30 Ocak 2017 Pazartesi

Amerika'nın gerçek sahipleri Kızılderililer.




Beyaz kardeşlerimiz bizi uygarlaştırmak için gelmeden önce, hiç hapishanemiz yoktu. Bu yüzden aramızdan serseri de çıkmazdı.Hapishane yoksa serseri de yoktur... Kapılarımızın kilidi de olmazdı bu yüzden hırsızlar da bulunmazdı.Eğer aramızdan biri; at,çadır ya da battaniye edinemeyecek kadar yoksul ise bu durumda bütün ihtiyaçları kendisine hediye edilirdi.

Özel mülkiyete çok büyük önem verecek kadar uygarlaşmamıştık. Para nedir bilmiyorduk. Bu yüzden bir insanın değeri serveti ile ölçülmezdi. Yazılı hiç bir yasamız, dolayısı ile avukatlarımız ve politikacılarımız da yoktu. Bu yüzden birbirimizi aldatmak ve kazıklamak durumunda da kalmazdık.
Demek ki Beyaz adam gelmeden önce çok berbat durumdaymışız.
Bilmem ki, Beyaz adamın uygar bir toplum için son derece gerekli olduğunu söylediği bu temel şeyler olmadan binlerce yıl hayatta kalmayı nasıl başarabildik ? 



Şef John Fire Lame Deer -Topal Geyik




Kırıldı kuş sesinden direkleri dünyanın






Hem yaralı hem yakını bir yaralının 
Kırıldı kuş sesinden direkleri dünyanın, kaldım eşikte sübyan
Kaldım cümle ovayla temmuzun köklerinde, yaşlanmış ağaçlara dert oldum.
Kimi görsem dedim işte burdayım, iki ince boynumun arasında
Kimi görsem dilim buruk, kelimeler ölümlü, sesim anadan üryan.

Ali Ayçil



kırk küp kırkının da kulpu kırık küp










"O gün, kendine yazık eden kişi(ler), parmaklarını ısırır “Eyvah! der, keşke o Peygamberle birlikte yol tutsaydım. Eyvah! Keşke falanı dost edinmeseydim!" 

(Furkan: 27-28)














bir zamanlar...


Görüntünün olası içeriği: gökyüzü ve açık hava



"Ağlarım hatırıma geldikçe gülüştüklerimiz."


Cemal Süreya








Hotel Ruanda


hotel rwanda ile ilgili görsel sonucu


1994 yılında iki etnik grup Tutsi ve Hutu kabileleri nin arasında çıkan çatışma esnasında 
 yüz gün içinde  Tutsi'nin Belçika hükümeti'nin desteğiyle yaklaşık 1 milyon insanın ölmesiyle sonuçlanan dünya'nın sessiz kaldığı bir katliamdır.Filmin konusuna gelince bir Hutu olan Paul Hotel Des Mille Collins in müdürüdür ve bir Tutsi olan bir kadınla evlidir.Küçük kasabalarında bir çok Hutu ve Tutsi evlenip aile olmuştur.Katliam başlar başlamaz.bir Tutsi olan Paul da bir Hutu olması sebebiyle komşuları paul un evine sığınır.Başrol oyuncumuz merhametli,nazik ve yardımsever biri olarak bu duruma karşı gelemez ailesi ve komşuları için tüm malını ve canını hiçe sayıp o insanlara yardım eder.Yaklaşık bin kişiyi otele alır.Otel'in dışındaki yaşanan katliamı hiç kimseye hissettirmeden ve kimsenin kılına zarara gelmeden başarılı bir insan/otel müdür olduğunu bize gösterir.(Paul filmin başından sonuna kadar soğukkanlılığını koruyor tabi bir yere kadar sabah karanlığında otelde koruduğu insanlar için erzak almaya çıkar yollarda yüzlerce insan 5 ya da 10 dolara alınmış palalarla öldürülmüştür.gider bir odaya kapanır ve hıçkırarak ağlar.)



hotel rwanda replikleri ile ilgili görsel sonucu

der Poul.Aslında sevinmiştir yufka yürekli başrol oyuncumuz.Ya gerçekler.Karşısında canı yanan bir beyaz vardır.Ve acı gerçeği yüzüne söyler Poul'un;

"İnsanların bu çekimi gördüklerinde aman tanrım,bu çok korkunç diyecekler ve akşam yemeklerini yemeğe devam edecekler hepsi bu.  


hotel rwanda ile ilgili görsel sonucu

Gelelim birleşmiş milletler askeri Nick Nolte.İyi adamı oynamış.Birleşmiş milletlerin hiç bir ülkede ama hiç bir ülkede barışı sağladığını gördünüz mü? Zaten Nick'de bunun sağlanamadığını efkarlı,yorgun ve çaresiz olarak tüm dünyadan yardım bekleyen Poul'un yüzüne 

"Bu otele sahip olabilirsin ama bir şey var.Sen siyahsın.Bir zenci bile değilsin.Yardıma gelmeyecekler." söyler.

Çok can yakan,ağlatan,insanı çaresiz bırakan bir film.Şimdi Filistin de,Suriye de,Yemen de Arakan da Myanmar da olanlar gibi...
Suriye komşu ülke olması sebebiyle bizim imtihanımızdı.Binlerce ölü,milyonlarca mülteci,kaybolan hayatlar,evler,caddeler koca bir ülke.Bize ensar olabilme imtihanı.Allah bize böyle acılar vermesin.Bizim de ülkemiz de dönen oyunları Rabbim düşmanların başına geçirsin.











23 Ocak 2017 Pazartesi

Gülüşü güzel gezgin Ayşe Teyze (Seyahat edin,sıhhat bulun. Hz.Muhammed asm)





"Bekarlık sultanlık evlilik muhtarlık,dulluk imparatorluk diyorlar ya valla ben o imparatorluğu çok güzel yaşadım."😊

(General yelekli)   Ayşe Teyze


60 yaşındaki Ayşe Teyze'nin tek başına(maşaAllah subhanAllah) 25 ülkeyi dolaştıktan sonra fotoğraf makinesi sayesinde şans eseri Türkiye'de fenomen olmasının eğlenceli hikayesi (Allah cc sağlıklı uzun ömür versin)







20 Ocak 2017 Cuma

Biz ne biçim Müslümanız! (Mahmut Esad Coşan)





"Selahattin Eyyübi başına siyah sarık sarmış;
"Gülmeyeceğim, Kudüs fetih edilinceye kadar gülmeyeceğim." demiş. 
Biz ne biçim Müslümanız ya?..."

Mahmut Esad Coşan



(Sesi beni ağlatıyor ya.göğsüme bir şey oturuyor da zor geçiyor.
Allah rahmet eylesin.
El Fatiha)






ölmek nasıl ölürse ölsün büyük haklılık







itiraf ediyorum Rabbim
sırtından vurulana zaafım büyük
affedilmez günahların ağırlığı altında
o cansız bedenden boşanırken bütün yük
mazi mazi aklanıyor gözümde
yaradaki dudak, sayfadaki yırtık
ölmek
nasıl ölürse ölsün
büyük haklılık

ve yaşamak denilen yanılgının ortasında
türlü ihanetlere uğrayarak
atından düşer gibi haksız düşerek
ensesinde deliği eksik
sırtında hançersiz gezerek
kalbi bir türlü durmayan, duramayan ben
uyurken uyananlardan biri olarak
fena halde haksızım Rabbim
sanki affetsen de
beni yanına alman icap edecek

doğrular çoktan bitti, 'the end' canım
finito, kalmadı yavrum, elimizde yok
belinde silah gezdirmeye başlayalı ahlak
şimdi kötüler ve iyiler atlarına binerek
uzaklaşsalar diye dua ediyor halk
ey iyiler ve kötüler
hele bıraksanız da
yaşasak



Alper Gencer








hepimiz ölecek yaştayız



mezar taşı tumblr ile ilgili görsel sonucu

Eskiden darı ya da gelincik tohumu serperlerdi mezarlara
Kuş kılığında dönecek ölüleri beslemek için.
Buraya bu kitabı bırakıyorum bir zamanlar yaşamış olan sana
Bizi bir daha aramayasın diye



oğul dediğin...


Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, ağaç, çocuk, ayakkabılar, açık hava ve doğa


oğul dediğin, manzaranın en güzeline tâlip olmasıdır babanın
babalar oğullarından nazdar
babalar oğullarından ağlak

yaşadığı yere fazla geldiğini düşünenler
âh kaybedenler
yaşadığı yerde fazlalık olduğunu idrâk edenler
âh gâibolanlar
oğul dediğin, ademle lanetlenen toprağa ilk cülûsudur babanın

kimse şairleri dinlemiyor:
babalar oğullarının kalplerine yük
kendileri bile:
baba dediğin rüzgârının kaldırabileceği kül kadar azap vermeli
şair azapta gerek
gözüme çivi bataydı a oğul
dalmayaydım
dalmayaydım
dalmayaydım
tam batacakken güzelliğine kanılan güneşe

oğul dediğin, kendi dimağını öpmesi, aklına uçuk düşürmesidir babanın
oğullar babalarına sair
babalar oğullarına şair
baba denilen devlet varmış
şairlere yer yokmuş vesair

ne şairliğimi gördünüz ulan!
oğul dediğin, herkesi yargılayacak olan adil olmalı serzenişinde bulunmasıdır babanın
konjonktüre saydırmaktır oğul dediğim
şair sözü elbet. hüve’l baki.



Muhammed Palewi



16 Ocak 2017 Pazartesi

15 Temmuz gazisi Safiye Bayat



safiye bayat ile ilgili görsel sonucu



15 Temmuz’da gerçekleştirilen ABD destekli darbe girişimi sırasında Boğaziçi Köprüsü’nde darbecilere karşı tek başına direnirken kameralara yansıyan Safiye Bayat, Mardin’de düzenlenen programa katılarak o gece yaşadıklarını anlattı.
Mardin İl Müftülüğünde Yaşama Dokunanlar Platformu tarafından düzenlenen programa Mardin Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mustafa Yaman, il protokolü, STK temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.
Programa konuşmacı olarak katılan 15 Temmuz gazisi Safiye Bayat, darbe girişimini televizyondan öğrendikten sonra saat 24.00 sıralarında evinden çıkarak, Boğaziçi Köprüsü’ne ilk gelenlerdi. Darbeci askerlerin yaraladığı bir kişiye yardım etmek amacıyla döndüğü sırada bacağından kurşunla vurularak yaralanan Safiye Bayat’ın bacağına platin takıldı.
"Milliyetçilikle değil ümmetçiliğimle gurur duyuyorum"
Baston yardımıyla kürsüye çıkarak konuşmasını yapan Bayat, "Öncelikle ben; milliyetçiliğiyle övünen değil ümmetçiliğiyle gurur duyan ve onunla baki olan bir kardeşinizim." dedi.
15 Temmuz gecesini anlatan Bayat, o gecenin inananların gecesi olduğunu ve asra bedel bir gece olduğunu söyledi. Tankın, topun ve uçaksavarın karşısında sadece imanlı kalplerin olduğunu dile getiren Bayat, 15 Temmuz'un imanlı kalplerin zafer kazandığı çok güzel ve tarihe yazılacak özel bir gece olduğunu söyledi.
"Hayatımda dökmediğim kadar gözyaşı döktüm"
Bayat, "Allah, eğer ona inanan varsa çok sever ve onu her hâlükârda korur. O geceyi; hayatımda dökmediğim kadar gözyaşı dökerek ve hayatımda vurulmadığım kadar vurularak yaşadım.  Ben o gece büyütüldüm. Yaralandığımda büyütüldüm mesela, yaralı taşıdığımda büyütüldüm. Tanklardan açılan ateş sonucu yer titrerken korkmadım. İman varsa korkmuyorsunuz, yılmıyorsunuz, yorulmuyorsunuz. Aksine onlar korkuyor, onlar yılıyor ve yoruluyor." dedi.
Darbe gecesinde yaşadığı bir olayı da paylaşan Bayat, şöyle konuştu: "Ateş hattından bir yaralı çıkardık. 45-50 yaşlarında bir amca idi. İki göğüsün ortasına kurşun isabet etmişti. Oluk oluk kan akıyordu. Hiç bağırması yoktu, gülümsüyordu. Dilinden Allah ve kelamı dökülüyordu. Ben kolundan tutuyordum ve yarasına basınç yapmak için elimi gömleğinin üstüne koyduğumda gömlek benimle konuştu. Gömlek, ‘Bana dokunma!’ diyordu. O gömlek, vücudunu sarıyordu, adeta bedeni oluyordu. Şehitlerin neden yıkanmadıklarını orada öğrendim, çünkü kanla zaten yıkanıyorlardı. Yine kitaplardan okumuşuzdur; kanlarının kokusu miske benzermiş. Ama ben o kokuyu tarif edemeyeceğim. O koku, gerçekten cennetin kokusuydu, ama inananlar bunu alabilir." 
İLKHA 




15 Ocak 2017 Pazar

kintsugi


İlgili resim

hayat kırıklarla doludur. beklentiler ve gerçeklik birbirini tutmadığında, ricalar yankı bulmadığında, verilen sözler tutulmadığında içimizden gelen 'çıt' sesini duymuşuzdur hepimiz.
çoğu insan kırıkları sevmez. onları saklamaya, gizlemeye çalışır. bazen tekrar kırılmaktan korkar ve hayattan kaçınmaya, hayal kurmamaya başlar.

japonların çok sevdiğim bir sanatı var: kintsugi
bu sanat kırılan nesnelerin kırıklarını altınla onarmak üzerine kurulu. kırıkları, çatlakları bırakın gizlemeyi, parlak bir altın rengiyle onararak görünür hale getiriyor kintsugi. çünkü nesne yaşanmışlıkla daha değerli hale geliyor. kırıklarına rağmen varlığını sürdürüyor. kintsugi, altınla kırıkları onore ediyor. yaşanmışlığı yüceltiyor ve bunu - en değerli madenlerden olan - altınla kutluyor.

depresyon tanısıyla takip ettiğim bir hastama bu felsefeden bahsetmiştim. geçenlerde geldiği seansta bana 'senelerdir ne kadar güçsüz olduğumu düşünürdüm. siz bana bunlardan bahsettikten sonra aslında bütün olanlara rağmen ne kadar güçlü olduğumu fark ettim' diyerek teşekkür etti. ilginç şekilde, bu konuşmanın aldığı ilaçlardan çok daha etkili olduğunu düşündüm o an.
gerçekten de kırıklarımız, bir anlamda bizim madalyalarımız. onlar bizim deneyimlerimiz, yaşamın tam içinde olduğumuzun kanıtı. onlarla var olmak aslında, onlara rağmen varlığımızı sürdürdüğümüzün ve ne kadar güçlü olduğumuzun ispatı.

femme noir



13 Ocak 2017 Cuma

Ken O'Keefe dünyadaki mazlum ülkeleri yangın yerine çeviren abd'nin pisliklerini deşifre ediyor.







" Bir şekilde Amerikalılar kılını bile kıprdatmadan izlerken Başkanın; herhangi bir ABD vatandaşını herhangi bir yerde, herhangi bir zamanda gözaltına alma yetkisi var! Hiçbir temsil yetkisi olmadan, hukukî süreç gözetmeksizin, kimliğini gizleyerek ve teorik olarak askerî mahkemede gizlice yargılanıp idama mahkum edilip infaz edilir. Tüm bunlar sözümona ABD Yasası çerçevesinde işletilir. Evvela tüm bu hainler tutuklanmalı!... Amerikalı yurtseverler ayağa kalkıp cesaretini toplamalı, eninde sonunda birlik içinde bu hainlerden kurtulmalı!"...

( Kenneth O'Keefe.. eski Amerikan komandosu- aktivist)










12 Ocak 2017 Perşembe

toprak ol!




Görüntünün olası içeriği: bitki ve çiçek



Bir çiçek rengini, kokusunu, neşvesini biriktirmez, çünkü çiçektir o, güzelliği gelip geçmez onun, her an içinde heyecanla tomurcuklanır durur.
Mevsimin en çorak vaktinde dahi, içinin bahçelerinde bin bir türlü çiçek açan insanlar da var.
“Toprağa tohum gerek amma” dedi meczup, “tohuma da toprak gerek, unutma!”



Gökhan Özcan











Halk partisi.Bi nevi ur


Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, oturan insanlar, güneş gözlüğü ve yazı



Anlamadığım kelimelerden biri de halkçılık. Ne halkçılığı? Halk kim? Halkçıyım demek halktan değilim demek. Ama lütfen tahtımdan iniyor ve o pespaye, o betbaht insanlara yaklaşıyorum. Aman efendim kerem buyuruyorsunuz! Halk Partisi kurtla kuzuyu, insanla sırtlanı bir çuvala koyan madrabazlar kumpanyası. Kime karşı Halk Partisi? Kime karşı halkçı? Halkçılık halkın sırtına binen bir avuç aydının uydurduğu bir mit. Oğlancı gibi. Halkın ırzına geçmek için halka hulus çakan açık gözlerin yaftası. Halk Partisi tarihinin hangi merhalesinde halk için çalıştı, halktan olmayanlarla mücadeleye girişti? Halktan ne anlıyordu? Alt yapı feodal. İkibin yıldan beri değişmeyen, kendi küçük dünyasında hep aynı dertlerle başbaşa, geniş bir kalabalık. O kalabalıktan kopan hiçbir çilesi, hiçbir dâvâsı olmayan bir Halk Partisi. Bir nevi ur. Ve ona da, rakkas gibi kalabalıkla Halk Partisi arasında gidip gelen diğer partiler.


Cemil Meriç - Jurnal









İşgalci abd ve katil başkanları obama 2016 yılında 7 ülkeye 26 binden fazla bomba attı.



kıller obama ile ilgili görsel sonucu




2009'da Nobel Barış Ödülü'ne layık görülen Başkan Barack Obama yönetimi altındaki ABD, altı yılda yedinci bombardımanını yaptı.
ABD’nin Irak ve Suriye’deki Irak Şam İslam Devleti hedeflerini vurmasının ardından, akıllara ABD Başkanı Barack Obama’nın 2009’da aldığı Nobel Barış Ödülü geldi. 1942’den bu yana resmî olarak savaş ilan etmese de, ABD, Obama yönetimi altında altı yıl içinde yedi farklı ülkeye bombardıman düzenledi. İşte, Obama yönetiminin altı yıl içinde askerî müdahalede bulunduğu veya daha önce başlatılan müdahaleleri devam ettirdiği ülkeler... 

AFGANİSTAN (2001-GÜNÜMÜZ) 
11 Eylül saldırılarının ardından Taliban’ın El Kaide lideri Usame bin Ladin’i teslim etmeyi reddetmesi nedeniyle ABD, Afganistan’ı bombalamaya başladı. Bombardımana, Kabil, Kandahar ve Celalabad’ın aralarında bulunduğu ülkenin en büyük kentlerinden başlayan ABD ve müttefikleri, kendilerini uzun süren bir çatışmanın ortasında bulurken, binlerce sivil de hayatını kaybetti. Her ne kadar 2011’in Haziran’ından başlayan ve 2014’ün sonunda tamamlanacak olan birliklerin çekilmesi büyük ölçüde gerçekleşse de hava saldırıları hâlâ devam ediyor. 
AP’nin haberine göre, ABD, 2001’den bu yana Afganistan’ın güvenlik güçlerini eğitmek ve silahlandırmanın yanı sıra ülkenin altyapısını geliştirmek için 100 milyar dolar harcadı. 2 bin 200 ABD askeri hayatını kaybederken, 20 bin asker de yaralandı. 
Afgan liderler, bombardımanlarda çok fazla sayıda sivilin hayatını kaybettiğini vurguluyor. Yalnızca geçen hafta, ABD saldırıları ülkenin doğusunda 11 sivilin hayatını kaybetmesine neden oldu. Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai, 23 Eylül’de görevini bırakırken yaptığı konuşmada, “Eğer ABD ve Pakistan gerçekten isterse, Afganistan’a barış gelecek. Afganistan’daki savaş yabancıların istekleri üzerine kurulu. Afganistan’daki savaş yabancıların çıkarlarına hizmet ediyor. Ne var ki her iki taraftaki Afganlar kurbanlık koyun ve bu savaşın kurbanları” ifadelerini kullandı. 

YEMEN (2002-GÜNÜMÜZ) 

2000 yılının Ekim ayında ABD’nin 17 donanma askerinin Yemen’deki Aden limanında El Kaide tarafından öldürülmesi, ülkeyi hali hazırda Washington’ın radarına sokmuştu. 2002 Kasım’ında ise Yemen hükümeti ABD’ye yeşil ışık yaktı ve ülkeye ilk bombardıman düzenlendi. 
ABD’nin hedefi, El Kaide’nin Yemen’de etkili isimlerinden ve 17 kişinin ölümüne neden olan saldırının arkasındaki isim olduğundan şüphelenilen Qaed Salim Sinan al-Harethi’ydi. Al-Harethi, pilotsuz bir hava aracı arabasını vurduğunda öldürüldü. Dönemin ABD Savunma Bakanı Yardımcısı Paul Wolfowitz, yaptığı açıklamada, El Kaide militanının öldürülmesini “çok başarılı taktiksel bir operasyon” olarak nitelemiş ve bu operasyonların El Kaide’yi taktiklerini değiştirmeye zorladığını vurgulamıştı. 
Dönemin ABD Başkanı George W. Bush yönetimi altında düzensiz bombardımanlar gerçekleştirilse de Obama göreve geldiğinden bu yana bombardımanlarda ciddi bir artış yaşandı. WikiLeaks tarafından açıklanan belgelerde, Yemen hükümetinin ABD’nin hava saldırılarına devam etmesine, ülkedeki El Kaide üyeleri nedeniyle izin verdiği görülüyor. 
ABD’nin Yemen’de düzenlediği hava saldırılarının neredeyse tamamı insansız hava araçlarıyla yapılıyor ve son yıllarda bombardımanların yoğunluğu arttı. Ne var ki, insan hakları örgütleri, ABD’nin “Terörle savaş” kampanyasının sonucu olarak çok fazla sivilin hayatını kaybetmesinden duydukları endişeyi dile getiriyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü 2013’te, Yemen’de 2009’dan itibaren yapılan altı hava saldırısını inceledi. Örgüt, bombardımanda ölen 82 kişiden 57’sinin sivil olduğu bulgusuna ulaştı.

IRAK (2003-2011&2014) 

5 Şubat 2003’te New York’taki Birleşmiş Milletler’de dönemin ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, Irak’ın kitle imha silahlarının bulunduğuna dair bir konuşma yaptı. Bu konuşma, ABD’nin Afganistan’da binlerce birliği yokmuşçasına, Washington’ın bir başka askerî çatışmaya dâhil olması için yeterli bahaneyi sundu. 
Irak’taki ilk hava saldırıları 20 Mart 2003’te başladı ve üç hafta içinde Irak hükümeti devrildi. Ancak, tıpkı Afganistan’da olduğu gibi, ABD ve müttefiklerinin ciddi bir direnişle karşılaşmasıyla ülkenin tamamının kontrolünü sağlamanın kolay olmadığı anlaşıldı. Bu direniş ilk olarak devrik lider Saddam Hüseyin’in destekçilerinden, birçok farklı Sünni ve Şii gruplardan ve daha sonra El Kaide ve destekçilerinden geldi. 
Çatışma ve ABD’nin bombardımanları Irak’taki siviller için felakete yol açtı. AFP’nin 2013’ün Ekim ayında yayımladığı ve ABD’de yapılan bir araştırmayı kaynak gösterdiği bir makalede, saldırılar sonucu toplam ölü sayısı yarım milyon olarak belirtildi. Araştırmacılar, Irak’ta 2003-2011 arasında hayatını kaybedenlerin yüzde 70’inin şiddet nedeniyle –çoğu silahla yaralanma sonucu olmak üzere, arabayla intihar saldırıları ve patlamalar– olduğunu ifade ediyor. Bunlara ek olarak, koalisyondakilerin şiddet sonucu ölümlerin yüzde 35’inden sorumlu olduğu ve bu rakamın 125 bin ölüye karşılık geldiği de vurgulanıyor. ABD kısa süre önce de Irak topraklarındaki IŞİD hedeflerini bombalamaya başladı.

PAKİSTAN (2004-GÜNÜMÜZ)

Pakistan’daki insansız hava aracı saldırıları George W. Bush döneminde başlamış olsa da, Obama yönetimi bombardımanların sıklığını benzeri görülmemiş seviyelere çıkardı. Bureau of Investigative Journalism’e (Araştırmacı Gazetecilik Bürosu) göre, Pakistan’da 2004’ten bu yana insansız hava araçlarıyla, 339’u Obama döneminde olmak üzere 390 saldırı gerçekleştirildi. Bombardımanlar, yaklaşık 4 bin kişinin hayatını kaybetmesine neden olurken, ölenlerin dörtte birinin sivil olduğu açıklandı. 
Beklenen şekilde, ABD’nin liderliğindeki İHA bombardımanları Pakistan hükümetiyle birçok sürtüşmeye neden oldu. 2013’ün Ekim ayında Obama’yla bir araya gelen Pakistan Başbakanı Navaz Şerif, ABD ile Pakistan ilişkilerinde bombardımanların “büyük ölçüde rahatsız edici” olduğunu söylemiş ve “İnsansız hava araçlarının kullanımı bizim yalnızca toprak bütünlüğümüzü ihlal etmiyor. Aynı zamanda, ülkemizden terörizmi yok etme çabalarımıza da zarar veriyor” demişti. 
Pakistan’da, ABD’nin insansız hava araçlarını kullanmasını durdurmak için düzenlenen protestoların sayısı bir hayli fazla. AFP’nin haberine göre, 2013’ün Aralık ayında, 40 adet dinî ve siyasî grubu çatısı altında barındıran Pakistan Savunma Konseyi’nin organizasyonuyla yaklaşık 5 bin eylemci ABD’nin ülkelerine düzenlediği İHA saldırılarını bir an önce durdurması çağrısında bulundu. Eylemciler sloganlar attı ve Afganistan üzerinden Pakistan’a ulaştırılan NATO malzemelerini engellemeye çalıştı. 

SOMALİ (2007-GÜNÜMÜZ) 

2007’nin Ocak ayında, ABD, Somali’deki El Kaide liderlerine karşı hava saldırıları düzenlemeye başladı. Hava saldırılarının nedeni ise, 200’den fazla kişinin ölümüne neden olan ABD’nin Kenya ve Tanzanya Büyükelçilikleri’nin bombalanmasının arkasındaki isimlerin Somali’de olduğuna inanılmasıydı. Hava saldırıları, dönemin Somali Devlet Başkanı Abdullahi Yusuf Ahmed’in tam onayını aldı. 
ABD’nin Somali’ye müdahale etmesi, Washington’ın Afrika’nın boynuzundaki “terörle savaş"ına uluslararası ilginin önemli ölçüde az olması nedeniyle pek fark edilmedi. Ne var ki, Eylül başlarında, El Kaide’yle bağlantılı Somalili cihatçı örgüt El Şebap, liderleri Ahmed Godane’nin ABD’nin hava saldırılarında öldürüldüğünü söyledi ve intikam saldırıları düzenleyecekleri konusunda uyardı. Reuters’ın haberine göre, ABD kuvvetleri Godane’yi, Somali’nin merkezinin güneyindeki karargâhında vurdu. İnsansız hava aracıyla düzenlenen saldırı, ABD’nin Somali’ye yedi ay aradan sonra ilk saldırısı olma özelliği taşıyor. 

LİBYA (2011) 

Libya, bombardımanların çoğunluğunu Avrupa ülkeleri ve NATO’nun gerçekleştirmesiyle bir istisna sayılıyor. Ne var ki, Libya lideri Muammer Kaddafi’nin 2011’in Mart’ında devrilmesi için destek toplayarak kritik bir rol oynayan ABD’ydi. Obama, ABD’nin müttefiklere Libya’ya düzenlenecek hava saldırılarında katılacaklarını açıkladı. Ülkedeki rejimin değişmesinin Obama’nın harekâta katılmasındaki amacı olup olmadığı tartışılıyor, fakat hava saldırıları Libya lideri Muammer Kaddafi’nin ölümünün ardından durduruldu. 
Ülkedeki iç savaş sekiz ayda sona erdi, ancak rakip gruplar arasında kaos ve çatışmalar devam ediyor. Aralarında birçok sivil de bulunan binlerce Libyalı bu çatışmalarda hayatını kaybetti. 

SURİYE 

Üç yılı aşkın bir süredir devam eden Suriye iç savaşını durdurmak için ülkeye hava saldırıları düzenlemek 2013’te, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın kimyasal silah kullandığı yönündeki haberlerin ardından Obama’nın gündemine geldi. Ne var ki, ABD Kongresi’nin saldırıları istememesi ve Rusya’nın, Suriye’ye saldırı olması halinde Esad’a destek vereceğini açıklaması üzerine Obama geri adım attı ve Esad’la kimyasal silahların teslim edilmesi konusunda bir anlaşmaya varıldı. 
Bir sene sonra ise, ABD’nin Irak’taki Irak Şam İslam Devleti hedeflerine yönelik düzenlediği hava saldırıları Suriye’ye genişletildi. IŞİD’in yanı sıra El Kaide bağlantılı Horasan’ın da vurulduğu hava saldırıları uzun süre devam edecek gibi görünüyor.

Obama hükümeti her saat başı 3 tane drone bombası göndermiş. 
Gönderdiği ülkeler: Afghanistan, Libya, Yemen, Somali, Pakistan, Suriye & Irak.


islamianaliz













Ey iman edenler,iman edin





Rasulullah s.a.v buyurdu:

“İnsanların en hayırlıları, benim şu içinde bulunduğum asırda yaşayanlardır. Sonra onların peşinden gelenler (tâbiîn), daha sonra da onların peşinden gelenler (tebe-i tâbiîn). Onlardan sonra (kötü) bir nesil gelecek. Birinin şahâdeti yeminini, yemini de şahâdetini geçecektir. Şahit olarak çağrılmadıkları hâlde şahâdet edecekler. Kendilerinden yemin etmeleri istenmediği hâlde yemin edecekler. Nezredecekler ama yerine getirmeyecekler. Aralarında şişmanlık zuhur edecek ve şişmanlığı seveceklerdir.” 


(Buhârî, Şehâdât, 9, Fedâilu’s-Sahâbe, 1, Rikāk, 7, Eymân, 27; Müslim, Fedâilu’s-Sahâbe, 214-216)