Ben o merhameti kimsede görmedim kitaptaki Meryem'i saymazsak
En esaslı küfrü orta ikide bir kızdan yedim o bana âşıktı
Yazmaktan başka neye yararsın Allahın belası, demişti

Bir şeye yaradığım hissi evlenirsem bir gün olacak
İmparatorluklar çağından beridir yasak bir sevmektir devlet halk ilişkisi
Gecenin dördünde şiirden daha değerli işler vardır
Biz ey dünya yorgunları diyelim çay içmeye başlarken
Sevgilimizle saatler süren telefon konuşmaları yapalım
Sırrı abinin kızı bize de şiir yazsın
Bu annesiz evleri değiştirelim aniden

Ben bir mektuba başlamışsam gerisini sen getir
Yarım mektupların verdiği esenlikle öperim alnından
Bankalar kapanır, faizler düşer, bir bakarsın iyileşir dünya bundan
Bana mektup yaz, boş bırakma, ihtiyarlamazsam orta dünya bizimdir


Mustafa Akar



Su







''Su taşlara çarpa çarpa arınır,
yeter ki bir gün ummana varacağını aklından çıkarmasın''
Gökhan ÖZCAN








24 Aralık 2014 Çarşamba

Bu da mı gol değil !?
















olsaydı haklı olurdu











 "Şakaklarımda zonklayan uçurumlar, 



annemi haklı çıkartan öğütlerin kara parçasıydı."






20 Adımda hayırlı bir koca olmak





İyi bir eş olmak her evlilikte önemlidir. Evlilik tam anlamıyla bir ortaklık olmalıdır, iki kişinin de her daim yalnızca vermeyi düşündüğü ve almayı düşünmediği bir ortaklık. Eşlerin her biri her an diğer yarısı için daha iyi olma çabası içinde olmalıdır. İşte bu Müslüman bir koca olmak için izlenilecek, İslam’ın önemini vurguladığı ve İslamiyet’in habercisi Hz. Muhammed’in (sav) bizlere gösterdiği yoldur. Yanlış fikirlerden kurtulmak için okuyun ve beş yıldızlı bir koca olun!

1. Selamlaşarak başlayın.


İşten veya bir yolculuktan döndüğünüzde hanımınızı selamlayın. ‘’Es-selamu aleyküm’’ diyin, ‘’Allah’ın selamı üzerine olsun’’ demektir. Peygamberimiz Hz. Muhammed’in şu hadisini hatırlayın: ‘’Yaptığınız zaman birbirinizi seveceğiniz bir ameli size haber vereyim mi? Aranızda selamı yayınız.”1

2. Ona aşkla bakın.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav.) şöyle buyurmuştur: “Karı koca birbirine sevgi ile bakınca Allah da onlara rahmet nazarı ile ’’Eşinizle konuşurken göz temasında bulunun, bir kadın olarak bundan ciddi anlamda memnun kalacaktır –ki aşk dolu bir göz teması kurmuş olmanız işin cabası!


3. Eşinizi önemseyin ve ona gülümseyin.

Muhammed (sav.) gülümsemeyi bir armağan –maddi değil manevi bir armağan olarak görmüştür, öyle bir armağan ki kaynağı gönüldür. Cerir bin Abdullah şöyle anlatıyor: ‘’Ben de denileni yaptım. [İman ettim.] O zamandan sonra Allah Resûlü ne zaman beri görse tebessüm ederdi.’’Ayrıca şu meşhur hadisi de hatırlayalım: ‘’(Mümin) kardeşine tebessüm etmen sadakadır.’’Sonuç olarak, bu iki şeyi evliliğinizde eksik etmezseniz, ne kadar faziletli olacağını bir düşünün. Eşinizin ona olan aşkınızı ışık saçan tebessümünüzde hissetmesine izin verin.

4. Onu sevdiğinizi söyleyin.

Hem de sık sık söyleyin! Biraz romantik olun. Peygamber Efendimiz’den örnek alın! Efendimiz’in hanımı Hz. Aişe kendisine ‘’Beni nasıl seviyorsun?’’ diye sormuştu. Efendimiz ‘Kördüğüm gibi.’ diyerek cevapladı, sevgisinin güçlü ve sağlam olduğu anlamına geliyordu bu. Zaman zaman Hz. Aişe sorardı, ‘’Ey Allah’ın resulü, kördüğüm ne alemde?’’ ve Rasulullah cevaplardı, ‘İlk günkü gibi.’

5. Onu öpün.

Son derece basit bir hareket belki ama muazzam bir etkisi vardır. Peygamber Efendimiz (sav.) ibadet için ayrılmadan önce hanımını öperdi. Pozitif bir mizaç evinizde pozitif bir atmosfer oluşmasını sağlayacaktır.

6. Onunla oyunlar oynayın.

Efendimiz’in hanımı Hz. Aişe Peygamberimize bir yolculuğunda eşlik ettiğinden bahsetmiştir. O zamanlar Hz. Aişe genç bir kızdı ve kilolu değildi. Peygamber Efendimiz sahabelerine ilerlemelerini buyurdu, sahabe efendilerimiz önden yürüdüler. Efendimiz Hz. Aişe’ye ‘’Hadi, yarışmaya var mısın?’’ dedi. Aişe annemiz kendisinin koştuğunu ve Efendimiz’i geride bıraktığını anlatır. Peygamberimiz bir süre sessiz kaldı. Hz. Aişe bu olayı unutmuş ve de kilo almıştı, tekrar bir yolculuğunda Efendimiz’e eşlik etti. Hazreti Peygamber sahabelerine ilerlemelerini buyurdu, sahabeler önder yürüdüler. Efendimiz Hz. Aişe’ye tekrar kendisiyle yarışmasını teklif etti. Bu sefer Efendimiz hanımını geride bırakmıştı, gülümsedi ve “Bu, vaktiyle kazandığın koşunun rövanşıdır” buyurdu.

7. Eşinizle onun sevdiği şeyleri yaparak vakit geçirin!

Evliliğinizi iyileştirmek ve birbirinize yakınlaşmak için en iyi yol budur. Aişe başını Rasulullah’ın omzuna dayayarak Habeşistan’dan gelenlerin kalkan ve mızraklarla yaptığı gösteriyi izlerken Peygamber Efendimiz (sav.) mutlu bir şekilde eşini beklemişti. Yalnız Hz. Aişe yorulduğunda, ‘Memnun kaldın mı?’ diye sordu, onay alınca da beraber oradan ayrıldılar.

8. Onu destekleyin.

Bir rivayete göre Peygamber Efendimiz’in hanımı kendisine bir yolcuğunda eşlik etmişti. Hanımı geç kalmıştı, Efendimiz onu ağlarken bulmuştu. Hz. Muhammed (sav.) kendi elleriyle eşinin gözyaşlarını sildi ve sakinleştirmek için elinden gelen her şeyi yaptı.


9. Ev işlerinde yardımcı olun.

En azından kendi arkanızı toparlayın. Aişe’ye Rasulullah’ın ev hali sorulmuştu, o da şöyle cevapladı: “Evde hanımlarının işiyle meşgul olurdu. Namaz vakti gelince de namazını kılardı.” Ayrıca, Aişe annemiz şunları da rivayet etmiştir: ‘Herkes evinde ne yaparsa onu yapardı. Elbisesini yamar, ayakkabısını tamir eder, koyunlarını sağar, kendi işini kendi yapardı.’ Bilhassa eşiniz yorgun veya hastaysa sizden yardım istemesini beklemeden ona yardım edin.

10. Onunla beraber yiyip için.

Ya da bir adım daha ileri gidin ve Rasulullah’ın (sav.) yaptığı gibi yapın! Eşi bir kaptan içtiğinde onunla aynı kabı paylaşır ve dudaklarını eşinin dudaklarının değdiği noktaya koyarak içerdi. Ayrıca eşi bir et yediğinde o eti paylaşır ve dudaklarını onun dudaklarını koyduğu yere koyarak yerdi.12 Eğer tüm bunları yaparsanız eşiniz onu memnun etmeye çalıştığınızı bilecek ve bu aşk dolu küçük jestler sayesinde sizi daha da çok sevecektir.

11. Ona sevgi sözcükleriyle seslenin!

Muhammed (sav.) Aişe annemize ‘’Hümeyra’’13 diye seslenirdi. Hümeyra, gül gibi demektir. Hümeyra diyerek Efendimiz, eşine açık tenli ve gül gibi yanakları olduğunu söylemiş olurdu. Eşinize özel sevgi sözcükleri bulun, böylece onun daha uyumlu olduğunu ve iletişiminizin ilerlediğini göreceksiniz.

12. Onunla konuşun.

Onunla duyguları ve güzel anılarınız hakkında konuşun. Konuşarak beraberce vakit geçirin. Kötü haberleri söylemek için uygun zamanı bulana kadar bekleyin ve en uygun yolu seçin.

13. Neşeli olun.

Eşinizle birlikteyken ona karşı mutlu, neşeli, munis ve kibar olun.

14. Dürüst olun.

Yalan söylemekten kaçının. Ona karşı dürüst olmazsanız size asla güvenmez. Her zaman doğruları söyleyin.

15. Ona danışın.

Fikirlerinin sizin için önemli olduğunu hissetmesini sağlayın. Eğer o daha iyi bir fikre sahipse kararınızı değiştirin. Hz. Muhammed (sav.) sahabe efendilerimizle beraber Medine’den hac vazifesini yerine getirmek üzere ayrılmıştı. Ancak, Mekke’ye varmak üzere olduklarında gayrimüslimler Mekke’ye girmelerine izin vermediler. Bu yüzden, Peygamber Efendimiz (sav.) gayrimüslimlerle müminlerin lehine olmayan bir antlaşma yaptı ki bu antlaşmaya göre yine de hac vazifelerini gerçekleştiremeyeceklerdi. Sahabeler hayal kırıklığına uğramış ve sinirlenmişlerdi, hac vazifesini yerine getirmek için zorunlu olan ihrama girme halinden çıkmayacaklardı. (İhramdan çıkmak için tıraş olmak ve bazı diğer şeyleri yerine getirmek gerekir.) Rasulullah (sav.) sahabelerin bu halini gördü ve eşine danıştı. Eşi ona sahabelerin arasına gitmesini ve onların gözünü önünde başını tıraş etmesini tavsiye etti. Efendimiz bu tavsiyeyi dikkate aldı, sahabeler onu tıraş olurken gördüler ve üzerlerindeki hüsrandan kurtulup aynı şeyi yaptılar. Peygamber’in hanımının tavsiyesi ‘’günü kurtarmıştı.’’14 Siz ve eşiniz birbirinizin diğer yarısısınız: onun tavsiyesini almak evliliğinizi iyileştirecek en temel şeylerden biridir.

16. Teşekkür edin.

Yaptığı tüm güzel şeyler için ona teşekkür edin, bu eşinize özgüven verecektir.


17. Hediye alın.

Pahalı bir hediye olmasına gerek yok ama eşinizin beğeneceği bir şey olmalı

18. Eşinizin helal isteklerine kulak verin.

Sizin gelişiminize katkı sağlamasına izin verin. İnsanları doğruluğa davet etme ve günah işlemekten alıkoyma konusunda onu destekleyin. Hayırlı arkadaş ve akrabalarıyla görüşmesi için onu teşvik edin. Onu helal dairede eğlenebileceğiniz şekilde dışarı çıkarın.

19. Yatakta nazik olun.

Evlilik ve cinsel ilişkinin İslami etiklerine bağlı olun. Sağlıklı bir özel hayatınız olsun ve o esnada eşinizi teşvik edin, onu övün. Helal ilişki aşk hayatınızı iyileştirir ve eşinizin memnuniyetini artırır.

20. Dua edin.

Allah’a eşinizle mükemmel bir ilişki kurup sürdürmenize yardım etmesi için dua edin.

İpuçları

  • Allah’a kulluk etme konusunda ona yardımcı olun. Gecenin ilk üçte birinde gece namazını kılması için uyandırın. Kuran, Hadis, Tefsir ve Zikir hakkında bildiklerinizi öğretin.
  • Eşinize karşı kibar ve merhametli olun. Terbiye edin. İlginizi hoş kelimelerle ve iltifatlarla gösterin.
  • Onun ihtiyaçlarını anlayın ve bu ihtiyaçları karşılamak için elinizden geleni yapın.
  • Cömert olun. İstemesini beklemeden gerekli parayı verin.
  • Sık sık ailesini ziyaret etmesini sağlayın, bilhassa özel durumlarda aile ziyaretlerini aksatmayın.
  • Asla saygısızlık etmeyin.
  • Eşinize asla yalan söylemeyin.
  • Ona güzel olduğunu söyleyin.
  • Ona güvenin, onu sevin ve anlayın.

Uyarılar

  • Aşırı kıskançlıktan kaçının. Telefonları cevaplamasına engel olmayın. Ona kendisine ait alan bırakın ki bunalmış hissetmesin.
  • Ona hakaret ederek mahcup etmeyin.
  • Asla güvenini kaybetmeyin, şaka yollu olsa bile.
  • Ona başka erkekleri tasvir etmeyin ve onu başka kadınlarla karşılaştırmayın.
  • Onu aşağılamayın. Eğer incitirseniz özür dileyerek gönlünü almaya ve onu memnun etmeye çalışın.
  • Asla eşinizi kötü yemek pişirdiği için suçlamayın. Eğer yemeği beğendiyseniz yiyin ve teşekkür edin. Beğenmediyseniz hiçbir şey söylemeyin.
  • Asla kesin bir kanıt olmadan ithamda bulunmayın.
  • Eve ummadık zamanda veya gece dönmekten kaçının, bu eşinizin şüphelenmesine sebep olabilir.
Kaynak ve Alıntılar
[1] [Sahih Müslim: 54, Müslim, İman, 93]
[2] [Sahih Buhari 6:19, Tirmizî 14:79]
[3] [Sünen-i Kübrâ (Beyhakî): 2/17132]
[4] [Sünen-i Tirmizî 1879, Sahîh Ibn Hibbân 475 & 530]
[5] [İbn Hâcer el-Askalanî Lisan el-Mizan 760]
[6] [Ebu Davud 13/2380]
[7] [Ebu Davud 14/2572]
[8] [Sahih Buhari 15/70]
[9] [Sünen-i Kübra 9117]
[10] [Buhari]
[11] [Tirmizî]
[12] [Müslim 300, Sünen-i Nesai 281]
[13] `A’ishah was watching the Ethiopian acrobats performing in the masjid and the Prophet (peace be upon him) said: “O Humayrâ’, do you wish to watch them?” [Es-Sünen’ül Kübra (Nesai) 5/307]
[14] [6. Buhârî, 3/182]
wikihow.com’dan alınarak Suffagah.com ekibi tarafından Türkçe’ye çevrilmiştir.





Bu yapılanları nasıl unuturuz.





Tek partili dönemde bazı camilerin satıldığı,
 bazılarının kiraya verilip depo olarak kullanıldığı hatta kumar ve langırt oynatıldığı saptanmıştır. 
Bu da minaresine altı ok koyulan Beykoz'daki Küçüksu Camii. 

çok lanet eden...








20 Aralık 2014 Cumartesi

Unutmanın Kütüğü





Işık hızını da vururlar,
ayak uçlarımın soğuk yankısı düşer sokaklarına
şarampole gark olmuş cümledir zaman, bir diktatör cesedi kadar masum
bildiğin gibi değil,

[beni kanıksa,
duvarlarda geç kalınmışlıklar duruyor, yaklaşıyor bir tren ama geçip gidecek
hem sonra nasıl anlarsın bir saatin haleti ruhiyesini?

kanar kirpiklerinden teskereci kuşlar gidersen,
varış yerinde baharı sızlarken bulursun
bir kadın yaralar sürer yüzüne, bir adam acır omurgasından ağır aksak
namluya bir şiir sürüp cinnete yüz görümlüğü takarsın,
ellerin asgari müşterek okyanuslara.
neresiyse unutmanın kütüğü,
neredeyse  yalnızlığın kafa kağıdı işte oradadırlar
vasıfsız çocuklar düşer  yüksek ranzalardan, cıgaram kıyısından dağılır
ayağım sakattır çünkü en hızlı ben koşarım
ama yürürsem rastlarım çiğnenmiş kaldırımlarda çoğalan çiçekçi kadınlara

[beni duyumsa,
gözlerim yüzünde eskir ve dişlerim adını doğururken dökülür avuçlarına
derimiz ahşaptan, derimiz taştan soyulur
kanıtla beni kendime sevgili profesör
her ağrıda tekrarlanır nasırlı parmakların şakaklarımda
teşekkür et,
tefekkür et,
kerem et,
rica et,
insaf et,
rüyalar demleyen hafif mavimsi  nakaratlarda kalbim zonklamaktadır
artistliğim geliyor aklıma, hiçbir ezberim  sahneyi kurtarmaz

[beni doğaçla,
acıklı bir çorba kaynat yaralarıma,
sevmeye koyul  şah damarımı  ah…
yüzün ömrümü infilak ediyor bazı kereler
parmak uçlarından belki, belki saç diplerinden
ama en çok soluksuzluğundan sevilir aşk
asimetrik anılar, asenkron uçurumlar ve
paralel falanlar filanlar
sonumuz yaklaşıyor, biteviye telaşlı görünüyor uçurumlar

[beni umursa,                                      
uçurtmalarım kuyruk acısından ölüyor,
bu mavilik,
bu rüzgâr,
bu da saçların senin.
yeterince yaşadık, 
artık gidelim.

 Turgay Demir



Kim demiş













Bir İnşirah serinliği...






Bana İnşirah okusa/n







16 Aralık 2014 Salı

EV (kısa film)









Siyer Vakfı nın düzenlemiş olduğu Alemlere Rahmet (Efendimiz asm anlatan) konulu kısa film geçen aylarda sahiplerini bulmuştu.
Birinci olan kısa film İHH nın yapımcılığın üstlendiği yönetmenliğini ise Orhan Dede nin yaptığı kısa film kamplarda yaşayan Suriyeli sığınmacıları çok etkiliyeci bir dilde anlatmış.
Bu kısa filmi BURADAN izleyebilirsiniz.








Aşk ile...




Bunca ben ve biz arasında
Acaba bir tane ben nedir ki
Bağırtı sesini dinle
Ağzımı kapatma
Ben elden gittiğimde
Yoluma şişe atma
Eğer atarsan ayak basarım
Önümde ne varsa kırarım
Bulundum (Peyda oldum)
Bulunanların bulunmayanı oldum
Aşık, aşık, aşık oldum
Tutkun oldum, aşk çılgını oldum
Ben o idim, ben öbür o oldum
Onunlaydım, onsuz oldum
Onun aşkında O'nun gibi oldum
Bunun için yönsüz oldum (yönümü kaybettim)
O şaraptan neden böyle değiştim bilmem
Bir yerle sınırlı olmayan ondan dolayı nerde olduğumu bilmiyorum
Bu evrende hiçbir yere sığmadım
Ben o yeri yurdu olmayan yarı hak ettim
Bir zaman bir denizin dibine gidiyorum
Başka bir an güneşe ulaşıyorum
Bana "kiminsin" diyorsun. 
Ben ne bileyim!
Neden deli divanesin diyorsun. 
Ben ne bileyim!
Bana "bu acizlikle neden bana âşık olmaya azmediyorsun" diye soruyorsun
Ben ne bileyim!
Ben senin aşk denizinin dalgasındayım
Bana "sen neredesin" diye soruyorsun
Ben ne bileyim!

Mevlana






15 Aralık 2014 Pazartesi

Mazlumun hakkını gözet! O sadece yardım kolisi mi istiyor?





Dinlerine uymadıkça yahudiler de hıristiyanlar da asla senden razı olmayacaklardır. 

De ki: Doğru yol, ancak Allah'ın yoludur. 

Sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan, andolsun ki, Allah'tan sana ne bir dost ne de bir 

yardımcı vardır.



 (BAKARA,120)