27 Kasım 2016 Pazar

SİZ YAKMAYI İYİ BİLİRSİNİZ!


israil fosfor bombası ile ilgili görsel sonucu

"İsrail Eğitim Bakanı Naftali Benette "Yangınları Yahudiler çıkarmış olamaz" dedi.
Evet, o haklı. Yahudilerin uzmanlık alanı şecer (ağaç) değil beşer (insan) yakmak!.. 

Onlar, Filistinli çocuk Muhammed Ebu Hudayr'ı ve Dewabish ailesini yaktılar.


Onların uzmanlık alanı tarihi ibadet merkezlerini yakmaktır. 
Mescid-i Aksa'yı onlar yaktılar.

Onların uzmanlık alanı, ibadet merkezlerinde katliam yapmaktır. 
el-Halil'deki İbrahim mescidinde katliam yapan onlardı.

Evet, haklısın Benette. Sizler beşer yakmada uzmansınız. Ve özellikle Gazze'de fosfor bombalarıyla çocukları yakmada.."
Ghada Oueisd
el-Jazeera




Gazze "bizim şarkımız bu söylendikçe uzayan ve bitmeyen bir gökkuşağı olmalı"



Hepimiz diğer çocukları merak eden çocuklarız" Rachel Corrie
"Cenâb-ı Hakk‘ın bizi büyük bir devrimde enstrüman olarak kullandığını iliklerime kadar hissediyorum." Hakan Albayrak
"Es-sohbet-ü bilâ çay / Kes semai bilâ ay" Anonim

yirmisekizmayısikibinonsaatonikiotuzantalya
denizleri ve gemileri yaradana hamd olsun
ve tavşan kanı çay için ne kadar sevinsem az
şu demire "vira!" diyen ağızlar ne güzeldir
ne güzeldir başlamakla bitebilen yolculuk
işte sanki Nuh, toparlanıp geçiyor
karşı kıyısına koşulsuz merhametin
bir tarafta asasız vicdan
Musasız asa
çaysız bırakılmışlık
öbür yanda kalkan gemilerin ardından
gemisiz kaldığına pişman kalabalık
tam ortada Gazze‘ye gün be gün yürüdükçe
cennet kapısını zorlayan
bir ibadet ayini
çay içerek ibadet etmek ne güzeldir
sevgilim hayat zor ama sen çok güzelsin
hayatın zorluğuna inat senin güzel oluşun
kargışlı misillemesin, bir nevi sabotajsın ümitsizliğe
yırtar konişmentoları senin hudutsuz sevişin
seni çay içerken izlemek
seni çay doldururken
seni demlerken çayı
kimseler inanmasa da düpedüz sevap
o usulcacık düşen Müslüman bedenlerin
kapanmayan hesabı ödemesi gibisin
bana da rahmet! bana da şehitlik!
bana da böyle bir ödeme planı nasip eyle ya Rabbi,
böyle ivedi aşka, böyle kuşkusuz ve nakit!
işte bir ibadetten ötekine geçilircesine
bir rahiple bir imam omuz omuza
çay içmeyi bırakıp namaza durduklarında
dünyanın en kaygan ipindeki adamlar
cayır cayır tutuşan bir aşka salınırken
esas iple inseler dayağı yerler miydi!?
avuçlarım ellerimin içine çöküyor
bir atın üstünde son sürat sövüyorum
şu çaya inanmayan Yezid sürüsü
şu itlere sövdükçe güzelleşirim
diye inanmak geçiyor omuzlarımdan
kendi şerefine hainsin sen
gitmen gereken yeri seni o gemide boğmamamdan bil
ama seni adil bir kavgada
paramparça ederdi Hamza
Musa sen gibiler yüzünden vurdu kendini dağlara
senin eğriliğindi onu Allah‘la konuşturan
İsa kardeşi Yakup ile
senin yüzünden döktü gözyaşlarını
Ali, o güzel Resulü için
Zülfikar‘ı çıkartır ve savaş biterdi
tarih boyu cehaletin dönüştürdü öfkeyi
sana doğru büyüyen bitmez bir düşmanlığa
paranoyaksın
korkuyorsun
kendini seçilmiş sanıyorsun seçilmişler arasında
zalimsin ey İsrail, zulmün kendi yaradılmışlığına!
nükleer bir tehdit sayıyorsun kendini amma
Hızır‘a ve meleklere gücün yetmez ki
senin semaverin yok, demliğin yok, demin yok
senin ateşin yok bir bardak çayı kaynatmaya
ve muhabbet ehline selam olsun
unutma, unutturma, utan, usandırma
korun sen de kendinden hıncahınç kalabalık
yarıl sen de ortandan körlüğe büyüyen uyku
bizim şarkımız bu söylendikçe uzayan
ve bitmeyen bir gökkuşağı olmalı
bizim gemimiz bu biz içindeyiz
hepimizin çay içtiği taraftan bakılırsa
hepimiz o geminin içinde değil miyiz!
üçhaziranikibinonsaatikikırkbeşistanbul
uçakları uçurup indirene hamd olsun
çay içmek çok güzel bir duygudur kardeşim
gemimiz dünyanın bütün limanlarına yanaştı
şehitlerimizin berrak kanı Akdeniz‘e karıştı
şarkımız Gazzeli çocukların kulaklarına ulaştı
tarih tasavvuru parçalandı siyonistin
dünya bir gemi, dünya Mavi Marmara
İsrail vicdanın ablukasında
ve bundan böyle ona çay falan yok!
Alper Gencer



22 Kasım 2016 Salı

Melekler Şam'ı kanatlarının üzerine germişlerdir. Hz.Muhammed (asm)






İbni Abbas (r.a) şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (s.a.v):

-Allah’ım! Sa’ımıza ve müddümüze bereket ver/mübarek kıl. Mekke’mize ve Medine’mize bereket ver/mübarek kıl. Şam’ımıza ve Yemen’imize bereket ver/mübarek kıl, diye dua etti. Toplulukta bulunan bir adam:

-Ey Allah’ın Peygamberi! Irak’ımıza da (dua et), dedi. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v):

Şeytanın boynuzu orada ortaya çıkacak ve fitne orada yayılacaktırbuyurdu.

(Taberani’nin rivayeti esas alınmıştır. Şam’a bereket duası farklı varyantlarıyla Buhari, Tirmizi, Ahmed, İbni Hibban ve diğerlerinde geçmiştir.)


.........................................

Abdullah bin Amr, babasından (r.a) şöyle rivayet etmiştir. Rasulullah (s.a.v):

-Kıyametten önce Hadramevt’ten veya Hadramevt tarafından bir ateş çıkacak ve insanları etrafında toplayacaktır. Ashab:
-Ey Allah’ın Rasulü! (O zaman) bize ne yapmamızı emredersin? Diye sordular. Rasulullah (s.a.v) da:
-Şam’a gidin, buyurdu.

(Tirmizi’nin rivayet esas alınmıştır. Müslim, Ahmed, İbni Hibban, Abdurrezzak, Ebu Ya’la)


..........................................................



Şam halkı, Allah’ın yeryüzündeki kamçısıdır. Allah, onlar vasıtasıyla dilediği kimselerden dilediği şekilde intikam alır. Şam münafıklarının, Şam mü’minlerine üstün gelmesi haramdır. Onlar (münafıklar) ancak dert, öfke ve keder içinde ölürler.
(Ahmed’in rivayeti esas alınmıştır. Hadis mevkuftur. Taberani)


...............................................


Zeyd bin Sabit (r.a) şöyle rivayet etmiştir:

“Rasulullah (s.a.v)’ın yanında otururken bir gün:

-Ne mutlu Şam’a! Ne mutlu Şam’a! buyurdu. Ben:

-Şam’ın durumu nedir? Diye sordum. Rasulullah (s.a.v) da:

-Melekler Şam'ı kanatlarının üzerine germişlerdir, buyurdu.


(Tirmizi’nin rivayeti esas alınmştır. Ahmed, İbni Hibban, Hakim, Abdurrezzak)












20 Kasım 2016 Pazar

Söğüt Ağacı (Beed-e Majnoon) "Kahrolası insan ne nankördür." Abese Suresi 17


İlgili resim


Bana görebilmenin ne demek olduğunu söyle, ben de sana körlüğün ne olduğunu söyleyeyim.”
(filmden)
Macid Macidi’nin yazıp yönettiği “Beed-e Majnoon” adlı film Türkçeye “Söğüt Ağacı” adıyla geçmişti. Film temelde insanın unutkanlığını ve nankörlüğünü kör bir adamın gözlerine kavuşması üzerinden işliyor. Konunun işlenişi bakımından oldukça başarılı olan film ayrıca sinematografik yönü ile de kalitesini konuşturuyor.
İran’lı yönetmen bu güne kadar ortaya koyduğu filmler insani olanı anlatma çabasından başka bir şey değildir. Kendisi de “fıtratın dili” diyor bu çabaya. İnanın içindeki vahyin konuşması, insana doğuştan verilmiş doğruların dili, yaradılış dili, ya da vicdanın sesi. Filmlerinin öznesi hep insan ve insanın halleri… Mecidi, mezkûr film “Söğüt Ağacı”nda da insanın yine başka özelliklerini inceliyor/irdeliyor: Nankörlük, unutkanlık ve kibir…”
Konu:  Yusuf çocukluğundan beri âmâ olmasına rağmen kendisini geliştirmiş ve profesör olmuştur. Tedavi arasa da zamanla ümitleri tükenmiş ve tedavi aramayı bırakmıştır. Fakat yıllar ilerlemiş ve teknoloji de gelişmiştir, Yusuf’un gözüne Fransa’da çare imkânı çıkmıştır. Yusuf yıllar sonra gözlerini tekrar açma niyetiyle Fransa’ya ameliyat olmaya gider. Döndüğünde ise gözleri görmektedir.
Yusuf’un gözleri görmeye başlamıştır fakat gördükleri onu memnun etmemektedir. Çevresindekiler ona ait olanlar yetmemektedir artık. Daha çok ister Yusuf, daha… Kördü, görmeye başladı ama görmek zaten onun hakkıydı. Geç bile kalmıştı görmek için.  Ameliyattan sonra gözleri ilk görmeye başlayınca ki sevinci aynada kendini, yaşlı yüzünü görünce biter. Ansızın yerini suratsız bir Yusuf alır. Yusuf’un ilk memnuniyetsizliği böyle başlar Sünnetullah’a karşı.
Önce kendisini beğenmeyen Yusuf sonra karısını ardından akrabalarının devamında zenginlerin evini görünce kendi evini akabinde üniversite hocalığını beğenmez… Lakin gider genç bir kız beğenir.

Kahrolası insan, ne nankördür!(Abese17)

söğüt ağacı film ile ilgili görsel sonucu


Fakat bütün bunlar bir anda olmaz. Yavaş yavaş, tedricen… Yusuf’un gözleri düzelmeden önce bile bir bozulma/kokuşma/tatminsizlik süreci devam etmekteydi.  Filmin benim için en önemli yeri bu noktasıdır. Normal şartlarda Yusuf görmeye başlamasıyla bozulmaya başlaması bir anla gerçekleşiyor gibi gözüküyor lakin öyle değil.
Bunu Yusuf’un dualarından anlıyoruz. Bir duasında Allah’a şöyle yakarıyor:
“Sana söylemem gereken bir şey var. Yoksa beni tamamen unuttun mu? Ben Yusuf? Yarattığın bütün güzelliklerden mahrum olup şikâyet etmeyen kişi. Aydınlık ve parlaklığın yerine kasvet ve karanlıkta yaşadım. İtiraz etmedim. Mutluluğu ve huzuru bu küçük cennette buldum. Sıkıntı ve güçlükle geçen bunca zaman yetmezmiş gibi şimdi daha fazlasına mı katlanmamı istiyorsun. Bu yolculuktan sevgili annemin yanına dönebilecek miyim
? Yoksa bu hastalığa diz mi çökeceğim? Alın yazımı kime şikayet edebilirim ki? Bana biraz merhamet etmen için sana yalvarıyorum. Hayatımı bağışla.”

Başka bir duasında da şöyle yakarıyor:

“Hatalı olduğumu biliyorum. En büyük hatam senin büyüklüğünü yeterince bilememekti. Şimdi anlıyorum ki sen beni merhamet kitabından silip atmadın. Beni unutmadın. Sen benimlesin ve beni korursun. Bir de lütufların tamamlansa. Madem ki elimden tuttun. Yalvarırım yolumu aydınlat. Yalvarırım. Işığa herkesten daha fazla hasretim. Eğer bu karanlıktan çıkabilirsem daima seninle birlikte olacağım.”


Yusuf’un duaları karakterini, düşüncelerini ve hastalıklarını ele vermektedir. Bu dualarda zaten, nankörlük ve kibir bulunmaktadır. Nankörlük ve kibir Yusuf’un hayatına gözleriyle birlikte girmemiştir. Onda zaten hâsıl olan, içinde sakladığı/büyüttüğü, bazen küçük küçük kendisini gösterdiği, kendisinin tespit edip tedavi etmeye çalışmadığı hastalıklardı bunlar. Fakat Yusuf önce bunları tedavi etmek yerine, gözlerini tedavi etme mücadelesine girişmişti. Kendi etti, kendi buldu.
Ayrıca filmde işlenilen nankörlük de ibretlik. Bence filmi izleyip Yusuf’a hemen kızmamak lazım. Önce köşemize çekilip kendi hayatımızı sorgulayarak “acaba ben bu nankörlüğün bir parçası mıyım” sorusunu yöneltmek lazım. Allah insanoğlunu yarattı ve pek çok nimetler verdi. Kaçımız bu nimetlerin hakkını verebilecek güce sahip? Ya da kaçımız sadece görme nimetinin kefaretini ödeyebilir Allah’a?  Yusuf ailesine, anasına nankörlük yapıyor. Acaba bizler Allah’a nankörlük yapmıyor muyuz?
Kısacası film ailece izlenebilecek ve insana dair pek çok ders çıkarılabilecek bir film.

Numan Damar








kader gayrete aşıktır





"Akabeye,sarp yokuşa atılamadı o"

Beled Suresi /11












Biz ona yolu gösterdik.Artık ya şükredici olur ya nankör.(İnsan suresi/3)








Elbet geçer bu hüzün mevsimi,
Bir baykuş bir serçeyle arkadaş olduğu gün
O gün size sevinci anlatacağım.

Arkadaş Zekai Özger











10 Kasım 2016 Perşembe

sadece Rabbini yücelt!



iyyake na'büdü ve iyyake nestain ile ilgili görsel sonucu




Yetimler burada hafız olacak



Açılışın ardından yetimhaneyi gezen ekip, yetimlerle vakit geçirerek unutulmaz anlar yaşadı.


Tayland Patani’de yapımı tamamlanan 'Şehit Furkan Doğan Yetimhanesi ve Hafızlık Merkezi' dualarla hizmete açıldı. Mavi Marmara gemisinin en genç şehidinin ismi verilen yetimhanede 40 çocuk, dini ve fenni ilimleri öğrenerek yetişecek.


Mavi Marmara şehitlerinden Furkan Doğan adına Tayland Patani'de yapımı tamamlanan yetimhane ve hafızlık merkezi, dualarla hizmete açıldı. İHH İnsani Yardım Vakfının yazılı açıklamasına göre, dünyanın dört bir yanındaki yetimlere hamilik yapmaya devam eden vakıf, 11 ülkede 31 yetimhane ile yetim kalan çocuklara umut olmayı sürdürüyor.

GENÇLİK İÇİN BİR ÖRNEK MODEL

Bu kapsamda İHH'nın hizmete soktuğu son yetimhane, Patani'de inşası tamamlanan Furkan Doğan Yetimhanesi ve Hafızlık Merkezi oldu. Başbakanlık Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), İHH İnsani Yardım Vakfı, Sabah Namazı Devrimi işbirliğiyle hizmete açılan yetimhanede kalacak yetimler, dini ve fenni ilimleri de tahsil edecek. Gazze'ye insani yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine İsrail askerleri tarafından uluslararası sularda düzenlenen saldırının en genç şehidi Furkan Doğan'ın adını taşıyan yetimhane ve hafızlık merkezinin açılışı için bölgeye giden İHH ekibi, kurdele keserek merkezi 40 yetimin hizmetine sundu.



Yetimlerle birlikte edilen duanın ardından Sabah Namazı Devrimi adına bir konuşan M. Fatih Yaman, merkeze Furkan Doğan isminin verilme nedenini şöyle açıkladı: “2010 yılında Mavi Marmara gemisiyle Gazze'ye yardım götüren şehit Furkan Doğan, 19 yaşındaydı ve o, Türkiye gençliği için bir örnek, bir model oldu. Biz de Furkan Doğan ruhunu yaşatmak için bu yetimhanede onun ismini kullandık"



6 Kasım 2016 Pazar

Dingilizce gibiyim anlıyorum ama konuşamıyorum

albino africa ile ilgili görsel sonucu


Dingilizce gibiyim bu aralar anlıyorum ama konuşamıyorum. Anlıyorum yani anlıyorum mesela kadınların neden gömlekli erkeklerden hoşlandığını. Anlıyorum ve ben Hazreti Yusuf’u düzenli olarak çok seviyorum Rabbim.
Düzenli olarak düzen istiyorum mesela. Umumiyetinden çok şikâyetçiyim insanların. Umumi hallerde konuşmalarından çok ama çok… Kimsenin ulu ortaya saygısı yok.
Adam olasılığım çok zayıf bir olasılığım biliyorum ama benim kafam da çay içmeden basmıyor işte…Devletin Çay içişleri Bakanlığı kurma fantezisini semtimin bayırında çocuktum ve şık bir golle kurdum..Sonuçta biz yerçekimine cazip gelen çocuklar değildik.
Tiplerimize bakıp çay demlerlerdi. Sitelerin şımarık çocukları ve o gün bugündür tiplerine bakıp çay demlenilen insanları pek severim ne de güzel insanlardır onlar ve ne de mübarektir ocaklarına çay ağacı dikilen insanlar.
Dingilizce gibiyim bu aralar anlıyorum ama konuşamıyorum.
Anlıyorum mesela neden bu kadar namüsaİtin teki olduğumu. Barklı bakış açılarım olsun isterdim hep. Barklı bakış açılarım… Barklı bakayım bari diye cuma hutbelerine bakaya kalmışlığım hep bu yüzden. Barklı bakış açılarım olsun isterdim hep böyle yersiz yurtsuz ne de güzel bakılıyormuş hâlbuki bu yenidünya iklimine.
Bazen çok canım sıkılmıyor anne.
Bazen yadıma düşüyorum ama merak etme ölmem.
Bazen sabahları beyaz olarak uyanıp derimin acıdığı zamanlar da var.
Bu gidişle yaşamam çok zaman alıcak.
Bazen terk edilgenim cümle çıkışlarında.
Bazen gözlerime siyah şerit çekiyorlar o zaman ismimin ve soy ismimin baş harfleri çok popüler oluyor.
Bana kim olmadığımı söyle Anne merak etme arkadaşlarımı ihbar etmiycem.
Bayramlardan önce ellerini düzenli olarak korumanı da istiycem
Ki bu ezanlar şahidimdir Hazreti Bilal’i ne kadar çok özlediğime.
Allah kimseyi şairlik ile sınamasın. Amin !
Dingilizce gibiyim bu aralar anlıyorum ama konuşamıyorum.
Anlıyorum mesela hayatın neden artık Anne üretmediğini.
Anlıyorum mesela neden sevgilimin beni terk ettiğini…
Ah Sevgilim! Şüphesiz ki ben şüpheli bir şahıs ekiyim.
Ne zaman hikâyenin içine dalmak istesem tanrı anons eder ismimi, polis gözaltına alır ve hikâyenin dışında seyreder dururum seni…
Okaliptus ağaçlarına ilgim terk edilgen olduğum zamanlarda başladı.
Sevgilim giderken bir iyilik yapsaydı da dikili bir okaliptüs ağacım olsa idi. Suya kanamış bir okaliptüs ve unutmaya susamış ben iyi bir ikili olurduk aslında bu bataklıkta.
Bazı kadınlar kuraklıktır bazı erkekler onları unutmaya susamıştır.
Ve bazı şiirler vardır pigmentleri eksiktir, güneşe hiç çıkamazlar ve toplum tarafından dışlanırlar.Ve ben Albino’ya tutulmuş şiirleri hep sevmişimdir.
Dingilizce gibiyim bu aralar anlıyorum ama konuşamıyorum.
Anlıyorum mesela Pisagor’un neden Mental Aritmetikten hiçbir zaman anlamadığını. Sahra çölünde bir Anne kum tepelerini abaküslerken beyaz adam Las Vegas’ta neon serap görüyor.
Anlıyorum mesela neden hala gözleri sinekli Etiyopyalı çocukların MatemeTİKlerinin kusursuz olduğunu.
Cep telefonuma ‘’AFRİKA’’ yazdım ve daha çok açlık yolladım. Kapitalizm bir mesaj kadar yakındır bize sevgili Bayım.
Rabbim affet ramazanda ben hiç oruç tutmadım.
Rabbim söyle bana Orucu bozar mı Afrika eğer uyursam tok karnına?
Bu hesap makinası bozulmuş Rabbim artık Zelzele yazmıyor
TevekKÜLlerimide Nil Nehrine bıraktım artık Ganj Nehrinde de yıkanılmıyor.
Beyoğlunun da sidik kokusu beni deli ediyor
Anne lütfen ellerini özenle koru Bayramlardan önce.
Dingilizce gibiyim bu aralar anlıyorum ama konuşamıyorum
Anlıyorum ama konuşamıyorum.
Anlıyorum ama konuşamıyorum.
Zaten konuşabilseydim yazmazdım
Her şeyin bir gusülü var Bayım.
Her şeyin bir gusülü var
Her şeyin bir bir gusülü var
Her şeyin gusülü var bir bir
Anlat bize Rabbim
Bazen yarasayım geceleri başlar benim yarasayım
Çünkü Dingilizce gibiyim anlıyorum ama konuşamıyorum.
Berkan Ürgen





3 Kasım 2016 Perşembe

Uçakların Geri Vitesi yoktur,Allah cc geri vitesi söküp atmıştır! :)))










ömür bitti






Ey içinden bulutlar geçen sır bilgini hayal tufanı
Ey kente insan kokusu getiren ey bitkin mecalsiz
Ey kanadıkça kanayan serçe yarası ey halsiz ey evsiz
Ey akşam gibi her gidene ağlayan orada kalakalan şarkı

G e l b a ş ı n ı k u ş l a r a y a s l a …
A r t ı k ö m ü r b i t t i
Ö m ü r b i t t i …

Mustafa Baki Efe




"Hey Gönül" Nusrat Fateh Ali Khan Baba (hastasıyız)






Söylemişlerdi.
Hep söylerler.
Göçen göçtüğünde anlıyor insan:
Can testisi kırılmış,tek parçası kalmamış.
Halbuki
"Hey gönül!" diyecektik
"Şu mısraların var ya..."


Fatma Şengil Süzer







biz ensar olamadık Allah'ım affet!















"bu ne zırvalıyor"deseydiniz ya! ("abim ne derse doğrudur"cular)



bahri şenkal ile ilgili görsel sonucu

bahri şenkal ile ilgili görsel sonucu


bahri şenkal ile ilgili görsel sonucu


bahri şenkal ile ilgili görsel sonucu


bahri şenkal ile ilgili görsel sonucu





Heyvanat bahçeleri,Sirkler,Yunus Balina gösteri merkezleri Kapatılsın!




Biz insanoğlu dünya'nın zevkleri ile oyalanıp öbür tarafta Allah( cc) ın emanetlerinin doğadan 
kendi cinslerinden ayırıp sevgisiz ortamlar yaratıyoruz.Kutup ayısını penguenleri kutuplardan,maymunları uçsuz bucaksız sallanıp tepineceği ağaç dallarından,yunusları balinaları okyanuslardan,ormanın hakimi aslanları zürafları,filleri 10 metrelelik kafeslere hapsediyoruz.Bu dünyada insandan daha iyi hayvan mı var!
Neden?
Niçin?
Çocuklarımız mutlu olsun diye... ne o çocuklar heyvanları tanısın,eğlensin gülsün,sevgileri tutsak ederek mi?
Sirklerde sahibinin yapmasını istediği hareketi yapmayan heyvanın aç bırakılıp yediği sopaları bir düşünün.Çocuklarınız belgesel izleyerek ya da kitaplardan heyvanları tanıyabilir.hem belgesel izleme alışanlığı kazanır hem  kitap okuma ve araştırma 
Lütfen merhamet gösterin ,vicdanınıza  bir sorun düşünün heyvanat bahçelerine,yunus balina gösterilerine,sirklere gitmeyin.Çocuklarınızı göndermeyin.
Heyvanlarında üzerimizde olan haklarını unutmayın mutsuzlukları üzerimize yapışmadan elimizden gelen ise bu mekanlara gitmememek zulüm edenlere para kazandırmamak.




(Çin de bir avm de sergilenen kutup ayısı)