31 Mayıs 2015 Pazar

Allah (cc) şehadetlerini kabul etsin.






"Gemiler Gazze limanına ulaşsa da ulaşmasa da kazandık."
                    İsmail Heniye (Filistin’in meşru başbakanı)
  
"Hepimiz diğer çocukları merak eden çocuklarız"
       Rachel Corrie

“Cenâb-ı Hakk'ın bizi büyük bir devrimde enstrüman olarak   kullandığını iliklerime kadar hissediyorum.”
                 Hakan Albayrak

“Es-sohbet-ü bilâ çay / Kes semai bilâ ay”
   Anonim




yirmisekizmayısikibinonsaatonikiotuzantalya

denizleri ve gemileri Yaradana hamd olsun
ve tavşan kanı çay için ne kadar sevinsem az

şu demire “vira!” diyen ağızlar ne güzeldir
ne güzeldir başlamakla bitebilen yolculuk
işte sanki Nuh, toparlanıp geçiyor
karşı kıyısına koşulsuz merhametin
bir tarafta asasız vicdan
Musasız asa
çaysız bırakılmışlık

öbür yanda kalkan gemilerin ardından
gemisiz kaldığına pişman kalabalık

tam ortada Gazze’ye gün be gün yürüdükçe
cennet kapısını zorlayan
bir ibadet ayini
çay içerek ibadet etmek ne güzeldir

sevgilim hayat zor ama sen çok güzelsin
hayatın zorluğuna inat senin güzel oluşun
kargışlı misillemesin, bir nevi sabotajsın ümitsizliğe
yırtar konişmentoları senin hudutsuz sevişin
seni çay içerken izlemek
seni çay doldururken
seni demlerken çayı
kimseler inanmasa da düpedüz sevap
o usulcacık düşen Müslüman bedenlerin

kapanmayan hesabı ödemesi gibisin
bana da rahmet! bana da şehitlik!
bana da böyle bir ödeme planı nasip eyle ya Rabbi,
böyle ivedi aşka, böyle kuşkusuz ve nakit!

işte bir ibadetten ötekine geçilircesine
bir rahiple bir imam omuz omuza
çay içmeyi bırakıp namaza durduklarında
dünyanın en kaygan ipindeki adamlar

cayır cayır tutuşan bir aşka salınırken
esas iple inseler dayağı yerler miydi!?
avuçlarım ellerimin içine çöküyor

bir atın üstünde son sürat sövüyorum
şu çaya inanmayan yezid sürüsü
şu itlere sövdükçe güzelleşirim

diye inanmak geçiyor omuzlarımdan
kendi şerefine hainsin sen
gitmen gereken yeri seni o gemide boğmamamdan bil
ama seni adil bir kavgada
paramparça ederdi Hamza
Musa sen gibiler yüzünden vurdu kendini dağlara
senin eğriliğindi onu Allah’la konuşturan
İsa kardeşi Yakup ile
senin yüzünden döktü gözyaşlarını
Ali, o güzel Resulü için
Zülfikar’ı çıkartır ve savaş biterdi
tarih boyu cehaletin dönüştürdü öfkeyi
sana doğru büyüyen bitmez bir düşmanlığa
paranoyaksın
korkuyorsun
kendini seçilmiş sanıyorsun seçilmişler arasında
zalimsin ey İsrail, zulmün kendi yaradılmışlığına!
nükleer bir tehdit sayıyorsun kendini amma
Hızır’a ve meleklere gücün yetmez ki
senin semaverin yok, demliğin yok, demin yok
senin ateşin yok bir bardak çayı kaynatmaya

ve muhabbet ehline selam olsun 
unutma, unutturma, utan, usandırma

korun sen de kendinden hıncahınç kalabalık
yarıl sen de ortandan körlüğe büyüyen uyku 
bizim şarkımız bu söylendikçe uzayan
ve bitmeyen bir gökkuşağı olmalı

bizim gemimiz bu biz içindeyiz
hepimizin çay içtiği taraftan bakılırsa
hepimiz o geminin içinde değil miyiz!

üçhaziranikibinonsaatikikırkbeşistanbul

uçakları uçurup indirene hamd olsun
çay içmek çok güzel bir duygudur kardeşim
gemimiz dünyanın bütün limanlarına yanaştı
şehitlerimizin berrak kanı Akdeniz’e karıştı
şarkımız Gazzeli çocukların kulaklarına ulaştı
tarih tasavvuru parçalandı siyonistin
dünya bir gemi, dünya Mavi Marmara

İsrail vicdanın ablukasında
ve bundan böyle ona çay falan yok!

*Mavi Marmara gemisindeki barış gönüllülerini çaysız bırakmayan, 24 saat açık kafe.

Alper Gencer




Ya Hayy










Hayy Sensin.
Hep dirisin.
Ben ölüyorum.
Diriliğim Sendendir.
Kalbim Senin elindedir.
Kalbim Senin elinde.
Hayatım Senin elinde.
Dilediğin için diriyim.
Dilediğince diriyim.
Dilediğindir diriliğim.
Her diri Senden alır dirliğini.
Dirliğimi diriliğine ayine eyle.
Ölüm bile Senin ihya etmenle diridir.
Ölümümü ebedi hayata bahane eyle.

Senai Demirci






30 Mayıs 2015 Cumartesi

Unutmak diye bir şey yok!










Zafer İslamındır!
Kurtuluş İslamdadır!
Cennet müslümanlara verilmiştir.
Ölen kardeşlerimiz şehittir!
Kudüs,Filistin davamızdır!
Zalimlerin ödülü cehennemdir!
...
Zalimler için yaşasın cehennem!



29 Mayıs 2015 Cuma

Fethi Mübin Mübarek olsun!











Kostantinapolis'e tahmini gece 2 gibi girildiği sanılıyor.

Fatih Sultan Mehmet'in ruhu gibi gençlerimizinde gönülleri,ruhları,gözleri,ayakları,yürüdükleri yolları,akılları,rüyaları,hayırla fethedilsin inşaAllah.
















26 Mayıs 2015 Salı

Korkutulmamış çocuklar bir gün tarihi yazacaklar..









ÖTELER!
Kendiliğinden açılan kapı, çocuk çok korktu! Ahhh çocuklar öteleri bilirler! Görünenin ötesinde BİR şey olduğunu biliyorlar..
Öteleri bilen çocuklara, İLAHİ SEVGİ 'yi hissettiremeyenlerin çocukları hep korkarlar.
Korkutmayın çocukları korkaklar!..ALLAH'dan ayrı düşürmeyin melekleri..Korkutulmamış çocuklar bir gün tarihi yazacaklar..



Calinus Calinus




Ayasofya! Ayasofya!...Seni bu hale koyan kim?








Ey İslam'ın nuru, Türklüğün gururu Ayasofya! 
Şerefelerinde fethin, Fatih'in şerefi, 
Işıl ışıl yanan muhteşem mabet!... 
Neden böyle bomboş, neden böyle bir hoşsun? 

Hani minarelerinden göklere yükselen, 
Ta maveradan gelen ezanlar?... 
Hani o ilahi devir, ilahi nizamlar?... 

Ayasofya ses vermiyor, 
Ayasofya bir hoş, 
Ayasofya bomboş!... 

Hani nerede? 
Şu muhteşem minberde, 
Binlerce erin baş koyduğu şu temiz yerde, 
Şimdi hangi kirli ayaklar dolaşıyor?... 

Ayasofya! Ayasofya!...Seni bu hale koyan kim? 
Seni çırılçıplak soyan kim?!... 

Hani nerede? 
Gönüllerden kubbelere, 
Kubbelerden gönüllere 
Gürül gürül akan Kur'an sesleri?... 
Kur'an sesleri dindirilmiş, 
Müslümanlar sindirilmiş!... 
Allâh c.c. Muhammed  s.a.v Hülafa-i raşidinin 
İsimleri kubbelerden yerlere indirilmiş!... 

Fethin, Fatih'in mabedinden kitab-ı mübini, 
Bu ulu dini kaldıran kim? 
Dinimize, imanımıza saldıran kim? 
Mabedimin göğsüne uzanan namahrem eli, 
Kimin elidir?!... 
Söyle Ayasofya, söyle. 
Seni puthane yapan hangi delidir?!... 

Elleri kurusun, dilleri kurusun! 
Ayasofya! Ayasofya! Seni bu hale koyan kim? 
Seni çırılçıplak soyan kim?!... 

Ayasofya, 
Ey muhteşem mabet; 
Gel etme, 
Bizi terketme!... 
Bizler, Fatih'in torunları, yakında putları devirip, 
Yine seni camiye çevireceğiz... 

Dindaşlarımızla, 
Kanlı göz yaşlarımızla, 
Abdest alarak secdelere kapanacağız, 
Tekbir ve tehlil sadalarıboş kubbelerini yeniden dolduracak 
İkinci bir fetih olacak, 
Ezanlar bu fethin ilanını, 
Ozanlar destanını yazacaklar... 

Putperest Roma'ya yeni bir mezar kazacaklar, 
sessiz ve öksüz Minarelerinden yükselen ezan sesleri fezaları yeniden inletecek! 
Şerefelerin yine Allâh'ın ve O'nun sevgili peygamberi Hz. Muhammed'in aşkına, 
şerefine ışıl ışıl yanacak; 
bütün cihan Fatih Sultan Mehmed Han dirildi sanacak!... 

Bu olacak Ayasofya, 
Bu muhakkak olacak... 
İkinci bir fetih, yine bir ba'sü ba'delmevt... 
Bugünler belki yarın, belki yarından da yakındır, 
Ayasofya, belki yarından da yakın!...



Osman Yüksel SERDENGEÇTİ





bütün kavgalardan haklı çıksam ne












Daha önemlisi Rahman Suresini bir kez olsun anlayarak okumadım
Şöyle kaç defa okuduğum şiir kadar bile
Bütün kavgalardan haklı çıksam ne.
 
Dursun Göksu





25 Mayıs 2015 Pazartesi

19 Mayıs'da Nutuk hatmedenlere gelsin! (Necip Fazıl'dan Gençliğe Hitabe)









Birincisi iki buçuk asır... 
Aşk, vecd, fetih ve hakimiyet... İkincisi üç asır... Kaba softa ve ham yobaz elinde sefalet ve hezimet... Üçüncüsü bir asır... Allahın, Kur'ân'ında 'belhüm adal-hayvandan aşağı' dediği cüce taklitçilere ve batı dünyasına esaret... Ya dördüncüsü? .... Son yarım asır! .. İşgâl ordularının bile yapamayacağı bir cinayetle, madde plânında kurtarıldıktan sonra ruh plânında ebedî helâke mahkûmiyet... İşte tarihinde böyle dört devre bulunduğunu gören... Bunları, yükseltici aşk, süründürücü satıhçılık, çürütücü taklitçilik ve öldürücü küfür diye yaftalayan ve şimdi, evet şimdi... Beşinci devrenin kapısı önünde nur infilâkı yeni bir şafak fışkırışını gözleyen bir gençlik...

Gökleri çökertecek ve son moda kurbağa diliyle bütün 'dikey'leri 'yatay' hale getirecek bir çığlık kopararak 'mukaddes emaneti ne yaptınız? ' diye meydan yerine çıkacağı günü kollayan bir gençlik...

Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, kalbinin dâvacısı bir gençlik...
Halka değil, Hakka inanan; meclisinin duvarında 'Hakimiyet Hakkındır' düsturuna hasret çeken, gerçek adâleti bu inanışta bulan ve halis hürriyeti Hakka kölelikte bilen bir gençlik...
Emekçiye 'Benim sana acıdığım ve seni koruduğum kadar sen kendine acıyamaz, kendini koruyamazsın! Ama sen de, zulüm gördüğün iddiasıyla, kendi kendine hakkı ezmekte ve en zalim patronlardan daha zalim istismarcılara yakanı kaptırmakta başı boş bırakılamazsın! ' diyecek... Kapitaliste ise 'Allah buyruğunu ve Resûl emrini kalbinin ve kasanın kapısına kazımadıkça serbest nefes bile alamazsın! ' ihtarını edecek... Kökü ezelde ve dalı ebedde bir sistemin, aşkına, vecdine, diyalektiğine, estetiğine, irfanına, idrâkine sahip bir gençlik...

Bir buçuk asırdır türlü buhranlar içinde yanıp kavrulan ve bunca keşfine rağmen başını yarasalar gibi taştan taşa çalarak kurtuluşunu arayan batı adamının bulamadığı, Türk'ün de yine bir buçuk asırdır işte bu hasta batı adamında bulduğunu sandığı şeyi, o mübarek oluş sırrını, her sistem ve mezheb, ortada ne kadar illet varsa devasının ve ne kadar cennet hayâli varsa hakikatinin İslâmda olduğunu gösterecek ve bu tavırla yurduna, İslâm âlemine ve bütün insanlığa model teşkil edecek bir gençlik...

'Kim var? ' diye seslenilince, sağına ve soluna bakmadan fert fert 'ben varım! ' cevabını verici, her ferdi 'benim olmadığım yerde kimse yoktur! ' fikrini besleyici bir dâva ahlâkına kaynak bir gençlik...

Can taşıma liyakatini, canların canı uğrunda can vermeyi cana minnet sayacak kadar gözü kara ve o nispetle usûle, stratejiye uygun bir gençlik...
Büyük bir tasavvuf adamının benzetişiyle, zifirî karanlıkta, ak sütün içindeki ak kılı farkedecek kadar gözü keskin; ve gerçek kahramanlık mâdeniyle sahtesini ayırdetmekte kuyumcu ustası bir gençlik...

Bugün komik üniversitesi, hokkabaz profesörü, yalancı ders kitabı, demagog politikacısı, çıkartma kâğıdı şehri, muzahrafat kanalı sokağı, takma diş fabrikası, fuhuş albümü gazetesi, mümin zindanı mâbedi, temeli yıkık ailesi, hâsılı kendisini yetiştirecek bütün cemiyet müesseselerinden aldığı zehirli tesiri üzerinden atabilecek, kendi öz talim ve terbiyesine memur vasıtalara kadar nefsini koruyabilecek, destanlık bir meydan savaşı içinde ve bu savaşı mutlaka kazanmakla vazifeli bir gençlik...


Annesi, babası, ninesi ve dedesi de içinde olsa, gelmiş ve geçmiş bütün eski mümin nesillerden hiçbirini beğenmeyecek, onlara 'siz güneşi ceplerinizde kaybetmiş marka müslümanlarısınız! Gerçek müslüman olsaydınız bu hallerden hiçbiri başımıza gelmezdi! ' diyecek ve gerçek müslümanlığın 'nasıl'ını ve 'ne idüğü'nü her haliyle gösterecek bir gençlik...
Tek cümleyle, Allahın, kâinatı yüzü suyu hürmetine yarattığı Sevgilisinin fezayı bütün yıldızlariyle manto gibi saran mukaddes eteğine tutunacak, ve O'ndan başka hiçbir tutamak, dayanak, sığınak tanımayacak ve O'nun düşmanlarını ancak kubur farelerine lâyık bir muameleye tâbi tutacak bir gençlik...

İşte bu gençliği, bu gençliğin ilk filizlerini karşımda görüyorum. Şekillenmesi, billurlaşması için 30 küsur yıldır, devrimbaz kodomanların viski çektiği kamış borularla kalemime ciğerimden kan çekerek yırtındığım, paralandığım ve zindanlarda süründüğüm bu gençlik karşısında, uykusuz, susuz, ekmeksiz, başımı secdeye mıhlayıp bir ömür Allaha hamd etme makamındayım. Genç adam! Bundan böyle senden beklediğim şudur: Tabutumu öz ellerinle musalla taşına koyarken, Anadolu kıtası büyüklüğündeki dâva taşını da gediğine koymayı unutma ve bunu tek vasiyetim bil! Allahın selâmı üzerine olsun...

Surda bir gedik açtık; mukaddes mi mukaddes!

Ey kahbe rüzgâr, artık ne yandan esersen es!



Necip Fazıl Kısakürek


Vefat yıldönümünde Üstadı rahmetle anıyoruz.

Ruhuna el FATİHA








Sizi rahatsız etmeye geldik!








"Bu ülkede biri size; 
çağdışı, yobaz, gerici, eski kafalı, deli, aşırıcı diyorsa emin olun ki doğru yoldasınız."


Necip Fazıl Kısakürek













20 Mayıs 2015 Çarşamba

Ayasofya ve Mursi için Toplanıyoruz!









Ayasofya ve Muhammed Mursi için pazar günü düzenlenecek yürüyüşe birbirinden değerli isimler katılıyor. İhsan Şenocak Hoca da Büyük Ayasofya Yürüyüşü'ne katılmak için öğrencileriyle birlikte Samsun'dan İstanbul'a geliyor.
Öğlen namazından sonra Sultan Ahmet Camii önünden Ayasofyaya yürüyoruz!

18 Mayıs 2015 Pazartesi

afedersin seni rahatsız ettim







Bu foto 
sürekli sosyal paylaşım sitelerinden 
yediği yemeği
içtiği birayı
aldığı şalı
aldığı ayakkabıyı
yellediği mangalı,
gittiği ocakbaşını,
çocuğu olmayan kardeşlerimizin gözüne soka soka çocuğunun fotolarını
yeni aldığı koltukları
halay çektiği düğünleri
barlarda kutladığı doğum günlerini
yalan dünyalarını "bak ben çok mutluyum"
yakışıklı kocalarını,
güzel karılarını
hediye yüzüklerini,
mutluluk pozlarınızı
ikindi çaylarında devasal sofralarınızdan sıkıldım
gittiği sahilleri,
içtiği kahveleri
ballandıra ballandıra
foto paylaşanlara 
gelsin bu
işte bu gerçekler ve sizin yalan dünyanız