14 Temmuz 2015 Salı

yolculukta iyi gider








Adımız miskindir bizim 
Düşmanımız kindir bizim 
Biz kimseye kin tutmayız 
Kamu alem birdir bize

Biz dünyadan gider olduk 
Kalanlara selam olsun 
Bilmeyen ne bilsin bizi 
Bilenlere selam olsun


Adımız miskindir bizim 
Düşmanımız kindir bizim 
Biz kimseye kin tutmayız 
Kamu alem birdir bize

Yunus Emre






buraya da bekleriz










Pencere








Peygamber Efendimiz (asm) kızı Fatıma’nın evine bakan duvarına, onu sürekli görebilmek için bir pencere açtırmıştı. Çünkü Fatıma onun hazinesiydi. Bizse hazinelerimizi; servislerin, yemekhanelerin, şehirlerin, alışveriş merkezlerinin, otogarların, öğrenci evlerinin göğe kadar uzanan duvarları arasına usulca bırakıp yitiriyoruz.


Ayşegül Genç





Minareleri Sen Ezansız Bırakma Allah'ım









Bunu Ömer'e de söylemiştim









Söylesem

çaresi yok, gönül sen de razı ol artık...


Sütten kesildikten itibaren
Umut da kesilmeye başlar
İnsanoğlundan
Bütün resimlerin bütünü
Eksilir santim santim
Teoride mümkün
Pratikte imkansız
Başkalarının kavramlarıyla kesilir
Hesabımız ve göbek bağımız
Bir kavram kendimize ait değilse
Neye yarar
Bir şiirin hikayesi
Bir hikayedeki şiir
Bizim değilse n'aparız

Kefaretle salıveriliyor

Ruhlarımız

Her sohbetten günahkâr

Ayrılır

Bunu sadece şarj ve deşarjla

Açıklayamayız
Tek bizim başımıza geldiğini sandığımız
Başkalarında görünce ferahladığımız
Hiç aklımıza gelmezdi zaten
Babamızla böyle bir diyaloğa
Girebileceğimiz
-Az iç oğlum, bırak demiyorum
Hiçbir şey göründüğü kadar basit
Değil buna basit makineler de dahil
İyi olanın kazanamadığı bir
Düzenden bahsediyorum
Bunu Ömer'e de söyledim

Lütfen birbirimizi kandıralım

Böylesi hepimiz için daha iyi

Anlamın, cümlenin ve varlığın selameti

İstikamet; kıyamet. Tam yol ileri

Avon kataloglarından kendimize bir

kader... En ucuzu nerdeyse ölümün
Diyalog gibi şiir mi olur birader
Ben bunları O'na da söyledim diye
Hatırlıyorum
Yoksa?
Varsa yoksa kader
Gerisini boşver
Bir sözcük tüm cümlenin anlamını
Verir
Bir sözcük tüm anlamı talan eder
Bir garbolog bize batının çöple dolu
Tarihini verir
Gider bozulan ezberlerimizi tamire
Veririz
Belki budur kurtuluşun bir yolu da
Kim bilir?

O mavi intikamı alan adam olmak

İsterdim

Kime sorduysam göstermediler

Adresi kendim bulacakmışım

At gözlüklerini de ben takayım
Belki bir işe yarar

Bunu Ömer'e de söylemiştim...


Murat Özel



Oturup sana hayat çok güzel demek isterdim



İnsanlar yenildi
Dedi bi abimiz
Yenildi
Bitti

Hiç bu kadar yıkılmamıştım
Babaannem öldüğünde bile
Belki annem ölse…

Ölüme inancım var, iyi insanlar hep öldü
Demiştim, bunu bilmezsiniz siz
İkinci şiirimdi, küçüktüm, insanlar yenilmemişti
Akif öldü nenem de ölecek demiştim
Bilseydiniz ağlardınız peygamber bile öldü
Aslında ben çok şey dedim bilmezsiniz siz
İnsanlar yenildi demeye dilim hiç varmazdı
Küçüktüm, küfredip tütün sarmazdım
Babam inşaat tahtalarından araba yapardı bana
Abim devrim şarkıları söylerdi tahtaları istiflerken
Hiç aşık olmamıştım daha
Suratıma ben sevmiyorum dememişti kimse
Küçüktüm
Tahtalardan sökülen çivileri toplardım inşaatta
Akşam haberlerinde dünyaya demokrasi getirirdi amerika

Gurbet denince babamı bilirdim sadece
Neşet Ertaş dinlememiştim
Küçüktüm, babam saçma şarkılar dinlerdi
Fatura ödememiştim hiç kesilmemişti elektriğimiz
Annem ekmeğimizi tandırda pişirirdi
Umut fakirin ekmeği değildi
Çünkü annem Allah’a inanırdı


Babam Allah büyüktür der arkasını döner ve uyurdu
Ben babamın ayaklarını ovardım işten gelince
Babam devrime inanmazdı
Televizyon seyrederdi işten gelince
Demokrasi yeşilkart verirdi, iyi bişeydi
Babam kapitalizm nedir bilmezdi
Yine de söverdi Amerika’ya haberleri izleyince
Sigortalı bi işi hiç olmadı ve bunu umursamadı bile
Parlamenter sisteme ve devlete inanırdı
Çünkü babam televizyon seyrederdi işten gelince

Küçüktüm, insanlar yenilmemişti
Anneler evleri daha terketmemişti
Yetimler yurdu yakmamıştı
Ben seni daha görmemiştim
Madenciler göçük altında kalmamıştı
Vardiya saatleri yoktu
Kahvaltılar hep birlikte yapılırdı
Cuma günleri Cuma, Pazar günleri Pazardı
Annem yasin okurdu Perşembe akşamları
Küçüktüm, babaannem kanser olmuştu
Gece ne zaman uyansam tespih çekerdi
Gülerdi bana
‘’ dünyada ölümden başkası yalan’’ şarkısını ilahi sanardı
Elini alnıma dayar ve beni efsunlardı

Babaannem demokrasiye inanmazdı
Allah’a inanırdı
Ondan bize sadece 999 boncuklu kırmızı tespihi kaldı
Ben uyurken ahirete miras toplardı babaannem
Dünyaya bıraktığı tek mirası da buydu
Çünkü babaannem demokrasiye inanmazdı


Ömer Aladağ








Koku (Kalp) hafızası





Gözüne ve diline fazlasıyla güvenen insanların istila ettiği bir dünyada olduğunuzun farkında mısınız? Tamam, fazla bayat oldu; tehlikenin farkında mısınız bik bik bik.
Mesele şu; duyularımızı öldürüyoruz. Koklama, işitme, hissetme, kalp ile sezmek pek başvurmadığımız alanlar. Dilim vardır söylerim; hem de başkalarının bin kez geviş getirip söylediklerini orjinalmiş gibi söylerim, gözüm var, görürüm, gördüğüne inanırım, kibir ve küçüklüğü. Evet, insanın kendini küçültmesi ve daraltmasıdır bu. Bu yüzden hikayesini kaybeden insanız. İzleyen ve sürekli konuşan.
Kokular... Hacı Annenin kokusu, bebeğin kokusu, çayirlarin kokusu, toprağın ve insanın kokusunu kaybettik.
Duymak... İyinin, güzelin, berrak olanın, tavsiyenin ve nasihatin ve içli bir türkünün sesini duymuyoruz. Aç açıkta bir insanın sesine inanmıyor kulağınız. Çünkü duymayı unuttuk.
Hissetmek... Temas etmeyi, dokunmayı, teselli eden omza pat pat vurmayı, kucaklaşmayi, musafaha yapmayı, korkudan titreyen bir insana, bir hayvana dokunmaktan korkan insanlar olduk.
Kalbin sezgisi... Sahi, bir kalbiniz vardı, onu unutmayınız, demişlerdi. Ki kalbin bir hafızası olduğundan bahsederler. 
Bizler anonim hayatların, kitlesel, toptan hikayelerin ceset taşıyıcılarıyız. Kendi ölümümüzü düşünmediğimiz gibi kendi yaşamımızı da hissetmeyiz. Dev organizmanın bir parçasıyız sadece. İzler ve konuşuruz.Misk kokuları, merhametin ve sevginin dokunuşlari, berrak ve diri olan sesler, kalbi titreten ne varsa vız gelir tırıs gider. Haydi görümceler, piste! Göze ve dile kesmiş bir dünyada, insanın dili evidir sözünü kim söylerse söylesin aptallaşmayı aydınlanma zannedeceğiz.Ki zanla amel olunmaz. Amellerimiz ne de güzel kusurlu.


Zeki Bulduk




(Fırına yaklaştıkça pide ve ekmek kokusu ile Bahçelievler Basın sitesi B-2 Blok ta Babaannem ile yaşadığım eve gitmek.Sanki bir zaman makinasına konulmuş gibi.Rabbim bizi bir kokuyla anılara,hatıralara,sevdiklerimize,çocukluğumuza götürüyorsun.Elhamdülillah)










"yaşamak" için





Yaşamak için,gülüp oynamak  için,Gazze dışına çıkmak zorunda









6 Temmuz 2015 Pazartesi

Varsa bir hakikat senle ben arasında Ben ordan geçiyorum







Varsa bir hakikat senle ben arasında
Ben ordan geçiyorum
Hakikatle,yani yalnızca senin ve benim aramda
Her şekilde oturabiliyorsam karşında böyle hiç
durmadan
İşte böyle

Dalgınlığı,dargınlığı hırka gibi üstümde taşıyorsam
Sen ve benim aramda olduğundandır
Ben bunca yıl bir başıma
Taşıdıysam kendimi oralardan buralara
Senin ve benim aramızda bir aşk olduğundandır

Bir aşk çocukluğumdan kalma
Elimden ot yiyen kuzulardan
Dağlara çıktığım,dağlardan indiğim günlerden kalma
Bin altı yüz kilometre mesafeden
Sarı incecik telli saçlarımla
Oralardan buralara taşıdığım bir aşk


Şimdi oğlumun olan ellerimden
Ve senin olan her yerimden kalma

Bir aşk
Böyle bir aşk o incecik saçlarla taşındıysa benim
tarafımdan
Şahidim ki Allah vardır

Bir kalbi bir başka kalbe bağlayan
Olmazı olduran,bir yangını durduran
Kalbi bütün kötülüklerden arındıran
Seni bana beni sana örtü kılan
Yaralayan,yaraları onduran bir aşkı olduran
Bütün dünyayı bir an için durduran
Allah vardır senle benim aramda

Sen ve benim aramda
Olanlar saymakla bitmez
Ekonomik kriz var senle benim aramda
Kıbrıs harekatı,seksen ihtilali,Marmara depremi
İkiz kuleler,kurtlar vadisi,beşik kertmesi
Hepsi bir aşk uğruna oldu biliyorum

Yalnızca bir aşk
Seni bana baktıran,yüzümü senle dolduran
Kaşımı kaş yapan
Gözümü göz
Alnımı açık
Gerisi Allah kerim!




Melek Arslanbenzer



 DİNLEMESİ DE GÜZELMİŞ














çölün ortasında yalnız kalmış gibi...









Kimsesiz kimse yoktur 
Herkesin vardır kimsesi

Kimsesiz kaldım medet
Ey kimsesizler kimsesi 




Fatih Sultan Mehmet Han









3 Temmuz 2015 Cuma

sevginizden korkuyorum
















mamihlapinatapai





llalezar:

Kusura bakmayın, kusurunuza bakın..



Şöyle bir kelime varmış dillerden birinde: Mamihlapinatapai
Yazması bile zor. Kimin aklına gelir ki… 
Her an milyarlarca insan bu anlamın içinde akıyor oysa.
 Anlamı şu: "Birbirine bakan, her ikisinin de içten içe arzuladığını diğerinin yapmasını beklediği ama ikisinin de o işi yapmaya cesaret edemediği iki insan.
" Allah'ım adını koyamadığımız ne güzel yerlerden geçiriyorsun bizi. Kayda değer görmüyoruz içimize koyduğun incelikleri. Kelimesini bulunca nasıl da seviniyoruz.

Senai Demirci





Özçelik Ailesi'nin Dantel İle İmtihanı










Dürdane Teyze azmine hayran kaldım.Sen beni güldürdün Allah da seni güldürsün.







1 Temmuz 2015 Çarşamba

KARDEŞÇE PAYLAŞALIM (İHH RAMAZAN 2015 YARDIM FAALİYETLERİ)








Bu yıl ‘Kardeşçe Paylaşalım Vakit Ramazan’ sloganı ile çalışmalarını yürüten İHH, bağışçıların zekât, sadaka, fitre ve bağışlarını; savaş, işgal ve doğal afet bölgelerindeki ihtiyaç sahiplerine uzak yakın demeden birebir elden ulaştırıyor.




Dünyada 96 ülke ve bölgede
Abhazya, Acara, Adıgey, Afganistan, Ahıska, Arakan, Arnavutluk, Azat Keşmir, Azerbaycan, Bangladeş, Bolivya, Bosna-Hersek, Brezilya, Bulgaristan, Burkina Faso, Cibuti, Çad, Çeçenistan, Dağıstan, Doğu Türkistan, Ekvador, Endonezya, Etiyopya, Fildişi Sahilleri, Filipinler/Moro, Filistin (Gazze), Gambiya, Gana, Gine, Güney Afrika Cumhuriyeti, Güney Sudan, Gürcistan, Haiti, Hindistan (Assam ve Kerala), Irak, İnguşetya, Jammu Keşmir, Japonya, Kuzey Irak, Kabardey Balkar, Kamboçya, Kamerun, Karaçay Çerkes, Karadağ, Kazakistan, Kenya, Kırgızistan, Kırım, Komor, Kongo Cumhuriyeti, Kosova, Küba, Libya, Lübnan, Macaristan, Makedonya, Malavi, Malezya, Mali, Mısır, Moritanya, Mozambik, Myanmar, Nepal, Nijer, Nijerya, Osetya, Özbekistan, Pakistan, Peru, Romanya, Ruanda, Sancak, Senegal, Sierra Leone, Somali, Sri Lanka, Sudan (Darfur, Hartum, Kesele), Suriye (Yermük), Tacikistan, Tanzanya, Tayland (Patani, Chang Mai), Tunus, Uganda, Ürdün, Venezuela, Vietnam, Yemen, Zambiya, Zimbabve



Türkiye’de 79 il ve ilçede
Adana, Adıyaman, Afyonkarahisar, Ağrı, Aksaray, Amasya, Ankara, Antalya, Ardahan, Artvin, Aydın, Balıkesir, Bartın, Batman, Bayburt, Bilecik, Bingöl, Bitlis-Tatvan, Bolu, Burdur, Bursa, Bursa-İnegöl, Çanakkale, Çankırı, Çorum, Denizli, Diyarbakır, Düzce, Edirne, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Gümüşhane, Iğdır, Isparta, Hatay- İskenderun, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Karabük, Karaman, Kars, Kastamonu, Kayseri, Kırıkkale, Kırklareli, Kırşehir, Kilis, Kocaeli, Konya, Kütahya, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Muğla, Muş, Nevşehir, Niğde, Ordu, Osmaniye, Rize, Sakarya, Samsun, Siirt, Sivas, Şanlıurfa, Şırnak, Tekirdağ, Tokat, Trabzon, Tunceli, Uşak, Van, Yalova, Yozgat, Zonguldak


ONLİNE BAĞIŞ İÇİN BURAYA TIKLAYIN SMS İÇİN 3072 YE "BAĞIŞ" YAZIP 5 TL GÖNDEREBİLİRSİNİZ.

Allah bağışlarınızı kabul buyursun.






Tayland'da esir tutulan Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz vatan topraklarında.Elhamdülillah







Doğu Türkistanlı bir kardeşimiz bizim sesimizi duyan sadece Türkiye diye haykırıyordu.
Şimdi sevinçten ağlıyordur.Hamd olsun.
Çoğunluğu ateist olan Japonya nın da hakkını yemeyelim.Onlarda ülkelerinde çok ses getiren hareketler yaptılar.(Nimetullah hocamıza selam olsun)
Allah hepsine hidayet nasip etsin.Sebep olanlardan Allah razı olsun.





Esnaf Lokantası







garsona
“çocukluğuma dönmek istiyorum” sipariş ediyor herkes
herkes naylon kelimelerle konuşmaktan yorgun
herkesin parmak izine bak: “herkes”
 
 
yan masada anıların başında nöbet tutmaktan bıkan adam
bir dilenciye sadaka olarak veriyor onları
tavanından mutsuzluk ağları sarkıyor dilencinin
evini yumruk büyüklüğünde keşkeler basıyor
bu dilenci iflah olmaz artık görürsün
ne zaman yumruğunu masaya vursa gökten kuşlar düşer
ne zaman konuşsa ağzından sarmaşıklar çıkar
 
 
 toz içindeki şarkıcıya bak
kendisiyle iki ayrılık şarkısını topluyor, ne çıktı
yıllar önce yüzünden düşüp mazgal deliğine yuvarlanan gençliği mi
bildim bileli mazgal deliğine elini sokmaya çalışıyor bu şarkıcı zaten
garson  masayı “ yazık” kelimesiyle silerken
kırıntılar ellerini kesiyor
 
çorba içen şu ihtiyarın sırtı ise
dünyanın ona yaptığı işkence izleriyle dolu
söndürülmüş sigaralar, yanlış insanın peşinden gitmeler, vesaireler
yüzünü bir nehirden çalıp pet şişeye koymuşlar yıllar önce ihtiyarın
market rafına yerleştirir gibi bir hayatın içine yerleştirmişler
bu esnaf lokantasına gelince
kırışık bir çorba sipariş etmiş
kırışık bir ekmek istemiş
babasının onu omzunda taşıdığı günleri aramış menüde bir de
 
 
bu lokanta
yırtık yüzlerce elbisenin terziyi beklemesi sanki
bir levent gemisini lokantanın önüne demirlese
ve okyanusla yıkasa bizi


Ayşe Sevim