28 Nisan 2016 Perşembe

bir garib'in mal dökümü






(bizim mahalle'nin garibi)



Avşa adasında üç daire, dört üçgen, beş dikdörtgen..

 Üç tas has hoşaf

Gökyüzünde bir bulut
Yeryüzünde iki tilki ziki
Bitlis'te beş minare
Kastamonu'da üç kasto
Biri yazlık, biri kışlık iki platonik sevgili
Büro mobilyası ve çelik kapı ureten bir fabrikanın öğle üzeri yaslanıp 
sigara içilen beyaz duvarı
Islıklada çalınabilen dört anonim türkü
Palandöken'de bir palan, iki döken
Üç faylı hat
Bi çarşamba, iki perşembe, üç cuma
Dünyada mekan
Ahirette iman
Denizde kum
Uzayda yerçekimsizlik
Bi çuval gazoz kapağı
Bi kiprit kutusu sigara izmariti
Onsekiz saç biti
Biri ingilizce altı adet küfür
Yirmi tane boş laylon poşet
Sevenlerin kalbinde kurulmuş bir taht
 Bi sürü saç sakal, kıl, tüy, yün
Yedi sekiz tane "zotarta" diye çıkabilen o...k
Üç ayrı parkta üç ayrı belediyeye ait üç ayrı banka reklamlı bank
Bi ayakkabı çekeceği
Üç don lastiği
İki büyük taş kütlesi
Yirmi adet ağaç gölgesi
Bi sipor dalı
Üç kuş kanadı sesi
Bi ispanyol ünlemi
Bi sürü kedi köpek
Bi marmara denizi
Camına yaslanıp seyredilen iki piliç çevirmeci
Her akşam karıştırılan dört çöp bidonu
Çalıp çalıp kaçılan beş melodili apartman zili
Geceleri yatarken yorgan olarak kullanılan bi sürü gazete pazar ilavesi
Nakit onbeş lira
Anne babadan kalma yarısı yaşanmış bir ömür



Metin Üstündağ






27 Nisan 2016 Çarşamba

Kocanız romantik midir?







Ha­yır ke­sin­lik­le de­ğil.
Ken­di­si ökü­zün ön­de gi­de­ni­dir.
Aa­aa...
Evet evet. Er­kek­lik gaz­la ça­lı­şır der­ler, bi­zim ki ha­ka­ret­le ça­lı­şı­yor...
Yu­ka­rı­da­ki ko­nuş­ma­ya te­le­viz­yon­da ka­rı-ko­ca­la­rın ka­tıl­dı­ğı bir ya­rış­ma prog­ra­mın­da denk gel­dim. Ka­dın bun­la­rı söy­lü­yor, baş­ta ko­ca­sı ol­mak üze­re her­kes de gü­lü­yor. 
Di­ğer ha­nım­la­ra da so­ru­yor­lar, on­lar da ko­ca­la­rı­nın ro­man­tik ol­ma­ma­sın­dan şi­ka­yet­çi.
Ro­man­tizm bas­kı­sı di­ye er­kek­ler üze­rin­de cid­di bir bas­kı var. Bu da ben­ce er­kek­le­ri de­ğer­siz­leş­tir­me­nin ve düş­man­lı­ğı­nın bir par­ça­sı. Kav­vam­lı­ğın önün­de­ki en­gel­ler­den bi­ri. Bu de­vir­de er­kek­sen ve ro­man­tik de­ğil­sen öl da­ha iyi. Adam de­ğil­sin. Es­ki­den adam­lı­ğın öl­çü­sü, yi­ğit­lik­le, gü­ven­le, er­ke­ğin ai­le­si­ne sa­hip çık­ma­sı ile öl­çü­lür­dü. Şim­di ne ka­dar ro­man­tik ol­du­ğun ile öl­çü­lü­yor. Ev­li­lik ön­ce­si baş­lı­yor... Na­sıl ev­len­me tek­lif et­tin? Pas­ta­dan yü­zük çık­tı mı? Gök­yü­zü­ne onun adı­nı yaz­dır­dın mı? Kim­se­nin ak­lı­na gel­me­yen bir şey yap­tın mı? Her­ke­sin için­de ye­re diz çö­küp yal­var­dın mı?...
Yok mu? Baş­tan kay­bet­tin. Bu kız na­sıl ev­len­me tek­li­fi al­dın so­ru­su­na na­sıl ce­vap ve­re­cek? Tam bir re­za­let! Ço­cuk­la­rı­na to­run­la­rı­na bu­nun hi­ka­ye­si­ni na­sıl an­la­ta­cak za­val­lı­cık! Özel bir şey yap­ma­dıy­san ne bü­yük utanç!
Ha­di bü­tün bun­la­rı yap­ma­dın, yi­ne de ev­len­me­yi ba­şar­dın. Ka­rı­na gül gö­tü­rü­yor mu­sun? Ona na­sıl hi­tap edi­yor­sun? Ara­da hoş sür­priz­ler ya­pı­yor mu­sun? Ka­rı­nı mut­lu edi­yor mu­sun? Et­mi­yor­san işin bit­miş. Her tür­lü ha­ka­re­ti hak edi­yor­sun!
He­le ilk ta­nış­ma gü­nü, söz gü­nü, ni­şan gü­nü, sev­gi­li­ler gü­nü, ev­li­lik yıl­dö­nü­mü, ka­rı­nın do­ğum gü­nü gi­bi ne­re­dey­se mü­ba­rek gün gi­bi gö­rül­me­ye baş­la­nan, as­la unu­tul­ma­ma­sı ge­re­ken hem he­di­ye alı­nıp hem sür­priz­ler ya­pıl­ma­sı ge­re­ken gün­ler­den bi­ri­ni unut­muş­sun za­ten işin bit­miş. Ken­di­ne kö­tü söz­ler­den söz be­ğen ar­tık.
Ka­rın mı? Onun bir şey yap­ma­sı­na ge­rek yok. Ka­dın ol­ma­sı ona ye­ter. O her ha­lü­kar­da hak­lı­dır. Ev işi yap­ma­ya­bi­lir, is­ter­se se­nin­le yat­ma­ya­bi­lir, öz­gür­dür, is­te­di­ği gi­bi ge­ze­bi­lir, ça­lı­şa­bi­lir, hiç bir şey­de se­nin ona­yı­na ih­ti­ya­cı yok­tur. Güç­lü­dür ayak­la­rı­nın üs­tün­de du­rur, ken­di­ni ta­şır, ge­re­kir­se se­ni de ta­şır...
Onun gü­zel ah­lak­lı ol­ma­sı da ge­rek­mi­yor. Ay­rı­ca ko­ca­ya hiz­met et­mek gi­bi bir mec­bu­ri­ye­ti de yok. Sen ona hiz­met et­mek zo­run­da­sın. 
O bir azi­ze­dir, ona tap­man ge­re­ki­yor. Ka­nun­lar on­dan ya­na, se­ni şi­ka­yet eder­se, sen ke­sin suç­lu­sun, şa­hit bi­le aran­maz. Vic­dan­lar on­dan ya­na. Ka­dın de­ğil mi ke­sin ezi­li­yor­dur! Med­ya on­dan ya­na. Ka­dın­san hak­lı­sın.
Kim­se ka­dın­la­rın iyi bir eş olup ol­ma­dı­ğı­nı, ka­dın­la­rın so­rum­lu­luk­la­rı­nı  ko­nuş­mu­yor, her­ke­sin der­di er­kek­le­rin iyi eş ol­ma­dı­ğı üze­ri­ne. Bü­tün ka­dın­lar dört dört­lük ve mü­kem­mel; er­kek­ler ise on­la­rın kıy­me­ti­ni bil­me­yen odun­lar. (!) 
Erkek­ler: Mo­dern ça­ğın kö­le­le­ri. Ne ya­par­lar­sa yap­sın­lar ka­dın­la­rı mut­lu ede­mi­yor­lar. 
Er­ke­ğin kav­vam ol­ma­sı­nı, evin yö­ne­ti­ci­li­ği­ni al­ma­sı­nı ko­nu­şur­ken er­kek­li­ğin şe­re­fi­ni de ko­nuş­ma­mız la­zım. 
Fe­mi­niz­min ba­şa­rı­sı mı de­sek, mo­dern­li­ğin do­ğal ge­ti­ri­si mi de­sek bil­mi­yo­rum son yıl­lar­da baş­ta ba­tı ül­ke­le­ri ol­mak üze­re er­kek­ler üze­rin­de kuv­vet­li bir bas­kı ve sin­dir­me po­li­ti­ka­sı uy­gu­la­nı­yor. Hem ka­nun­lar­la hem med­ya bas­kı­sı ile hem de top­lum vic­da­nın­da. 
Kö­tü ol­duk­la­rı­na ar­tık er­kek­le­rin ço­ğu da inan­mış du­rum­da. Er­kek­ler ar­tık er­kek ol­mak­tan do­la­yı uta­na­cak du­ru­ma gel­di­ler. Med­ya va­sı­ta­sı ile ka­dın­la­rın yük­sel­ti­len bek­len­ti­le­ri, er­kek­ler üze­rin­de cid­di bir bas­kı oluş­tur­muş du­rum­da.
Er­kek­ler di­zi ve film­ler­de­ki ya­kı­şık­lı, zen­gin, ro­man­tik, sü­per kah­ra­man­lar­la ya­rış­mak zo­run­da. San­ki er­kek­le­rin dün­ya­ya ge­liş ama­cı ka­dın­la­rı mut­lu et­mek için­miş gi­bi bir al­gı oluş­tu­rul­du. Fa­kat her gün de­ği­şen ve ar­tan bek­len­ti­ler yü­zün­den ka­dın­lar bir tür­lü mut­lu ola­mı­yor­lar.
Din­dar er­ke­ğin med­ya­nın da­yat­tı­ğı ro­man­tik dav­ra­nış­la­ra ih­ti­ya­cı yok. Mü'min er­kek za­ten ne­za­ket­li­dir. Ön­ce Al­lah rı­za­sı için, yu­va­sın­da mu­hab­bet için eşi­nin gön­lü­nü hoş et­me­ye ça­lı­şır. 
Eğer ka­rı­sı­na gül ge­ti­re­cek­se bu­nu ro­man­tik ol­mak için de­ğil, bir mü­mi­ni se­vin­dir­me­nin Ya­ra­dan'ı se­vin­dir­mek ol­du­ğu­nun bi­lin­cin­de ya­par ve bu­na en çok en ya­kı­nın­da­ki eşi­nin la­yık ol­du­ğu­nu bi­lir. Za­ten  gül gö­nül­den gel­mi­yor­sa kar­şı­da­ki­ne sa­de­ce di­ke­ni ula­şır. 
Er­kek­le­rin üze­rin­de­ki bu ro­man­tik ol­ma bas­kı­sı er­kek­le­ri olum­suz ola­rak et­ki­li­yor. Er­kek­le­rin ço­ğu da ken­di­le­ri­ni ka­dın­la­rı mut­lu ede­me­yen odun­lar ola­rak gör­me­ye baş­la­dı. Bu on­la­rı da­ha mı iyi ya­pı­yor? Ha­yır. Da­ha kö­tü ya­pı­yor. Hem ka­dın­lar­dan hem ken­di­le­rin­den umut­la­rı­nı ke­si­yor­lar. Suç­lu­luk psi­ko­lo­ji­si ki­şi­de öf­ke ya­par. Öf­ke de ki­şi­yi doğ­ru dü­şü­ne­mez ha­le ge­ti­rir. 
İn­san ba­şa­rı­lı ol­du­ğu­na inan­dı­ğı sü­re­ce gay­re­te ge­lir. Oy­sa med­ya er­kek­le­re ro­man­tik ol­ma­dık­la­rı ve ba­şa­rı­sız ko­ca ol­duk­la­rı ko­nu­sun­da  psi­ko­lo­jik bas­kı ya­pa­rak ka­dın­la­rın gö­zün­de er­kek­le­ri de­ğer­siz­leş­ti­ri­yor.

Sema Maraşlı








sebep
















Gökhan Özcan'ın askerleriyiz.








Küçük Prens gezegenine dönmedi.Yeryüzündeki varlığını Gökhan Özcan olarak sürdürüyor.Dünyayı anlıyor artık.Ama hala anlamamazlıktan geliyor.Saçma sapan sorularla izah ediyor olup bitenleri.Aklı başında cevaplara haksızlık etmek istemiyor.



Hakan Albayrak







17 Nisan 2016 Pazar

16 Nisan 2016 Cumartesi

uçmayı anımsa kuş ölümlüdür









kuş, ne koku, ne güneş ah,dedi
bahar gelmiş
ve eşimi bulmaya gideceğim ben

kuş sofranın kenarından
uçtu, bir haber gibi uçtu ve gitti
kuş küçücüktü
kuş düşünmüyordu
kuş gazete okumuyordu
kuşun borcu yoktu
kuş insanları tanımıyordu

kuş havada
tehlike ışıklarının üstünde
bihaberliğin irtifasında uçuyordu
ve mavi anları
çılgınca deniyordu

kuş, ah, sadece bir kuştu.


Furuğ Ferruhzad







11 Nisan 2016 Pazartesi

Moro'ya Şehit Yasin Börü İlkokulu Yardım Faaliyeti



Moro'ya yapılacak Yasin Börü İlkokulu için  63 binTL toplandı.

Okulun toplam maliyeti ise 150 bin TL...
Haydi gençler durmak yok...

Adem Özköse











En Sevgili'ye







“O gün ; gökyüzünün ufukları bozardı…
Gün ortasında,güneşin ziyası köreldi…
Evvel zamanların ve sonraki vakitlerin, kainatı karardı…
Peygamberin vefatından sonra dünya,
Hüzün ve kederden bir kum yığınına döndü…
Artık şimdi;Doğuların ve Batıların bütün şehirleri Ona ağlasın!
Mudar ve Yemen’in bütün kabileleri matem tutsun…



Üzerime öyle musibetler döküldü ki;
Bu elemler, gündüzlerin üstüne dökülseydi,
Nurlu gündüzler,simsiyah gece kesilirdi…


Ey, Rabbinin davetine icabet eden Babam!
Ey,Makamı Firdevs Cennet’lerinde olan Babam!
Ey, Cebraile ölüm haberine verdiğimiz Babam!
Ey, benim aziz Babam! Sana Rabbinin daveti!
Ey,benim aziz Babam! Yerin Firdevs Cenneti
Ey,benim aziz Babam! Derdimizi ancak Cebrail’e yanacağız!”

Hz.Fatıma






10 Nisan 2016 Pazar






Günah lekeleri ile kalbi paslanan kimse, salihlerin sohbetinde bulunursa, kalbinin pası silinir, günah işlemesi zorlaşır, iyilik etme isteği artar. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kırk gün içinde bir ilim sohbetinde bulunmayan kimsenin kalbi kararır. Büyük günah işlemeye başlar; çünkü ilim kalbe hayat verir. İlimsiz ibadet olmaz.) 
[Mektubat-ı Rabbani]

(Fıkıh sohbetinde bulunmak, bir senelik ibadetten üstündür.)
[Deylemi]

(Âlimlerin sohbetine katılın, onlara yakın oturun! Çünkü Allahü teâlâ, yağmurla ölü toprağı dirilttiği gibi, ölü kalbleri de, hikmet nuru ile diriltir.)
[Taberani]

(Âlimlere hürmet eden, bana hürmet etmiş olur. Onları ziyaret eden beni ziyaret etmiş olur. Âlim meclisinde bulunan, benim meclisimde bulunmuş olur.) 
[İ.Rafii]

(Âlimin sohbetinde bulunmak, bin rekât nafile namazdan üstündür.)
[İ.Gazali]

(Bir defa salih kimsenin sohbetinde bulunmak, defalarca kötü kimselerin sohbetlerinde bulunmanın günahlarına kefaret olur.) 
[Deylemi]




Haiti'de açlık:Halk ''Çamur Kek'' yiyiyor








Yükselen gıda fiyatları, Dünya'daki yoksulları, açlıktehlikesiyle karşı karşıya bırakıyor. Amerika kıtasının en yoksul ülkelerinden Haiti'de de, çamur, artık ekmeğin yerini almış durumda.

ÇAMURDAN KEK

Nüfusun % 80’nin, yoksulluk sınırının altında bir gelirle yaşamaya mahkum olduğu ülkede; hamile kadınlarla, çocukların, kalsiyum ihtiyacını karşılaması için, çamurdan kek yapmak, aslında eski bir gelenek.
Ama son bir yıl içinde, gıda fiyatlarında yaşanan dramatik artış, bir tabak pilavı bile, lüks tüketim maddesi haline getirmiş ve çamur artık halkın temel gıda maddesi olmuştur.

Çamurdan keklerin yapımı kolay. Taş ve çakıllardan arındırılan toprak; su, tuz ve yağ ile karıştırılıyor, sonra da güneşe kurumaya bırakılıyor.

Dünya
'daki tarım alanlarının giderek daraldığını vurguluyan ekonomi uzmanları, nüfus artışının da hesaba katılmasıyla, küresel bir gıda krizinin eşiğinde olunduğuna dikkat çekiyorlar.Ağzın tüm nemini alan ve birkaç saat sonra da, kötü bir tad bırakan keklerin, açlığı gidermekten öte faydası olmuyor.




''çocuklarımız kitaplar oldu''




“Bugün için güzel bir an’a denk geldim ve çok ayıp bişey yaptım.izinsiz bi foto çektim ama yapmasaydım ölürdüm de kahrımdan. Bunu anı ölümsüzleştirmek gerekirdi. sadece hafızamda kalmaması gerekirdi. Sakaryada bindiğim belediye otobüsünde oldu bu. Sonradan konuştum teyzeyle ama tabi fotoğrafını çektim diyemedimse de teyze 64 yaşındaymış. Ve okuduğu kitap? Sıkı dur. Sebahattin Ali: İçimizdeki Şeytan. Ve dedi ki bugün ölüm yıldönümü bu hafta bunu okuyacağım tekrardan. Sonra sen öğretmen emeklisi misin yoksa dedim. Ben hiç çalışmadım. İlkokul 5’ten sonra okumadım dedi. Eşi tuhafiyeciymiş vefat etmiş gecen senelerde. Biz hep kitap okurduk birbirimize. Çocuğumuzda olmadı hiç. Çocuklarımız kitaplar oldu.”

Alıntı