30 Temmuz 2016 Cumartesi



"Bir kısım insanlar, müminlere, “Düşmanlarınız size karşı asker topladılar, sakının onlardan!” dediklerinde bu, onların imanlarını bir kat daha arttırdı ve “Allah bize yeter. O, ne güzel vekildir!” dediler."

Al-i İmran -173













29 Temmuz 2016 Cuma

7/179








Bizim yaptığımız beddua değil, mulaene idi dediler.
Varsa cesaretiniz siz de yapın.

Hain bizsek; bizim birliğimiz dağılsın dediler.

Biz daha Amin bile demeden; birlik dirlik kalmadı adamlarda.
Beddua değil ki o diye, savunan gençler; belanın kimin başına geldiğini de mi görmediniz.

Allah Rasûlu aleyhisselâm, beddua yapılan hak etmiyorsa yapana döner demedi mi?




İşte buna ahmak deniyor


Hz.Mevlana buyuruyorlar ki; “Çocuğun bir tanesine öğretmenler her türlü ilmi öğrettiler. Hatta fal ilmini bile... Çocuk o kadar ilerledi ki bu ilimlerde her şeyi biliyordu. Bir gün bunu imtihan etmeye karar verdiler ve öğretmen avucunun içine bir yüzük koydu elini kapadı, çocuğa sordu: “Elimde ne var?” Her şeyi bilen çocuk; “Yuvarlak, içi boş, sarı bir şey var elinizde efendim,” dedi. Öğretmenler öğrencilerinden gayet memnundular. Sonra öğretmen, ‘Bu nedir?' diye sordu. Çocuk biraz düşündü ve ‘Kalbur efendim' dedi.” Şimdi düşünebiliyor musunuz? İlimle, hatta fal ilmiyle gözle görmediği bir şeyin ne olduğunu bile bilen çocuk, idrakini kullanması gerektiğinde kalburun avuç içine sığamayacağını düşünemiyor. İşte buna ahmak deniyor. ...








Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda





Yeni Çengelköy mezarlığında. Caminin hemen alt tarafı. Kolay bulunsun diye başucundaki tahtanın önüne arkasına imzamı attım.

Orada nişanlanacağı gün şehit düşen 16 yaşındaki Ayşe de var, 21 yaşında gencecik bir delikanlı olan Burak da. Halil Kantarcı abim de babamın birkaç metre ötesinde. Ve diğer bayraklı mezarlar... Şehitliğe döndü orası.

Biri hüngür hüngür ağlıyor mezarın başında. Diğeri diyor: "Neyi olurdunuz?" Cevap: "Hiçbir şeyi!"


Alpaslan Cambaz (şehit oğlu)

28 Temmuz 2016 Perşembe

Hoşluk Makamı



hoşunuza mı gitti, hoşunuz neresiyse?...
bak şimdi.. iş çıktı bize
sahi hoşumuz neremiz
hoşluk deyuu bi yerimiz mi ola
tavukların taşlıkı gibi..

evet hava boşluğu kafa boşluğu karın boşluğu bilgi boşluğu eğitim boşluğu cep boşluğu gönül boşluğu boş vakitler..
boşluk bolluğu ziyadesiyle vaarrr yani..

haaa.. olsa olsa "Hoşluk Makamı" ola zannımca
bi zahmet hooşş bişey yapıp edip de arzettin miydiii..
hoş oldun gitti Huuuuu....

alıntı: Prof. Hayrettin Hoşettin







Ben sanırdım âlem içre bana hiç yâr kalmadı,
Ben beni terk eylerim bildim ki ağyâr kalmadı.

Cümle eşyâda görürdüm hâr var gülzâr yok,
Hep gülistân oldu âlem şimdi hiç hâr kalmadı.

Gece gündüz zâr u efgân eyleyüb inlerdi dil,
Bilmezem n’oldu kesildi âh ile zâr kalmadı.

Gitti kesret, geldi vahdet oldu halvet dost ile
Hep Hakk oldu cümle âlem çarşı pâzar kalmadı.

Dîn diyânet âdet ü şöhret kamu vardı yele,
Ey Niyâzî n’oldu sende kayd-ı dindâr kalmadı.



Ya Hakk





Nasıl olmuşsa bilmiyorum, 
vurmuşlar bize, biz vurmamışız.


Cahit Zarifoğlu









Ey Yunus! Gitme işin ayakkabı bulma işinden daha aceledir



Cebrail (a.s.):

-Gitme işin hayvan bulma işinden daha aceledir dedi.

Yunus (a.s.):

-Ayağıma giyecek ayakkabım da yoktur. İzin ver de ayaklarıma uygun bir ayakkabı bulayım dedi.

Cebrail (a.s.):

-Ey Yunus! Gitme işin ayakkabı bulma işinden daha aceledir. Sen kavmine ayakkabısız, yalınayak git dedi.

Bunun üzerine Yunus (a.s.):

-Ey Cebrail! Onlar Allah’ın (c.c.) azabına hak etmiş azgın bir kavimdir. Ben onların yanına ayakkabısız gitmem dedi. Yönünü başka yöne çevirdi, gitmek istemedi.







26 Temmuz 2016 Salı

Kahraman Ömer Halisdemir (Allah ondan razı Peygamber Efendimiz asm komşu olsun)





Ömer Halisdemir'in vücudundan 30 kurşun çıkmış.

Hesapları bozan, dengeleri alt-üst eden adamlar vardır. 15 Temmuz’da ya da daha öncesinde. Vardır böyle adamlar, tarih onları koynunda saklar. Şok anında birdenbire ortaya çıkarak taze kan pompalarlar kalplerimize. Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı paşanın emir astsubayı olan Kıdemli Başçavuş Ömer Halisdemir mesela. “Evladım oranın namusu sensin, makamı teslim etme, geliyorum” talimatını alır almaz, cuntacı generali alnının çatından oracıkta hiç tereddüt etmeden vurmayı tercih etmeseydi, bunu yapmasaydı, vatanını değil de kariyerini düşünseydi, bugün omzumuzda on binlerce masum sivilin cenazesini taşıyor olacaktık belki de.

42 yaşında iki çocuk babası Halisdemir. Kahraman falan değil, iyi bir nöbetçi, en lazım olanından yani, sadakati baki. Bor İlçesi'ne bağlı Çukurkuyu Belde mezarlığında uyuyor artık, vazifesini yapmış olmanın bitimsiz huzuru ve milyonlarca Fatiha’yla birlikte elbette. Hesapları bozan adamların türküsü kalır geriye. Ömer Halisdemir de en büyük rütbeyi omzunda taşır, şehit. Şahid oldu bu namussuzluğa. Ve geri durmadı. Allah göğsünü genişletsin!

Bor'a yolu düşenler, bu yiğidi duasız bırakmasın!

Güven Adıgüzel



24 Temmuz 2016 Pazar

Allah'ın azabı yakındır.




Emr-i ilahiye muhalefet edip de iyi karşılık gören, iyi yerlere gelen ve hoş manzaralar seyreden seni aldatmasın !!

Bütün bunlar o kimse için tuzaktır, bilmediği yerden istidractır (iddiacıya azar azar mehil vererek Allah’ın korkunç azabına yaklaştırması).

Kendini sana örnek gösteren bu tip birine de ki: 

Duman çekilince görürsün;Bineğin at mıdır, eşek midir?

Kitabu't-Tecelliyat ve Kitabul'l Yakin (s. 76–78) , Muhyiddin İbn Arabi (k.s.)




İnna lillahi ve inna ileyhi raciun




İNNA LİLLAH VE İNNA İLEYHİ RACİĞUN- BİZİM DE ARTIK BİR ŞEHİDİMİZ VAR
Cuma günü Atatürk Havalimanına doğru yollara düştüğüm zaman bir çok tanıdığımı, akrabamı aramıştım. Aradıklarımın içinde Kayınbabam yoktu. Onu aramak aklıma bile gelmemişti. Çünkü 71 yaşındaki Kayınbabamın darbecilere karşı mücadele için sokağa çıkacağını hiç düşünmemiştim.
38 yaşına kadar hızlı bir devrimci, devrimci ne kelime devrimci anarşist olan Bilecikli Ertuğrul Tetik en son sürgün yeri olan Sinop, Türkeli'de gönül insanı Hamza Ağabey ile tanışınca hayatı yavaş yavaş değişmiş iyi bir mümin olmuştu.
Bayramda ziyaretine gittiğimde uzun uzadıya o hızlı devrimci olduğu günlerden bahsetmiştik. Kendisine bu anıların yazılması, şiddete ve silaha meraklı gençlerin bunlardan ders çıkarması, nasıl kullanılacaklarını bilmeleri gerektiğini söylemiş hatta kitaba bir isim bile bulmuştum: Bir gomonistin anıları (biraz muzip bir isim olmuştu. Hepimiz gülmüştük.
Cumartesi günü (darbenin ertesi günü) rahatsız olduğu haberi gelince basit bir şey olduğunu düşünmüştüm. Fakat daha sonra durumun çok ciddi olduğu ortaya çıktı. Meğerse aort damarı yırtılmış, damarları lime lime olmuştu. Doktorun demesine göre aort damarı çatlayan kişiler genelde hastaneye bile yetiştirilemeden vefat ediyorlarmış. Annesi de o yüzden vefat etmişti. Genetik bir durumdu belli ki. Kayınbabamı apar topar ameliyata aldılar ve ameliyat tam onbeş saat sürdü.
Ameliyattan önce hastaneye yetişmek ve kendisiyle görüşmek nasip oldu. Kayınbabama " Cihada gidip gazi olmuşsun." dedim gülümseyerek. O da bana gülümseyerek baktı ve " Elhamdülillah" dedi.
Vatan savunmasına gitmemesi için çok baskı yapmışlar. Kayınannem " Gitme, ya sana bir şey olursa" dediğinde " Ne olacak, ben zaten şehid olmak istiyorum, bu sefer haklarımızı darbecilere yedirmeyeceğim." demiş.  Meydanlarda İnsanlara yapılan zulümleri gördükçe sinirlenmiş, gerilmiş (zaman zaman bu ülkede bir darbe olursa tıpkı Bosna gibi, Suriye gibi müslümanları katledeceklerinden bahsederdik)....damar da aşınmaya başlamış. Zaten bir kaç saat sonra da apar topar hastaneye götürülmüş.
İslam'la tanıştığı için kendisini çok kısmetli görürdü. Bana bir kaç kere şunu söylemişti: "Hep düşünüyorum devrimci iken çok günah işlediğim halde hem ( 12 Eylül darbesi) darbecilerin şerrinden bir şekilde kurtuldum hem de İslam'a tanıştım. Ne yaptım ki bunlar bana nasip oldu?"  Kendi yaptığı analizlere göre şöyle bir sonuca varmıştı: Kendisi kedi ve köpek dostuydu. Çocukluğundan beri yardıma muhtaç gördüğü her hayvanı alıp eve götürürmüş. Rahmetli annesi ve kayınannem biraz serzenişte bulunsa da onun bu hayvan sevgisine katkıda bulunurlarmış. Şimdi bile baktığı bir kaç kedi vardı. Kapısının önünde sürekli yemler dururdu. Şimdi o kediler yetim (onsuz) kaldı. Güzel bir insandı. İnandığı gibi yaşadı, yaşadığı gibi öldü. Rabbim kendisine Cennet'nde en iyi yerleri nasip etsin.  Allah'ın ondan razı olmasına çok değer verirdi. Allah ondan razı olsun. Amin




Allah rahmet eylesin.(kanın yerde kalmayacak inşâAllah)




1-) Merhum Muhsin Yazıcıoğlu'nun şehit olduğu helikopterin parçalarını söken Kıdemli Başçavuş Aydın Özsıcak bakın nerede ortaya çıkıyor?

2-) Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kaldığı otele suikast düzenleyen birliğin başında Kıdemli Başçavuş Aydın Özsıcak'ın olması bir tesadüf müdür?








23 Temmuz 2016 Cumartesi

siz Allahı (cc) unutmuşşunuz





Hiç şüphesiz Allah'a ve Resûlü’ne karşı (onların koydukları sınırları tanımayıp kendileri sınır koymaya kalkışmakla) başkaldıranlar; işte onlar, en çok zillete düşenler arasında olanlardır.


Mucadele Suresi / 20





Seyyid Kutubu ağızlarına alanlar




''Batılılardan nefret ediyorum,
Amerika'dan nefret ediyorum; ama daha çok Amerikanın vicdanına sığınan Müslümanlardan nefret ediyorum...''

Seyyid Kutup








22 Temmuz 2016 Cuma

dinler arası diyalog bu muydu ???








Arkadaşlarıma bunların darbe yapacaklarını Cumhurbaşkanımıza suikast düzenleyeceklerini hep söylüyordum.Bana inanmıyorlardı. emre şerefsizi ağzından salyalar akarak darbe tivitleri atıyordu.ee şimdi Tayyip Erdoğan a yezid diyen abilerin tivit ve face hesapları nerede? neden kaçiyorsunuz? paylaşımlarınızı neden siliyorsunuz.emir almişlar utanmadan takiye yapiyorlar.yazık pis abd nin kuklası  olmuşsunuz kendi iradenizle düşünemez hale gelmişsiniz.






Rahmetli babaannem sevmediği insanlar için deyyus derdi




Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı.
Bütün tuzaklar Allah'a aittir. O, her nefsin kazandığını bilir.
İnkar edenler de dünya yurdunun sonunun kime ait olduğunu bileceklerdir. 

Rad 42




o alçak bize ahmak desin dursun.zalim fetullah sırtını gavura dayadın da ne oldun. sen Allah(cc) ı ne zannediyorsun???




#Fransa_Basını
Türkler meydanlarda sırayla nöbet tutuyor.
Yorulan dinlenmek için evine giderken yerine kardeşini veya bir arkadaşını bırakıyor. Sıkıntı çıkarsa bana haber ver diyor.
Türklerin sıkıntı diye basitçe kastettiği şey; Tank, Helikopter ve Uçak !!!

Fransa L.Figora Gazetesi



21 Temmuz 2016 Perşembe

Vatan nöbeti beklemek





Bir gün ve bir gece nöbet tutmak, bir ay boyunca gündüz oruç tutup geceleri ibadetle geçirmekten daha hayırlıdır. Kişi nöbet tuttuğu sırada ölecek olursa, yapmakta olduğu işin sevabı ve rızkı devam eder, sorgu meleklerine karşı güvende olur.

Müslim, İmâre: 163



İki göze Cehennem ateşi dokunmaz: Allah korkusundan ağlayan göz ve Allah yolunda nöbet tutarak geceleyen göz.

Tirmizî, Fedâilü’l-Cihâd: 12






20 Temmuz 2016 Çarşamba

CAHİLİYYE ÖLÜMÜ NASIL OLUR ?



4045- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim Allah’a itaatten çıkar ve İslâm cemaatinden ayrılırsa cahiliyye ölümü üzerine ölür. Kim ümmetime karşı ayaklanır, iyi kötü ayırmadan Mü’minlere silah çekerse ve İslâm cemaatine karşı sözünde durmazsa benden değildir. Kim İslâm cemaati dışında bir gurup tutar, ırkçılık yapar ve ırkçılık için de insanları çağırırsa veya tuttuğu gurup için kızar, taraf tutar ayaklanır ve çatışmaya girer öldürülürse, cahiliyye ölümü üzere ölmüş olur.”
_______________________________
(Müslim, İmara: 13; Buhârî, Fiten: 2)




soru:vatan haini olan askerin leşi ne yapılır?


Teslim olmadan önce ölen asi askerlerin İslam'daki hükmü : 

Namazı kılınmaz, Müslüman kabristanı kirletilmez; bir çukura atılır üzeri kapanır.



Allah ım bize hakkı batılı ayırabilme gücü ver.İmanımızı artır.Düşmana fırsat verme.



Tarihte Hülagü hanın bir hikayesi anlatılır. Hülagü han, Cengizhan’ın torunudur.  Kadın, yaşlı, çocuk, hamile demeden bazı kaynaklara göre 200 bin, bazı kaynaklara göre de 400 bin kişiyi katletmiştir..
Cami, hastane, saray ne varsa hepsini yok eder. Kütüphaneleri ve tarihi eserleri yakar, yıkar. Milyonlarca dini ve ilmi eserin büyük bir kısmını Dicle Nehri'ne attırır.
Hülagü'nün zalimliğini anlatmak için Dicle'nin günlerce kan ve mürekkep aktığı söylenir.
Hülagü bir gün, şehrin dışına kurduğu karargâhında, o beldenin en büyük âlimi ile görüşmek istediğini bildirir.
Bu haber, âlimler arasında korku ve endişeye sebep olur. Kimse Hülagü tarafından öldürülmek korkusuyla bu davete icabet etmek istemez.
Bu haber, zamanın genç âlimlerinden Kadıhan'a da ulaşır. Kadıhan, ufak tefek tıfıl bir gençtir. Daha sakalı bile çıkmamıştır.
Böylesine bir daveti kabul ettiğini söyleyerek Hülagü ile görüşmeye gidebileceğini bunun için kendisine bir deve, bir keçi, bir de bir horoz verilmesini ister.
Böyle bir fedainin ortaya çıkması ulema sınıfını rahatlatır. Çünkü bir kurban bulunmuştur.
Hülagü'nün şerrinden korkan ulema sınıfı bu isteği hemen karşılar.
Kadıhan, hayvanlarla birlikte çadıra varır. Hayvanları çadırın dışında bırakarak içeriye girer ve kendini tanıtır. Kendisiyle görüşmek üzere geldiğini söyler.
Hülagü, genci tepeden tırnağa süzer ve beklediği tipte biri olmadığını görerek,  ‘‘Bana göndermek için bula bula seni mi buldular. Gönderecek başka birini bulamadılar mı?’’ diye sorar.
Kadıhan gayet sakin bir şekilde ‘‘ Görüşmek için iri yarı, boylu boslu birini istiyorsan, bir deve getirdim. Sakallı yaşlı birisi ile görüşmek istiyorsan, bir keçi getirdim. Eğer gür sesli birisiyle görüşmek istiyorsan horoz getirdim. Üçünü de çadırın önüne bıraktım. Onlarla görüşebilirsin’’ der.
Hülagü, karşısındakinin sıradan biri olmadığını anlar ve
‘‘Şöyle otur bakalım’’ diyerek kendisine yer gösterir ve ilk sorusunu sorar.
‘‘Söyle bakalım, beni buraya getiren sebep nedir.’’
Kadıhan gayet sakin bir şekilde; ’ Seni buraya bizim amellerimiz getirdi. Allah'ın bize verdiği nimetlerin kıymetini bilemedik. Esas gayemizi unutup makam, mevki, mal mülk peşine düştük. Zevk ve sefaya daldık. Cenab-ı Hak da bize verdiği nimetleri almak üzere seni gönderdi’ der.
Hülagü, ikinci sorusunu sorar.
‘‘Peki, beni buradan kim gönderebilir?’’
Cevap çok manidardır.

‘‘ O da bize bağlı. Kendimize dönüp ne kadar kısa zamanda toparlanıp, bize verilen nimetin kıymetini bilir, zevk ve sefadan, israftan, zulümden, birbirimizle uğraşmaktan vazgeçersek işte o zaman sen buralarda duramazsın.’’

Bu gün İslam dünyasının hali iyi değilse bunun sebebi bizleriz. Tevhit inancından uzaklaşmamız bizi bu hallere getirdi.




öyle yaptilar abla.


Ilk gunu bazilari korkudan face sayfalarini dondurdu.Simdi de başın sağolsun ülkem rolüne girdiler.Tel nosu değiştirme zaten yillardir vardı değil mi Halime abla???


18 Temmuz 2016 Pazartesi

kardeş bildiklerimizin kurşunuyla....





Anestezi uzmanıyım, 15 temmuz gecesi Ankara Yüksek İhtisas Hastanesi'nde nöbetçiydim. 100'e yakın yaralı ve ex'e arkadaşlarımla birlikte müdahale ettim..

Koluna tükenmez kalemle annesinin cep telefonu yazılmış, tankın altında kalmamak için üst gecitten atlayarak leğen kemiğini, kolunu, bacağını kırdığını tahmin ettiğim bir gencin ailesini aradım telefonumla, 10 saniyelik konuşmada karşıdaki anneyi hissettim, "oğlunuz hayatta ve yaralı" dediğimde bir çığlık duydum, kulaklarımdan gitmiyor..

"Belki bizim hastamızı görmüşsünüzdür" diyen bir çift durdurdu beni bir ara; isim söylediler, hatırlamadım. İşime dönmeye çalışırken Facebook profil fotoğrafını gösterdi kadın.. gülüyordu fotoğraftaki adam, oysa ben onu tanımlayamadığım bir zaman kadar önce morga yollamıştım. Kadını oyaladım, adamı teşhis için morga götürmek istedim, teşhis edemeyeceğini söyledi... Bir yerlerde bıraktım onu, kayboldu.. Sonra yine buldu beni, yardım istedi, "Güçlü ol o zaman, gel teşhis et" dedim, mırıldandığı sûreler, iki güvenlik görevlisi, yanına eklenen başka yakınını arayan insanlar eşliğinde "morg teşhis mangası" olarak koridorlardan geçtiğim bir fotoğraf var zihnimde... Kulaklarımda çınlayan o sûre ve ayak seslerinin ritmi de bitmiyor.

Sonra iki yaşlı insana Facebook fotoğrafı - morg eşleşmesi doğru çıktığı için "başınız sağolsun" dediğim başka bir fotoğraf var yine karmakarışık zihnimde.. O kadın mıydı yoksa bir başkası mıydı "ama benim oğlumun öksüzü var bir tane" dedi biri, ayıramıyorum.

Kendi çalışma arkadaşım, Üroloji doktoru, karşımda, kanlar içinde.. ağlamaya başladım orda, onun bana "iyiyim" deyişi.. Yine ne kadar olduğunu bilemediğim bir zaman sonrasında onu uyutmak için ameliyathaneye çağrılışım, "ben kötülesiyorum, çabuk ol Büşra" deyişi, ilk defa ağlayarak hasta uyutuşum, hakkını helal edişi, hepimizi çok sevdiğini, babasını da çok sevdiğini söyleyişi..

Bomba sesleri, hastaneye elinde silahla ortalığı taraya taraya gelen birileri olduğu söylentisi... Beni arayan arkadaşlarımdan, eşimden helallik isteyişim, hastanede iki el silah sesi duyduğunu söyleyen hemşire arkadaşım, ağlama krizine giren bir başkası, sonra ben ağlarken onun bana sarılışı.. Her sesle altına saklandığımız sedyeler, 3-5 saniye bekledikten sonra hızla akan bir film çekimine kaldığımız yerden devam edişimiz..

Kafa kemiği kırık, ağzı ve dili parçalanmış biri bana adını söyledi, söyleyebildi o gece.. Ameliyata aldık, öldü sonra. Hâlâ kimliği tespit edilemedi, 6 aile geldi yakınını arayan, hiç biri teşhis etmedi, benim karışık zihnim ne kadar zorlasam da o ismi hatırlayamıyor..

Sebep olanlar Allah'ından  bulsun...

Hz.Peygamber (asm) gelmemiş mi ?




SİZİ GİDİ TİYATROCULAR SİZİ!....... Malum, Fetö'nün burada açıktan adamı pek kalmadı! Kimi hapiste ama çoğunluğu kaçtı!... Emniyetten, savcıdan, gazeteden pek çok ayakları kırıldı! Rahmetli Sungur abinin "Kolları bacakları kırılsın!" haykırışı öyle bir tuttu ki, belleri de kırıldı... Başka görünümlü ama kuyruğu Fetö'ye bağlılar ve askeri ayağı kaldı ki, onların tehlikeli olduğu günlerdir konuşuluyordu. En nihayet isim isim tutuklanacaklar listesi, dava dosyası yayınlandı... Şu girişimden az önce!....
Ne diyordu eski şifreli talimatlarında Fetö? "Kırk yıldır ördüğümüz hırkayı başkasına mı vereceğiz?" diyordu.. Askeriyeye öğrenci sokup onun üst kademelere, rütbelere gelmesini beklemek kaç yıl ister?
Hem askeriyedeki, emniyetteki, medyadaki ayaklarına ne diyordu? "Teslim olmayın! Zalimin işini kolaylaştırmayın! diyerek budanmış ruhlarına şöyle sesleniyordu:
 “İçeriye atacaklarmış!.. Onlar da ölümü -Firavun’un karşısında- Seyyidina Hazreti Musa gibi gülerek karşılayacaklardır. Gözü dönmüş dinsiz ve densizlerin tecavüzleri karşısında ölümü gülerek karşılayan Hazreti Zekeriya, Hazreti Yahya ve Hazreti Mesih gibi gülerek karşılayacaklardır.”
Tam da içeriye atılacakları sırada "gerekirse kendilerini imha etme" emirleri, cennetler vaadiyle şifrelerle geliyordu!

Bu cerbeze ustaları şimdiye dek nice darbe girişimleri yaptı. Nice terör eylemleri... Operasyonlarında başarılı olamadıkları her durumda twetleri ikiye katlayarak bu kez "algı operasyonuna" psikolojik harbe soyunup, yedikleri naneyi devlete ve hükümete yıkmaya, masumların arkasına saklanıp onları kalkan yapmaya kodlanmışlar!....
Bank ASya önünde düşüp alnı kanayan kızla nasıl naneleri örtme ve dürbünü tersten milletin gözüne koyup yakını uzak göstermeye çalıştılarsa, şu başarısız darbeleriyle "kandırılmış erleri" gözümüze sokup buradaki koskoca vahşet ve ihaneti örtme gayreti ve "tiyatroları" fiyaskolarının devamıdır!.....
Ellerinde adam kalmadı dedik ya!.... Yeni algı talimatlarını vermişler yandaşları Gökçe Fırat veya Kuytul'un ve daha kimlerin eline...  Bunun devlet tiyatro gösterisi olduğuna halkı inandırmaya çalışıyorlar!.....
İşte asıl operasyonu devletin bu paralel algı operasyoncularının medya ayağına, kılıç düşmanlarıyla beraber "kalem hainlerine" yapmasını diliyoruz!.........

hülya kartal hocaoğlu




16 Temmuz 2016 Cumartesi

Ya Kahhar




سَيُهْزَمُ الْجَمْعُ وَيُوَلُّونَ الدُّبُرَ 

O topluluk yakında bozulacak ve onlar arkalarını dönüp kaçacaklardır. (Kamer 45)





Ya Fettah





"Gevşemeyin, üzülmeyin. Eğer iman etmişseniz en üstün olanlarsınız." Ali İmran 139.

Her taraftan vuruyorlar anladık da; bizim silahımızla bizi mi vuracaksınız?






ALLAH fethullah guleni Kahhar ismi ile kahretsin




İsrail'deki çocuklara ağlayan lakin Ümmet'i ağlatan Fethullah Gülen! Görüşürüz Ahiret'te seninle Allah Azze ve Celle'nin mahkemesinde.





14 Temmuz 2016 Perşembe

özleyen








belki kaldırım taşları nallanır kırmızıda dur
tır pistonundaki karanlık güç anne ayaklarını öper 
böylece
cami duvarındaki merakına sığınırım , affet
ben de seni öperim
Gonzalez için bu bir felaket
annesini özleyen bir silah düşünsen
kahvaltıda barut ve kadavra
barut ve peynir . özleyen bir tabanca
yeşil bir tabanca
doğmamış bir bebeğe huri gösteren
doğmamış bir bebeği annesine özleten
küçümsenmiş bir dilek tut taa sofistken
küçümsenmiş bir çocuk hikayeler anlatsın
yetmişlik dedelerin ki dahil bütün dişler görünmez olsun
o zaman sen de beni öpersin 
o zaman anneler çocuklarını
küçümsenmemiş bir dilek



bir mendil niye kanar?



Ahmet Abi, güzelim, bir mendil niye kanar
Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar
Mendilimde kan sesleri.






11 Temmuz 2016 Pazartesi

uzaklaşmak istemiştim






En iyilerimizin sonu genellikle kendi ellerinden olur
sırf uzaklaşmak için,
ve geride kalanlar
birinin onlardan
uzaklaşmayı neden isteyebileceğini
bir türlü tam olarak anlayamazlar.








4 Temmuz 2016 Pazartesi

ne güzel bir dua



Yâ Rabb! Hangi mü'mine onu üzecek ve gönlüne ağır gelecek bir söz söylemişsem kıyamette o sözü onun için sana kurbiyyet (yakınlık) eyle.

Hz.Muhammed 
(aleyhissalatüvesselam)