14 Nisan 2017 Cuma

Küçük çocuğu olan onun hatrı için çocuklaşsın.Hz.Muhammed (asm)











baykuş uğursuz değildir

Otomatik alternatif metin yok.
Görüntünün olası içeriği: iç mekan
Görüntünün olası içeriği: masa ve iç mekan

(Mimar Sinan camilerindeki baykuşlar, ilki Süleymaniye, diğer ikisi Selimiye.)

Ka’bü’l-Ahbâr (r.a.) Hz. Ömer’in huzurunda şöyle anlattı:
“Ey Emîrulmü’minîn, geçmiş peygamberlerin kitablarında okuduğum en acayip şeyi sana haber vereyim. Bir peçeli baykuş, Süleyman aleyhisselâmın yanına geldi, selâm verdi. Hz. Süleyman selâmını aldı. Sonra aralarında şöyle konuşma geçti:
“Ey baykuş, neden topraktan bitenlerden yemezsin?”
“Hz. Âdem topraktan biten şey (buğday) sebebiyle cennetten çıkarıldı.” dedi.

“Niçin su içmezsin?” diye sordu;
“Çünkü Nûh aleyhisselâmın kavmi suda boğuldu.” dedi.
“Neden îmar edilmiş mâmur yeri terk edip harabeleri mesken tutarsın.?”
“Harabeler Hz. Allah’ın mirasıdır, ben de Hz. Allah’ın mîrâsında otururum.
“Harabe üstüne konduğunda ne dersin?”
“Burada yiyip içerek geçinenler hani nerededir?” derim.
“Ya îmar edilmiş yer üzerinden geçsen ne dersin?”
“Yazık Âdemoğluna ki önünde nice güçlükler varken nasıl rahat uyumaktadır?” derim.
“Gündüzleri niçin çıkmazsın?”
“Âdemoğlunun kendisine ettiği zulmün çokluğundan…” dedi.
“Öterken ne dersin?”
“Ey gafil, âhiret yolculuğun için azık hazırla! derim ve ‘Subhane hâlikun Nur” diye zikrederim.” dedi.
Bunun üzerine Hz. Süleyman (a.s.) şöyle buyurdu: “Kuşlar içinde insanoğluna bu kadar güzel nasihat eden ve bundan daha şefkatli olanı yoktur. Câhillerin ondan nefret etmeleri, onu uğursuz saymaları ne acayip şeydir..”




Müslüman kimseye boyun bükmeyecek...





Müslüman kendisini alçaltmayacak, kimseye şakşakçılık yapmayacak, kimseye boyun bükmeyecek. Rızkın Allah'tan geldiğini bilecek, hiçbir haksızlığa da katılmayacak, ortak olmayacak. "Şurdan bana menfaat geliyor." diye de, ciğeri beş para etmeyen heriflerin karşısında el pençe divan durup, menfaatten dolayı saygı gösterme durumuna gelmeyecek. Eğer böyle yaparsa, dininin üçte ikisi gider. 

Mahmud Esad Coşan 








aslında hiç yoksun


ağaç ve mezar taşı ile ilgili görsel sonucu

Çok yürümüş, çok uzaklaşmış, başlangıçta hiç ummadığımız, hiç beklemediğimiz yerlere varmış, sürüklenmiş, savrulmuş olabiliriz ama unutmuş, unutabilmiş değiliz. Bizi ilk bulunduğumuz yere çağıran bir yorgunluk, bir sızı, hiçbir şeyle dindiremediğimiz bir hasret var içimizde. Hiçbir zaman tam olarak yerlisi olamadığımız, içimizin hiçbir zaman tam olarak ısınamadığı, alışamadığı yeni yerlerden bizi durmadan geri çağıran bir ilk yer, bir başlangıç noktası var. Daha ilk adımı atmakla gurbetine düştüğümüz bir öz vatanımız var. Bir şey var; zaman bizi hangi kılıklara sokmuş olursa olsun, bizi kendi halimizle gören, bilen ve sadece bize ait olan sırrı hiç ara vermeden kulağımıza fısıldayan bir şey var. Ve biliyoruz ki o şey, sonradan bulaştığımız, yaşadıkça içine karıştığımız ve sanki parçasıymış gibi göründüğümüz başka her şeyin yabancısı kılıyor bizi!

“Bazen hatıralar o kadar işgal ediyor ki kafamın içini” dedi beyaz saçlı adam gözlerini hiç açmadan, “sanki şimdiki zaman hiç yaşanmadan boşa gelip geçiyor!”
Geçmiş, artık hiç içinde olamadığımız ama hep içimizde olan şeylerin, her işittiğimizde canımızı yakan ortak adı...


William Faulkner, “Geçmiş asla sona ermez, hatta geçmez bile” diyor birkaç kelimenin omuzlarına yüklediği bir sarsıcılıkla. Faulkner haklı geçmiş geçmiyor, eğirilen yün gibi bir yumakta birikip duruyor. Peki geçen ne o halde? Gelecek! Durmadan ucundan kemirdiğimize göre, eksile eksile sürekli azaldığına göre, geçen sadece 'gelecek'!


“Sence insanlar bir gün zamanda yolculuk yapabilecekler mi?” diye sordu meraklı olan. “Şimdi ne yaptıklarını sanıyorsun!” dedi gülümseyerek meseleyi kendince çözmüş olan.
Noktası uyuyakalmış bir cümlenin virgülü lafı elbette uzatır, hayat böyle!
Jules Verne'nin 'Seksen Günde Devrialem'ini elinde evirip çevirip “Ne kadar uzun sürmüş!” diye mırıldandı biraz önce kitapçıdaki huysuz çocuk.


Sanki dünyaya solgun bir fotoğraf çerçevesinin içinden bakıyor ve eskimelerine izin vermemek için hayatının bütün renklerini iç ceplerinde saklıyordu.
Saatlerin tıkırtılarına sağırlaşmamıştık henüz; bir gün saatimizi kurmayı unutsak, sanki o gün, akreple yelkovanın mecalinin tükendiği anda hayat duruverecekmiş gibi geliyordu hepimize.
Hakikatten nasibi olmayan kişi beyhude tutuşan bir kibrit çöpü gibidir; kendi karanlığının içine bir tek kandil uyandırmadan öylece yanar geçer.


Hiçbir gökkuşağının bilmediği renkleri bilen, o renklerle nice gönül nakışları işleyen insanlar da var.
“Yandır beni yandır beni, aşk meyine kandır beni/ Sarhoş edip döndür beni, mestanın olayım senin./ Al bende benlik kalmasın, kimseler hâlim bilmesin/ Nâm ü nişânım kalmasın, pinhânın olayım senin./ Bu can kuşun sana uçur, aşk meyinden bana içir/ Bu tâc ü hırkadan geçir, üryânın olayım senin” buyuruyor Seyyid Nizam Hazretleri, rahmet olsun.


Yanıp kavrulduysan şu bitmeyen hasretten; şikayeti bırak, say geriye kesretten!
“Sanma ki pek çoksun” dedi meczup, “aslında hiç yoksun!”


Gökhan Özcan





Fransız sanatçı Stephane Blet:Avrupa'dan utanıyorum!

Türkiye'ye yakın olduğum için bana faşist diyorlar.


stephane blet ile ilgili görsel sonucu

Fransız piyanist ve besteci Stephane Blet, Türkiye'ye karşı korkunç bir senaryo hazırlandığını belirterek, Avrupa'da insanlar Müslümanlardan korksun diye medyanın kullanıldığını ve bir Müslüman - Hristiyan savaşı çıkarılmaya çalışıldığını söyledi.

Fransız sanatçı Blet: 'Ben gerçekten Avrupa'dan utanıyorum. Avrupa'da çok kötü bir Siyonist hareket doğurmaya çalışıyorlar. İnsanlar Müslümanlardan korksun diye bütün medyayı kullanıyorlar. Müslümanlarla Hristiyanların savaşmasını istiyorlar'- 'Türkiye'ye yakın olduğum için Fransa'da bana faşist diyorlar. Ben sanatçıyım. Hristiyan doğdum ama Müslümanlarla çok yakınım. İşte bunu istemiyorlar.
Türkiye'ye ve Türklere duyduğu sevgiyle tanınan Blet, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Avrupa'nın Türkiye'ye karşı olan tutumunu eleştirdi.
Blet, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a olan saygısını da her fırsatta dile getirdiğini ifade ederek, Türkiye'ye karşı korkunç bir senaryo hazırlandığını kaydetti.
Türkiye üzerine kötü bir algı oluşturulmaya çalışıldığını aktaran Blet, "Böyle bir şey olacağını daha önceden görebiliyordum. Ben gerçekten Avrupa'dan utanıyorum. Fransızım ama Fransa eskisi gibi değil. Ben çok korkuyorum. Ne yapmaya çalıştıklarını çok iyi görüyorum. Avrupa'da çok kötü bir Siyonist hareket doğurmaya çalışıyorlar. İnsanlar Müslümanlardan korksun diye bütün medyayı kullanıyorlar. Müslümanlarla Hristiyanların savaşmasını istiyorlar." diye konuştu.
AVRUPA DAHA ÇOK KÖLE İSTİYOR
Avrupa medyasında çok abartılı haberler ve konuşmalara yer verildiğine dikkati çeken Stephane Blet, şöyle devam etti:
"Uzun zamandır Türkiye hakkında hiç iyi konuşmuyorlar. Sürekli kara propaganda yapılıyor. Bu durumlara kızıyorum. Çünkü ben Türkiye'nin nasıl bir yer olduğunu biliyorum. Fransa'da Müslümanlar da yaşıyor. Hiçbir sorun yoktu ama medya, sorun olsun diye çalışıyor. Avrupa'da ekonomi kötü ve insanların bu ekonomik korkusunu büyütmeye çalışıyorlar. Büyük bir tehlike ve kaos için yapılan çok büyük bir plan var. Ekonomi üzerinden hareket ediyorlar ve daha çok köle istiyorlar."
Bugüne kadar 300'ün üzerinde esere imza atan ve birçok ödüle layık görülen Blet, her Avrupalının ırkçı olarak algılanmaması gerektiğini kaydederek, Avrupalı halkın kötü siyasetçilerden sıkıldığı yorumunu yaptı.
Fransa'daki bazı konserlerinin iptal edildiğinin altını çizen sanatçı, "Türkiye'ye yakın olduğum için Fransa'da bana faşist diyorlar. Bu durum çok kötü ve üzücü. Her şey politik olmaya başladı. Ben sanatçıyım. Hristiyan doğdum ama Müslümanlarla çok yakınım. İşte bunu istemiyorlar. Gazeteciler doğruyu bildikleri halde, insanlar korksun diye sürekli yalan söylüyor." dedi.
Görüntünün olası içeriği: 6 kişi

BİR KÜLTÜR KÖPRÜSÜ KURMAYA ÇALIŞIYORUM
Türkiye'ye ilk kez 23 yıl önce gelen Stephane Blet, birçok yerden tehditler aldığını da sözlerine ekleyerek, şunları aktardı:
"Marsilya'da Türkiye için konferans verdim. Sonrasında PKK'lılardan sürekli tehdit mesajları aldım. Fransa'daki siyasiler bunun için hiçbir şey yapmıyor. Paris'te PKK'lılar 'Türkler ölsün' diye gösteri yapıyor. Bu nasıl mümkün olabilir? Kim izin veriyor bunlara? Ben görünce şoke oldum. Tabii ki arkalarına bir güç almışlar. Onun için çok rahatlıkla bunu yapabiliyor. Biz bir gösteri yapmak istediğimizde buna izin alamıyoruz. Polis bir saniyede seni öldürüyor. PKK budalası insanlar için ise hiçbir şey yapmıyorlar."
Her şeye rağmen sanatını icra etmeye devam ettiğine işaret eden piyanist, "Avrupalıların Türk tarihini öğrenmesi için çalışıyorum. 12 tane Osmanlı - Türk rapsodisi besteledim. Fransa'da birçok piyanist çalıyor benim bu eserlerimi. Bir kültür köprüsü kurmaya çalışıyorum. Yavaş yavaş oluyor tabii ama ben Türkiye'yi, Türkleri seviyorum ve bunu yapmaya da devam edeceğim." ifadelerini kullandı.



"Halk; yani o büyük, o sessiz şarkı"












9 Nisan 2017 Pazar

idrak et,dua et,tövbe et,halini düzelt


la ilahe illa ente sübhaneke inni küntü minezzalimin tumblr ile ilgili görsel sonucu



Yunus Peygamber halkına yararlı olamadığı için halkı onu
dinlemediği için, mücadele etmek yerine oradan ayrılmayı tercih
etmişti. Allah ise onun orada kalıp hakikati anlatmasını istiyordu.
Yaptığı hatalıydı ve sonuç olarak yaptığı deniz yolculuğunda gemiden
denize atıldı ve balık onu yuttu. Yunus peygamber başına
gelenlerin kendi hatası olduğunu anlıyor. Ve Allah’a dua ediyor,
yakarıyor. Diyor ki “Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni eksikliklerden
uzak tutarım. Ben gerçekten (nefsine) zulmedenlerden
oldum’’. Yani kendi nefsine kendi zulüm ettiğini anlıyor. Başına
gelenlerin kendi yüzünden olduğunu anlıyor. Önce yanlışını idrak
edip itiraf etme, sonra yakarma, sonra halini düzeltme.








2 Nisan 2017 Pazar

başka alemlerden farkımız bizim


Ne kadar çirkindir o uğruna kendilerini sattıkları şey ki; Allah'ın kullarından dilediğine kendi lütuf ve kereminden vahiy indirmesine kafa tutarak, Allah ne indirdiyse hepsini inkâr ettiler. İşte bu yüzden de gazap üstüne gazaba uğradılar. Can yakıcı azap asıl kâfirler içindir.

Bakara Suresi / 90


Görüntünün olası içeriği: 1 kişi




nefsini alçaklıktan koru!



Görüntünün olası içeriği: ayakta duran insanlar, açık hava, yiyecek ve doğa



Geçimini mertçe kazanmaya çalış

Nefsini alçaklıktan koru ki

Fakir olsan bile şerefli kalasın.


Hz.Ali(r.a)