26 Şubat 2017 Pazar

yalnız yürür,yalnız gezer,yalnız ölür;Ebu Zer (r.a)



ebu zer ile ilgili görsel sonucu




Mervan Bin Hakem

Mervan Bin Hakem, Hz Osman'ın amca oğludur..
Mekkenin fethinden sonra Müslüman olanlar arasında olmasına rağmen, Peygamberin ve müminlerin evlerini gizlice gözetlemesi, pencerelerini dinlemesi, sırlarını ifşa etmesi ve Peygamberi taklit etmesi gibi suçlarla Peygamber tarafından Medine'den Taife sürüldü..
 Hz. Ebubekir döneminde affedilerek Medine'ye dönmek istedi, kabul edilmedi.
Hz. Ömer döneminde de affını talep etti, kabul edilmedi..
Hz Osman zamanında affedildi ve affedilmekle de kalmayıp devlet katipliği gibi önemli bir göreve getirildi.
Ve olanlar oldu..
Kaynaklarda, Hz Osman'ın bilgisi dışında onun ağzından eski Mısır valisine yazdığı söylenen mektup dolayısıyla vuku bulan ve halifenin şehid edilmesine varan olayların baş sorumlusu olarak gösterilir Mervan Bin Hakem..
Ardından Hz Aliye çok ezalar etti, ona eza eden grubun arasında yer aldı, Cemel vakasında Hz Ali'ye karşı savaştı..
Belki de Peygamber'in sürgün ettiği bir ahlaksızın geri dönmesine izin verdiği için Hz Osman'ın ve onun nezdinde tüm İslam aleminin ödediği bedeldir, kim bilir..
Tabi sonra bu adam Emevi döneminde halife oldu, böyle adamlar da halifelik yaptılar İslam alemine, o da başka bir zamanın konusu..
Sonuç olarak kapı, pencere dinleyen adamı, yaşının küçüklüğüne gözünün yaşına bakmadan def etmiş Peygamberimiz..
Başka sözüm yok sayın hakim!

Ayşe Gül


22 Şubat 2017 Çarşamba

Bir İyilik Hareketi:Aşhane

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, ayakta ve yazı

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, ayakta ve yazı

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, ayakta duran insanlar ve yazı

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi ve açık hava


Aşhane'ye benimde katkım olsun diyorsanız.

Lütfen tıklayın






posta kutusuna bakmak bir iman teslimiyeti




“kuşlar geçmiyor burdan;
çünkü geçerken kuşlar, hasılı yalnızlık olan
bir buluta çarpmışlar.
beyaz ve yumuşak karnından şiirler kaçan.
dursalar şiir olmaktan korkmuşlar,
giderken acımışlar…”

-yalnızlık kolay sorudur ,
birlikte olmak zor-


bir mızıka aldım bugün, sevindim
kızıma çalacak bir gök aynası buldum
hırsız demeseler duracaktım
bu şekilde kalmak gibi hünerlerim de var
hanemize bir şeyler düşmeli bu şarkıdan
babam işten gelir, sevgilim beni bulur
sevgilim beni bulacak kadar geri dönmeli şarkıda
her kes kendi yalnızlığına posta atar
-kutuya bakmak bir iman teslimiyeti-


 Feyzi Baran



Okyanus Cenneti (Ocean Heaven)




İlgili resim


Wang akciğer kanseri nedeni ile  ay ömrü kalmıç bir adamdır.Oğlu otizm hastasıdır.Wang'ın eşi dafu daha 5 yaşındayken ölmüştür Dafu ya bakacak kimse yoktur.Bir çok rehabitasyon merkezlerine başvursada Dafuyu yaşının büyük olması sebebiyle kabul edilmeyecektir. Wang'ın Dafu'nun kendi kendine bakabilmesi için ancak üç ayı vardır.Mücadeleyi filmin başında kaybetmiş gözüksede savaş ustası Jet Li'nin bir drama filminde bu kadar başarılı olması da takdire şayan. Bakalım Dafu babası'nın ölümünden sonra kendi başına hayatta tutunabilecek midir?
Otizmi anlamak,farkında olmak,otizm  hastalarının çevresindeki insanların bakış açısını (Wang'ın dostlarından aldığı destek filmde dikkat çekiyor) değiştiren ağlak,duygusal,ailecek izlenmesi ve izletilmesi gereken bir film.














18 Şubat 2017 Cumartesi

Çay Sanattır


Görüntünün olası içeriği: içecek, meyve, yiyecek ve iç mekan


* Erzurum kıtlama şekerine dikkat; başka şeker ikram edilmez.
*Çayın üstünde bir miktar çayotu olması o çayın çok taze ve demliğin ilk bardak çayı olduğunu gösterir; böyle çaya Ağrı'da çiçekli çay denir, yani ev sahibi misafire çiçek ikram ediyor -- inceliğe dikkat edelim.
* Demliğin ilk çayı her zaman en değerli misafire ikram edilir.
* Bardak ne çok büyük (ajda) ne de çok küçük (tıskan), demek ki bu kahvaltı çayı değil; öğleden sonra keyif ve sohbet çayı veya akşam yemek sonrası çayı.
* Çay tabağı ve deseni tarihsel öneme sahip.
*Limonun küçüklüğüne ve özenle kesildiğine dikkat edelim.

Kürşad Başer




içimden





eskidendi,
taşı sıksam, şiiri akıyordu sanki,
uyanıyordum, tüm Türkiye yüzünü yıkıyordu,
patrona diyordum içimden, zalime içimden,
hayır hayır, insan tek sevdiğine konuşmalıdır içinden,
en içinden.


Orkun Elmacıgil




Penguen bana sırtını dönme

İlgili resim


Penguen
bana sırtını dönme
biliyorum, sana benziyorum
ve içinde saklı tuttuğun yele.
Penguen
benim de içimde saklı tuttuğum
buzlu kıyılar, çığlık hatıraları
ben de senin kadar kaçkınım ve yaralı.
Kim bağışlayacak beni, penguen
çizdim senin beyaz ve narin yerini.
Bir yanım bembeyaz ışık
kör ediyor, bir yanım zehir gece
parktaki salıncağa binmeyi
beceremedim bugün ben de.
Penguen bana sırtını dönme.
Unutmadım aramızdaki beceriksiz dili.
Dünya yordu bizi. Benim de söyleyemediklerim
var. Hiç söyleyemeyeceğim onları belki de.
Uzun bir yolu geliyoruz seninle, yolu,
geldikçe anlıyorum ki, biz,
bu dünya üzerinde yürüyemiyoruz bile.
Penguen,
kim bağışlayacak beni?
çizdim senin beyaz ve narin yerini
elimde unuttuğun ince metalle.
O büyük ve muazzam zamanda unuttum
Kanatlarım çok oldu üşüyor benim
Bu beyaz ıssızlıkta göğsüme düşüyor
Bu yüzden eğik boynum.

Bir kuşun anısı kalmış bende, saklı
Bundan gözlerimdeki kayalık,
İçimdeki serseri buzullar

Dürtme içimdeki narı
Üstümde beyaz gömlek var.


Birhan Keskin






Hayvanat bahçeleri yaşam hakkına aykırıdır.






Geçtiğimiz aylarda Arjantin mahkemelerinde Cecilia’nın ve hayvanat bahçelerinde yaşamaya mahkum edilmiş tüm hayvanların kaderini değiştirecek tarihi bir karar alındı.
Hakim María Alejandra Mauricio, Arjantin tarihinde bir ilke imza atarak, Cecilia’nın cansız bir nesne olmadığına, “insan olmayanların haklarını haiz” olduğuna karar verdi.
Karar emsal niteliğinde uygulamaları da kapsıyor: Cecilia kapatıldığı Mendoza Hayvanat Bahçesinden çıkarılacak, tüm tıbbi ihtiyaçlarının karşılanacak ve diğer şempanzelerle birlikte bir koruma alanına sevk edilecek.
Karar, Arjantin Hayvan Hakları Avukatları Derneği (AFADA) ve Büyük Maymun Projesi (Great Ape Project)’nin iki yılı aşkın bir süredir birlikte yürüttüğü yasal mücadelenin sonucu.
Hayvan hakları için mücadele eden bu kuruluşlar, Cecilia’nın hiçbir arkadaşı olmadan tek başına beton bir hücrede yaşamaya mahkum edilmesini yasaya aykırı olduğunu, Cecilia’nın sağlık durumunun yaşama koşulları nedeniyle giderek kötülediği iddiasıyla Mendoza Hayvanat Bahçesine dava açmıştı.
Hâkim Mauricio, davayı sonlandıran nihai kararında insan olmayan varlıkların “hayvan doğalarından kaynaklanan” haklara sahip olduğuna, Cecilia’nın Büyük maymun projesinin  Brezilya'daki maymun koruma sığınağına ivedilikle sevk edilmesine karar verdi. Kararda, hayvanat bahçelerinin hayvanların doğal habitatlarında yaşama hakkına aykırı olduğu da belirtildi.
Hayvanların yaşam hakkının ve esir edilmelerinin bu hakka ve yasaya aykırı olduğunun resmen tanınması, hayvan hakları mücadelesi için son derece önemli bir kazanım.
Hayvanları doğal habitatlarında yaşama hakkı tanınmış oldu
Mauricio, Los Andes gazetesine yaptıpı açıklamda “Medeni Kanunla güvence altına alınmış haklardan söz etmiyoruz. Ancak tüm canlı türlerinin kendilerine özgü hakları vardır: Gelişme ve doğal habitatlarında yaşama hakkı” dedi.
Kararda, Mendoza Hayvanat Bahçesi yetkililerinden Cecilia ayrıldıktan sonra da hayvanat bahçesinde tutulan hayvanların yaşama koşullarının iyileştirilmeleri için somut adımlar atmaları talebi de yer aldı.
“Bir insanın yüreğini, hayvanlara karşı muamelesine bakarak yargılayabilirsiniz”
Hâkim Mauricio kararı okuduktan sonra mahkemeyi Immanuel Kant’ın şu sözleriyle kapattı: “Bir insanın yüreğini, hayvanlara karşı muamelesine bakarak yargılayabilirsiniz.”
Büyük Maymun Projesi yöneticisi Pedro Terrados Pozas da basın açıklamasında, Hâkim Mauricio’nun “tarihi öneme sahip bir karara” imza attığını, bunun bütün hayvanlara karşı muamelenin iyileştirilmesi yolunda büyük bir adım olduğunu belirtti.
Cecilia, daha önce dünyanın en mutsuz ve yalnız kutup ayısı olarak tanınan Arturo‘nun da 20 yıl boyunca zorla tutulduğu Mendoza hayvanat bahçesinde tutuluyordu. Arturo, kapatıldığı hücreden kurtarılması için 1 milyona yakın imza toplanmasına rağmen hayvanat bahçesi yönetimi tarafından serbest bırakılmamıştı. Arturo, geçtiğimiz Temmuz ayında Mendoza Hayvanat Bahçesinde ölmüştü.

vicdansız batı


Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, oturan insanlar ve açık hava





Fransızlar Paris'te sığınmacıların köprü altlarında yatmamaları için bölgeye taş kaplerini yerleştirmişler.














17 Şubat 2017 Cuma

Gırgır paçavrası



Eğer kendilerine sorsan biz sırf lafa dalmış şakalasıyorduk derler.De ki Allah ile ayetleri ile peygamberleri ile mi alay ediyordunuz?

(Tevbe/65)


Otomatik alternatif metin yok.


Gırgır dergisinin bu haftaki yayının da Hz.Musa a.s'a hakeret içeren bir karikatür yayınladı.
Özene özene ahlaksız Çarlie hebro çizerlerine özenmiş bu edepsiz.Allah'ın peygamberlerine hangi hakla alaya aldıklarını zannediyorlar.Küstah havra duvarına işemiş!
Allah ın gazabı üzerinize olsun.




Muhteşem bir kıraat hafız Abdullah Kamel





Uzun zamandır böyle bir Kur'an kıraatı arıyordum iki yıl önce buldum elhamdülillah tabi Mehmet Emin Ay hoca'nın naat okuyuşundan sonra gelir Abdullah Kamel hoca.Gözleri ama Abdullah Kamel'in Allah bu dünyayı görmesini nasip etmemiş ama çok daha kıymetli marifetler vermiş hem kalbine hem de sesine maşaAllah tebarekAllah.Eğer Kur'an-ı Kerim'i aşrı şerif gibi okumak isterseniz Abdullah Kamel size çok iyi bir hoca olacaktır.Allah cc bizim ayaklarımızı doğru yolunda sabit kılsın.Amin.





Gözleri görmemesine rağmen gönül gözü açık çok da hayat dolu maşaAllah












hür insan




Kimdir hür insan? 
(Nasibince) Derinliklere inebilen, yüceliklere kanatlanabilen, enginlere açılabilen bir tekâmül yolcusudur hür insan. Ayaklarında pranga yoktur; yüreğinde kin, nefret, inat gibi lüzumsuz ve ağır yükler yoktur, önünde cehaletin karanlığı yoktur, iradesinin üstünde nefsinin ipoteği yoktur.
Ahmet selim

öyle






Sevdiğimiz insanların yanında tahtanın üzerinde yatsak da, tahtadan daha yumuşak bir yerde yatmadığımızı söyleriz.





14 Şubat 2017 Salı

Tarık Yıldızı (Kapıyı Çalan Yıldız)


pulsar star ile ilgili görsel sonucu



Ve Evren’e ve Vuruşlu’ya (Tarık’a) (86:1)
Vuruşlu (Tarık) nedir kavrayabilir misin? (86:2)
O delici yıldızdır. (86:3)



İnsan kulağı alemdeki tüm sesleri duyamamaktadır.250 Hz ve 300 Hz arasındaki konuşma frekansı bölgesini duyar.Bunun altındaki infrasound denilen alçak frekanstaki sesleri ve üzerindeki Ultrasonic denilen çok yüksek frekanstaki sesleri duyamaz.Bunlar ancak bu yüksek frekansları algılayan cihazlar ile kaydedilebilir.

Asrımızda bilim ve tekniğin gelişmesi ile alemde çok yüksek frekansta ses çıkaran,atmosferden tutun güneş sistemindeki bir çok gezegenin çıkardığı ultrasonik sesler kayıt altına alınmıştır.Bunların içlerinde en ilginç olanı bilim adamlarının Pulsar diye isimlendirdikleri Kur'an da Tarık yıldızı olarak geçen ve kendisine yemin edilen bir yıldızdır.İsmi Tarık olan bu yıldız tıpkı kapıyı çalan bir kimsenin çıkardığı ses gibi ses çıkarmaktadır.İşin en ilginç yanı ise Arapça da Tarık kelimesinin kapıyı çalan manasında olmasıdır.

Tarık aslında "tark" kökünden ism-i faildir.Tark bir ses işitilecek şekilde vurmak,çarpmaktır.Buna göre "tarık",esasen "tokmak vurur gibi şiddetle vuran ve kapıyı çalan" demektir.

Bundan 1400 yıl önce bilim ve tekniğin olmadığı bir zamanda kapıyı çalan manasında Tarık olarak bildirilen bu yıldızın bu zamanda keşfedilen sesinin tıpkı kapı çalması şeklinde olması nasıl izah edilebilir?

Seyrangah.tv





12 Şubat 2017 Pazar

Beyaz Balon (The White Balloon)



the white balloon ile ilgili görsel sonucu


Raziye isimli küçük kızımız evinin  bahçesinde ki  süs havuzunda balık olmasına rağmen annesinden hediye olarak bir japon balığı ister.Annesi tatlı biraz şımarık kızımızın ısrarlarına dayanamaz ve Raziye ye istediği balığı alması için bir miktar para verir.Küçük kız abisi ile japon balığını almak için yola koyulur ve filmin gerilim sahneleri de böylece başlar.Para bir motorsiklet sürücüsünün yüzünden bir dükkan ın mazgalının içine düşer.Ne yazık ki dükkan kapalıdır.Parayı çıkarmaya çalışsalarda başarılı olamazlar.Terzi,baloncu,asker ve yılan oynatıcısı parayı mazgaldan çıkarmaya hatta paraya talip olmaya çalışıcaklardır.

the white balloon ile ilgili görsel sonucu

Raziye sonun da balığı almak için balık satıcısına gider rafta kocaman ışıl ışıl görünen balık tepeden bakıldığında gözüne cılız gözükür.

Raziye:Ama bu çok küçük daha büyüğünü istiyorum.

Satıcı:Ama sen tepeden bakıyorsun.Oradan bakınca hep zayıf görünürler.Yandan bak.Ne kadar iri gördün mü? İşte hep böyle bakmalısın.


İlgili resim


Film de gözleriniz hep beyaz balon arıyor.Filmin adı Raziye nin balığı 😊 olmalıyken neden beyaz balondu.Akşam olur herkes evine döner ama fakir balon satıcısının elinde satamadığı bir beyaz balonu kalmıştır.

Aileniz ile severek izleyeceğiniz minik nükteler ile dolu tatlı bir film.







11 Şubat 2017 Cumartesi

onu bağışlayın



Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, ayakta

Onu bağışlayın
O bazen
Vücudunun kederli bağlantısını
Durgun sularda
Boş mezarlarla, unutuyor
Ve aptalca zannediyor ki
Yaşama hakkı var,

Onu bağışlayın
Bir resmin sıradan öfkesini
Kışkırtmanın uzak arzusu
Kağıdının gözlerinde eriyor

Onu bağışlayın
Baştan başa tabutunda
Ayın kırmızı halesi geziniyor
Ve gecenin değişken kokuları
Vücudunu bin yıllık uykusundan
Uyandırıyor

Onu bağışlayın
O içten yıkık
Ama hala gözlerinin içi ışık zerrelerinin hayaliyle parlıyor
Ve anlamsız saçları
Ümitsizce aşkının soluklarının etkisi ile titriyor

Ey mutluluğun sade ülkesinin sakinleri
Ey yağmurda açılan pencerelerinin komşuları
Onu bağışlayın
Onu bağışlayın
Çünkü büyülenmiş
Çünkü sizin ağır gelen varlığınızın kökleri
Onun gurbet topraklarında derinlere kök salıyor
Ve onun kolay inanan kalbi
Hasretin acı darbeleriyle
Göğsünün içinde kabardıkça kabarıyor

Furuğ Ferruhzad





9 Şubat 2017 Perşembe

Güzel bir öncü:Mahmut Esad Coşan


esad coşan ile ilgili görsel sonucu


O nasıl güzel bir insan, nasıl tatlı konuşan bir sohbetçi idi. Numarasız, sade ve dolu dolu bir Müslüman idi Esad Coşan merhum.


Güzellikleri fark etmek kolay mı?
Şehrin en güzel camilerinden biridir Süleymaniye. Manzarasıyla, kedileriyle, hikayeleriyle, semtiyle, mimarıyla, sultanıyla… İstanbul Üniversitesi öğrencilerine tahsis edilmiş gibidir çoğu zaman. Ön kapıdan çıktıysanız Beyazıt’a, arka kapıdan çıktıysanız Süleymaniye’ye düşer yolunuz.

Bu kadar sık uğranılan yeri namaz kılıp terk etmek olmaz. Sağını solunu, bahçesini, haziresini merak eder insan. İşte bu merak çeker sizi. Aşınmış mermere basar, küçücük kapıdan geçersiniz. Sağlı sollu mezarlar karşılar sizi. Süleymaniye’de yatmak fikri garip gelir birden. Kimlerdir acaba dersiniz. Kimler olduğu mezar taşında muhakkak yazıyordur ama okuyamazsınız. Bir küfür göndermek harf devrimine? Yok yok. Sırası değil. Belki daha sonra… Sizden, babanızdan, dedenizden yaşlı taşlara basarak ilerlersiniz o dar yolda. Sağınızda genişçe bir alan görünür sonra. Ve Sultan Süleyman’ın türbesi. Ayakkabınızı tekrar çıkarmaya üşenmezseniz ziyaret edebilirsiniz onu. Kapalı olabilir, sinirlenmeye gerek yok. Harf devrimine küfür edeceksiniz ya hani bir ara, o zaman bunu da eklersiniz yanına. Şimdi olmaz. 


Süleymaniye'nin güzel kabirleri
Kanuni’yi sağınıza alıp ilerlediğinizde yine sağınızda küçük bir yol daha belirir. Birkaç adımda o yolu bitirir, asıl güzellere kavuşursunuz. Sessiz sakin birileri karşılar sizi. Muhammed Zahid Kotku ve hemen yanında Halil Necati Coşan. Yeterince güzel vardır orada. Ama sanki bir de eksik vardır. Kalbinizin bir parçası başka yerde atmaktadır. Dünyalar güzeli bir adam daha buralarda olmalıdır. Onun hakkıdır bu hazire. Ama birilerinin kaprisine kurban gitmiştir. Birilerinden onay çıkmamıştır. Buralarda değildir işte. Henüz küfür etmiyoruz unutmayın! Biraz sakinleşir, biraz kendinizi dinlerseniz,  peşine düşerseniz kalbinizin o parçasını Eyüp’te bulursunuz. Mahmud Esad Coşan, 2001 yılından beri oradadır.

Esad Coşan, bir ömre sığdırılabilecek ne varsa hepsini sığdırmayı başarmış nadir insanlardandır. Akademik çalışmalar yapıp profesör ünvanını almış, birkaç tane dile tam anlamıyla hakim olmayı başarmış, -bunu yaparken anadiline en ufak bir zeval getirmemiş- bunun önemini "Batı dillerinden en az birini, kendi kültürümüzün temeli olan Arapça'yı, Farsça'yı, Osmanlıca'yı iyi öğrenmeye girişmeliyiz." sözleriyle dile getirmiş, yıllarca hadis sohbetleri yapmış, dergiler çıkarmış, dergilerde yazılarını yayınlamış, aile eğitim seminerleri, genç seminerleri şeklinde her kesime yönelik seminerler düzenlemiş, nezaketi üzerine harika bir şekilde oturtmuştur. "Kültürel meselelerle ciddi olarak ilgilenin." diye bir öğütte bulunmuş ve bunu sözde bırakmayıp kendi yaşayışıyla göstermiştir. sosyal faaliyetlerin önemine sık sık vurgu yapmış, ticaretin bile sosyal alana hizmet etmesi gerektiğini savunmuştur. 
 mahmut esat coşan ile ilgili görsel sonucu
Her alanda!
Esad Coşan ve çevresindekilerin el atmadıkları alan yok gibidir. Sağlık, eğitim, basın yayın… Hakyol Vakfı, Seha Neşriyat, Vefa Yayıncılık, İslam dergisi, Kadın ve Aile, Gül Çocuk, İlim ve Sanat, Teklif (Hukuk dergisi), Panzehir (Sağlık dergisi), Sağduyu gazetesi,AKRA...  Akla gelebilecek bir çok alanda faaliyet göstermişlerdir.
Bunları yaparken de cemaat taassubuna girmeden, Müslümanların Türkiye'de ve dünyada nitelikli kimi varsa onlardan da istifade ederek yapmaya gayret etmişlerdir işlerini. Hatta bu anlamda ilk oldukları bile söylenebilir.   
Buralarda yapılacak her şeyi yapan Esad Coşan, Avustralya’ya gider. Ömrünün geri kalanını  da orada geçirir. Orada da boş duramaz, sürekli koşuşturur. Yine bir koşuşturmaca esnasında, bir cami açılışına giderken, trafik kazasında hayatını kaybeder. O da 63 yaşında ölen güzellerden olmuştur. Bu kaza sevenlerini büyük hüzne boğmuştur.   

Ayrıcalıklı  olamazmış!
Cenaze Türkiye'ye getirilir. Süleymaniye’ye, olması gereken yere, yıllarca peşinden koştuğu, ayak izlerine basarak ilerlediği ve aynı zamanda kayın pederi olan zâtın yanına gömülmesi için Bakanlar Kurulu kararı gerekmektedir. Karar çıkarılır. Ancak “Hiçbir kişiye, sınıfa veya zümreye ayrıcalık tanınamaz.” gibi bir gerekçeyle cumhurbaşkanı bu kararı onaylamaz. Bu ikinci darbe, sevenlerinin hüznünü katlasa da cevap, cami avlusunda verilir. Fatih Camisi’nde kılınan cenaze namazının ardından Eyüp’e yürüyen insanlar, o caddenin belki de şu güne dek görmediği kadar büyük bir kalabalık oluştururlar. O gün oradaki kalabalık, Esad Coşan’ın ne kadar “ayrıcalıklı” olduğunu göstermiştir. 
esad coşan ile ilgili görsel sonucu

Nazik ve tatlı!
Video paylaşım sitelerine göz atarsanız, Esad Coşan için aklınızda oluşacak ilk şey, inanılmaz nazik ve tatlı oluşu olacaktır. Kendi devrinde tabiri caizse asan kesen hocalardan geçilmezken o tam aksi yolu tercih etmiştir. Huzur veren, sakin bir ses tonuyla anlatacaklarınız anlatır. Sesinin yükseldiğine kolay kolay rastlayamazsınız. Ben izlediğim bir çok kayıtta yalnızca bir kere denk geldim. İnsanların manevi konulara olan ilgisizliğinden yakınıyordu. Yani sesini yükseltmekte haklıydı! Genel olarak ise hep sükunetini korumuştur. Ara ara yaptığı esprileriyle ve daha sık olarak anlattığı kısa hikayeleriyle sohbetine renk katmayı ve dinleyenleri diri tutmayı başarmıştır. Bir çok konuşmasında dikkatli dinlendiğinde fondaki çocuk sesleri yakalanabilir. Çocukların korkutularak değil, özgür bırakılarak eğitilebileceğini kabul etmiş ve bu yüzden onları baş tacı etmeyi tercih etmiştir. 
İbadetlerimden tad alamıyorum diye yakınan birine, "Tad almak için ibadet etmiyorsun. Borcun olduğu için ediyorsun. Eğer tad istiyorsan ileride tatlıcı var. Hem sahibini de tanırız, cemaatimizdendir. Git orada bir şeyler ye." diyebilir ve bunu derken kızmaz, sinirlenmez, tam aksine nükte yaptığını hissettiren bir tavrı vardır. 
Sade Hayat Derneği'nden haberdarsınızdır. Esad Coşan da sade bir hayattan yanadır. Bunu "Evlerimizde sadece akla uyan, işe yarayan lüzumlu, faydalı eşya bulunsun." diyerek dile getirmiş, lükse, şatafata, aşırılığa her zaman karşı çıkmıştır.


"Nesi yanlış yahu"
Esad Coşan hiçbir zaman çevresindekilerden üstün biri değildir. Herkes gibidir. Herkesin oturduğu sofraya oturur, herkesle birlikte yemeğini yer, herkesi dikkatle dinler, fakat herkesten farklı olarak salıncağa biner! Bu farklılığı ise fark olmanın aksine herkes gibi olmanın, kasılmamanın, böbürlenmemenin işaretidir. "Mutlaka sizin dışınızdaki insanların güzel taraflarını görmeyi öğreneceksiniz. Kusurlu olarak kendinizi göreceksiniz." sözü, sanırım alçakgönüllülüğünü ve daha birçok vasfını anlatmaya yeter.

Esad Coşan'ı seviyoruz ve rahmetle anıyoruz. Tasavvuf, tarikat kavramlarına uzak duran insanların, bir insanı bu kadar sevmenin, birine bağlanmanın doğru olmadığı şeklindeki itirazlarına ise bizzat onun dilinden cevap veriyoruz. "Bir insanın bir diğerini sevmesinin neresi yanlış yahu!"

Merve Akbayır 

dünyabizim.com




dağınık şiir



kill bill ile ilgili görsel sonucu



ne zaman kimden borç istersem
beter bozuyorum ağzımı kendime
o kutsalı kalmamışların ittifakına bakıp
ağzımı beter bozuyorum
dağınık şiirler oluyorum o zaman
kimin umurunda
güzeller güzeli beyaz ve kloş eteğime
bakıyorsun kardeş kanı sıçrıyor
bakıyorsun tarif edemem
bir barut kokusu incecik bileğimden
Dilek Kartal







6 Şubat 2017 Pazartesi

İnsandaki nefreti söküp atacak tek bir ezgi bulamadım.






Gözlerimi kapayacak bir yer bulamadım.
Bana cevap verecek bir dost bulamadım.
Beni alıp götürecek bir dalga bulamadım.
Endişemi dile dökecek bir tek söz bulamadım.
İnsandaki nefreti söküp atacak tek bir ezgi bulamadım.
Halkımı bulamadım,
Ailemi,
Mutluluğumu,
Yolumu,
Bulamadım.
Hislerimi tutuşturacak bir köz bulamadım.


Emel Mathlouthi