29 Eylül 2015 Salı

Allah izin verirse







Dalgınlığımı biliyor olmalı

Dayandığım kapı üzerime düştüyse kapılığındandır
Düşürdümse insan yanımın aczi
Altında kalmayı ben seçtim acısı bile yaşatır
Elini uzatır diye düşünmüştüm çünkü gözümü açtığımda seni bildim
Seni buldum sağ kulağımın sesinde, sende durdum

Allah izin verirse

Avizeleri silen anneme
Oldum işte diyeceğim oldum ben
Boynumu bükeceğim suyu tarif ettiğimde

Ölmeden önce ölmeyi bildim desem yüzüm kızarır

Ama bildim günahı uzun uzun anlatabilirim yüzüm kızarır
Bir de şımartıyorum kendimi secdede.

Beni kıyı zannettiler bende biriktiler

Çok geldiler 
çok üzüldüm 
gelirken sel
Gelirken kum getirdiler
Olsun Allah izin verirse
Mutlu bir sona yetişebilirim

Boyumun ölçüsünü aldım

Bir günün içine sığdıramadım
Erteledim sürekli saati niye düşünemedim ki
Ölçüsüz de gelebilirdi senli bir mevsim
Alarm çalmadan uyandığımda bitmiştir modernizm

Bir kapı buldum nasıl kalkarım demedim altından

Yükünü yük bildim ağırlığına omuz verdim
Dört bir yanda telaş var yetişmek için erteliyoruz kalbimizi
Ben bu kapıyı buldum ya
Bir veda ile merhaba dedim öptüm kulpundan.



Hüseyin Karacalar






kalpleri birbirine ısındıran Allah'tır (cc)






(hat: Mesut Dikel)



Bir şey kendi benzerleri ile ülfet eder ve ona ısınır !

Muhyiddin İbn Arabi ( k.s.)





bilmek olmak değildir




Bilmek olmak değildir.

Olmaya bak,olmaya.


Yunus Emre







ilginç bir tapınma şekli (kafa çok karışık çok)









23 Eylül 2015 Çarşamba

Afrikalı çocukların Türkiye'den gelen yardımlara nasıl sevindiğine bir bakın.(hay a hu ya:)))



“Cennette büyük bir köşk vardır.

İsmi ferah evidir.

Buraya ancak çocukları sevindirenler girer.”

Hadis-i Şerif (ibn-i Addy) 





Bu video da ne mi var?

Allahü Teala ya yakınlık var.

Sevinç gözyaşı var.

Sevap var sevap.

Özlem var.

Paylaşmak var.

Çocuk kahkahaları var.

Sünnet var.

Uzun eşek var.

Ümmet var.

Selam var.

Ekmeği bölüşmek var.

Sadaka var.

Bize emanet bir Afrika var

Cara var cara.

(Bu dünya da yiyemesekte cennette yeriz inşaAllah)


Hayyyya Huyyyya bile var.:))


Ve aleykümselam Afrikam!






















Parçalanmayın!




Biz birleştirmek için geldik,ayırmak için değil.Topluluk rahmettir,ayrılık değil.Mevlana Celalettin Rumi




Biz birleştirmek için geldik,ayırmak için değil.
Topluluk rahmettir,ayrılık değil.

Mevlana






22 Eylül 2015 Salı

Boş gelmedim Ya Rab,ben suç getirdim.









Eli boş varılmaz varılan yere,

Boş gelmedim Ya Rab,ben suç getirdim!

Dağlar çekemez o ağır yükü,

İki kat sırtımda pek güç getirdim.












18 Eylül 2015 Cuma

Uluslararası İlahiyat Öğrencilerinden İslamofobi'ye karşı hazırlanmış çok güzel bir çalışma










Dünyanın bir çok yerinde İslamı kötülemek adına birçok faaliyetler yürütülmektedir. İslamı bir terör dini olarak göstermeye çalışarak halk arasında yanlış algılar oluşturmayı hedefleyen kitlelere bir tepki olarak ULUSLARARASI İLAHİYAT ÖĞRENCİLERİ olarak İslamın bahsedilenin aksine sevgi ve barış dini olduğunu vurgulamak adına bu videoyu hazırlamış bulunmaktayız.

Islamın yıllardır farklı ırklara ve dinlere mensup olan insanların hoşgörü ve saygı içinde birarada yaşamalarına özen gösterdiği bir din olduğunu, Kuran Ahlakı ile ahlaklanan insanlar arasında en güzel ahlaka sahip olan Hz. Peygamber Efendimiz (sav)'in hadislerinden örnekler vererek İslam dininin gerçeklerini paylaşmaya çalıştık.

Bu Filim Uluslararası İlahiyat Kulübü (UİK) tarafından hazırlanmıştır.

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi








16 Eylül 2015 Çarşamba

uzaklaşırken





‘orman büyük ve karanlıkmış, böcekler ateşliymiş, olsun
güç verir bana seni aramak için uzaklaşmak
orman yolu mutluluk veriyor çalarım ıslıkla
içinden geçerken dikenlerin gövdemi dinlerim
yaban meyvalarını burnuyla iten ceylanları bir mısrada
severim’




Ahmet Murat







.....




















RABBİN iÇİN KURBAN KES







Açlıktan  halsiz düşmüş,bilinci kapalı.Halsizlikten yürüyemiyor yerde daireler çiziyor.
Cennet kuşu.Biz hiç bir zaman açların halinden anlayamıcaz hiç bir zaman.Ali Lidar'ın dediği gibi biz müslümanların orucu sadece yemek saatlerini değiştirmekten ibaret.Kurban ibadetinin en efdali çevrende aç,yoksul,dul ve yetimi bulup kurban etini ellerinle vermek en doğrusu o elbet belki bir ikinci kurban bağışınızı yurt dışına gönderebilir açlığın  -ki biz o yerde sürünen cennet kuşunu hiç anlamasakta- kuraklığın hatta temiz suyun bile bulunmadığı Afrika ülkelerinden birinde bu aç kalmış çocukların yüzünü güldürebilirsiniz.




İHH KURBAN   550 TL 


DİYANET KURBAN   YURT DIŞI 450 TL


YERYÜZÜ DOKTORLARI  AFRİKA KURBAN 340 TL


İDDEF  YURT DIŞI KURBAN 300 TL









Sana baktım



umm-abideen12:

The golden city 💛


‘Sana baktım bir bulutlar, davullar
şiirlerde gezdirdiğin çocuklar ve öğleler
atlar için sular soğuttuğum’

Ahmet Murat










hem kendini aldın gittin hem ötekini












anne hiçbir zaman anlamayacaksın
yine de olağanüstü bir şey bir şiirin içinde olman.
















10 Eylül 2015 Perşembe

Ya Hak,Ya Ganiyy,Ya Aziz








Zikrimle meşgul olup Ben'den istemeye vakit bulamayanlara isteyenlerden daha çok veririm.




{Hadis-i Kutsi/Buhari}










9 Eylül 2015 Çarşamba

çölde soğuuuk mu soğuk bir pınara rastlar gibi...











Gamına gamlanıp olma mahzun,
Demine demlenip olma mağrur,
Ne dem baki ne gam baki, ya Hû!




Yavuz Sultan Selim











soru:Mehtap Tv deki program yapan hocalar şahin alpay'a ne der acaba? cevap:hiç.üç maymunu oynayacaklardır.



Allah'ın âyetlerine laf dememek gerekir.
Laf ile Söz arasında birbirlerine benzeseler de fark vardır. Laf kelimesinin toplam altı anlamı arasında dört tanesi olumsuzdur.
1 "uygulamaya değer ve imkânı bulunmayan boş söz",
2 "ölçüsüz, lüzumsuz söz, manasız iddia," 
3 "kötü söz"
4 "bir değer ve mana ifade etmez, olmayacak şey anlamında hafifseme hitabı"
Söz kelimesinin toplam onbir anlamı arasında sadece onbirinci anlam olarak "dedikodu" anlamı verilmiştir.
Geleneğimizde Allah'ın âyetleri ve Hz. Peygamber'in ifadeleri için söz ifadesi kullanılır. Laf ifadesi kullanılmaz.
Şimdi Bakara Sûresi'nin 154. âyeti ilgili yorum yapan zatın sözlerine bakalım:
"(Bizim dinimize göre) dedi.. (Şehitler ölmez, yaşamaya devam ederler) dedi. Bu ne demek yani? Ben çok merak ettim yani.. Bizim bunca askerimizin, polislerimizin aileleri, anneleri, babaları, eşleri, çocukları, kardeşleri.. nasıl karşılıyorlar böyle lafları.. Bu lafın manası şu açıkçası.. Üzülmeyin.. Üzülecek bir şey yok. Onlar zaten yaşıyorlar.. Ölmediler. Cennete gittiler. Yahut yaşıyorlar.. Yahu...."





Allah size Kitab (Kur'an)da: "Allah'ın âyetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, başka bir söze geçmedikleri müddetçe, o kâfirlerle oturmayın. Aksi halde siz de onlar gibi olursunuz" diye hüküm indirdi. Muhakkak ki Allah, münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır.



Nisa Suresi /140





“Yakında -Din düşmanı- kavimler, yiyicilerin yemek kabı etrafına toplandıkları gibi sizin aleyhinize bir araya gelirler” (Ebû Davud).








Beyrut Hukuk Mahkemesi reisi ve büyük âlim Yusuf İsmail Nebhânî (1849-1937) merhûm diyor ki: Müslümanların halifesi Sultan İkinci Abdülhamîd Han’ın dostlarına dostluk, düşmanlarına düşmanlık etmek her Müslümana zaruri bir vazifedir. O Emîru’l-mü’minîndir, peygamberimizin halîfesidir. Dîn-i mübînin hükümlerinin koruyucusudur.

 Allâh’ın haremi Mekke’nin ve Resûlünün haremi Medîne’nin hizmetkârıdır. İslâm milletinin ve devletinin bütün işlerini hakkıyla yerine getirmek için bütün kuvvetini sarfetmektedir. Güvenilir zâtlardan işittiğime göre; Sultan Abdülhamîd Han geceleri uyumazdı. Ancak uyku kendisini iyice kapladığında bağdaş kurup öğlen kaylûlesi gibi kısacık bir uyku ile iktifâ ederdi. Zira o bütün vaktini ümmet-i Muhammed’in ve İslâm devletinin işlerini dürüstçe görmeye vakfetmiş, ayırmıştı. 

Muhakkak halifemiz hazretlerinin zamanında, Resûlullâh Efendimizin şu hadîs-i şerîflerinde bildirdikleri haller apaçık ortaya çıkmıştır: 


“Yakında -Din düşmanı- kavimler, yiyicilerin yemek kabı etrafına toplandıkları gibi sizin aleyhinize bir araya gelirler” 

(Ebû Davud).

 Bu sebeple düşmanlarının bu ittifaklarına karşı Sultan hazretlerinin gayet uyanık olduğunu görmekteyiz. Bütün varını yoğunu din hizmetine, Müslümanların himâyesine harcamaktadır. Her Müslümana düşen vazife sadâkatle onun ve İslâm devletinin hizmetinde olmak, dâimâ Allâhü Teâlâ’nın yardımına nâil olması için duâda bulunmak lâzımdır. Tâbiîn’in reîsi Hasan-ı Basrî (rh.) hazretleri buyurdu:

“Eğer benim bir duâm olsa onu sultan için yapardım. Zira ona ulaşan her türlü hayır bütün Müslümanlara döner.” 

İşte dîni ve aklı kâmil mü’minin hali budur. Amma dini ve aklı noksan olan kişiye gelince o Sultanın yaptığı işlere ve emirlerine razı olmaz da, Sultanın şu yaptırdığı iş şöyle olsaydı daha iyi olurdu diye dedikodulara ve zannına göre sultana ve yaptığı işlere itiraz eder. Hâlbuki Allâhü Teâlâ’nın mü’minlerin işlerini görmesi için Resûlullâh’ın halifeliği makâmını ihsân ettiği bir kimseye itiraz etmek dînî ve dünyevî zararlara sebep olur. (Hulâsatu’l-Beyân) 



31 Ağustos 2015 Fazilet takviminden














artık içimden taa içimden kara trenler kalkıyor








Ne kadar benziyoruz şimdi,
Aynı tezgâhtan çıkmış testilere
Bir şey, bir şey kaldırdı bütün ayrılıkları!



Baksak aynalara


Tanır mıyız kendimizi,

Tanır mıyız bu kaskatı
Bu zalim inkârın arasından
Sevdiklerimizi.


Ahmet Hamdi Tanpınar






Ha İhsan Yılmaz mı o çok iyi zırvalar















8 Eylül 2015 Salı

Denk değil ölülerimiz!








Hz Ömer ra. Ebusüfyan'a şöyle demişti:

"Denk değil ölülerimiz .Bizimkiler cennete sizinkiler cehenneme gitti."




Askerde insan en çok annesini özler






"Askerliğimi kısa dönem olarak Erzurum'da yaptığımı daha önce söylemiştim. Söyleyeceğim bir çok şey ise eksik kalmıştı. Erzurum'dan ayrılırken yanıma birkaç şey almama izin verildi. Künyem, muayene defterim, teskerem... Bunlardan biri de fotoğrafını gördüğünüz kara kaplı defterlerim. Bu 5 defter 5.5 ay boyunca askerde yaşadığım günleri, anıları not ettiğim günlüklerim. Askerden geldim geleli hiç açmadım. Aslında bana kalsa hiç açmayacağım. Orada yazılanların bazılarını unuttum, bazılarını ise dün gibi hatırlıyorum. En çok hatırladığım ise 2-3 sayfadan birinde "Anne" sözünün geçmesidir.
Askerde insan annesini çok özler. Sesini duymak için kendini yer bitirir. Geceleri ankesörlü telefonun başında bekleşirler. Arayan "oğlum ben ...'nın annesiyim. Orada mı?" diye sorar. Cevaplayan asker "Anne merak etme ben şimdi onu bulurum" ya da "Anne o şu an talimde,içtimada,yemekte ben gelince aradığını söylerim" der. Oğlunu ziyarete gelen anneyi başka bir asker karşılarsa, onun elini öper anne hoş geldin der. Kısaca bir askerin binlerce annesi, oğlu asker olan annenin de binlerce oğlu olur. İnanır mısınız?
Koca koca adamların yorgan altında "annem annem" diye ağladığını duydum ben, koca adam olarak bir türküde annemi hatırlayıp ben de ağladım. Asker adam pislikten,komutandan,yemekten,nöbetten, sigarasızlıktan, yorgunluktan,uykusuzluktan çekmez "annesizlikten" çektiğini. Şehit olan askerlerimiz son sözü söyleyecek vakit buldular mı bilmiyorum ama buldularsa eminim son sözleri "Anne!"dir.
Bir askere, hangi şehirde, taburda,koşulda olursa olsun en çok neyi özledin? diye sorarsanız ilk kelimesi "anne"dir. Bir askerin son nefesini verirken, son kelimesi de "anne"dir. Ne acıdır ki anneliğin en kutsal sayıldığı bu topraklar, annelerin yüzyıllardır en çok ağladığı yerdir. İşte o anneleri ağlatanları, yemeden, içmeden büyüttükleri yavruları ellerinden kayıp giden annelerin ahını alanları, hangi sözcüklerle lanetlemek gerekir bilmiyorum..."

Hacı Sabancı








Allah zalimleri sevmez







O (zafer) günlerini Biz, insanlar arasında döndürür dururuz (zaferi bâzen bir topluma bâzen diğer topluma nasîb ederiz.) Bu da Allâh'ın, îmân edenleri ortaya çıkarması ve aranızdan şâhitler edinmesi içindir. Allah zâlimleri sevmez.


[Âl-i İmrân, 140]














Bin doğarız!









Piyade Kurmay Yarbay İlker Çelikcan / 1976 / Erzurum-Olur = Burda!

Piyade Çavuş Tolga Artuğ / 1991 / Iğdır = Burda!

Muhabere Uzman Onbaşı Özgür Yatakdere / 1993 / Manisa-Salihli = Burda!

Piyade Er Adnan Ergen / 1990 / Muğla-Seydikemer= Burda!
Piyade Er Uğur Yıldız / 1987 / Tokat-Erbaa =Burda!

Piyade Er Resul Coşkun / 1992 / Konya Kadınhanı =Burda!
Piyade Onbaşı Fatih Duru / 1988 / Çanakkale-Ezine = Burda!

Piyade Er Cihan Aksarı / 1988 / Düzce = Burda!
Piyade Uzman Çavuş Tayfur Hançer / 1990 / Ardahan-Göle =Burda!
Topçu Uzman Çavuş Tuğrul Köseoğlu / 1987 / Konya-Ereğli = Burda!
Piyade Er Muharrem Öksüz / 1995 / Konya-Karatay = Burda!

Astsubay Kıdemli Çavuş Cemre Salih Gözen / 1990 / Mersin-Tarsus = Burda!
Bakım Üstçavuş Okan Taşan / 1988 / Erzurum-Şenkaya = Burda!

Bakım Uzman Çavuş Harun Saltalı / 1986 / Kahramanmaraş- Andırın = Burda!

Bakım Astsubay Çavuş Deniz Göçkün / 1992 / Balıkesir-Karesi = Burda!

Bakım Astsubay Mustafa Özdemir / 1992 / Bilecik-Bozüyük= Burda !